(Bazen hatırlamakta fayda var!) ….. ‘Şu an dışarı çıkın. Yola yüzükoyun yatın ve ne gördüğünüzü bana anlatın’ desem ne yapardınız? Buna mecbur değil kimse, ama; yola çıkıp yüzükoyun yatamayanlar da en azından hayalen yapsın bu işi. Evet, ne gördünüz? Görülecek şeyler besbelli: Tozlar… Ayakkabılardan dökülmüş kuru çamur kalıpları… Çakıl taşları…Devamı

Çoğu insan için ne büyük bir hazdır; her adımda başında kıpırdayan dalgalar; her eğildiğinde yanağının üstünden firar etmeye çalışan şımarık, küçük bukleler; konuşurken gözünün önünde oynaşan yaramaz, muzip lüleler… Saçlarınızı sever misiniz?.. Saçlarınızı sever misiniz bilmiyorum, ama şunu biliyorum; pek çok kişi farkında bile değil saçlarının… Ta ki tel telDevamı

Bazen tiraj düşüyor ya, bu gazete kapanır!.. Ama sanırım bunu çoğunuz görmezsiniz; çünkü havada zehirli gazlar, suda zararlı eriyikler dolu. Peki ya yedikleriniz?.. Hazır gıda diye parayla alıp bebeklerinize yedirdiklerinizin çoğunu böceklerine bile yedirmiyor eloğlu… Zaten bu gidişle yakında Afrika akbabaları gagalarını silecek kaburga kemiklerinize, güneydoğu da çölleşmeye başlamış çünkü.Devamı

(On saat var yüreğini duymadım…) Ben, bir acı olurum; Gönlüne kiracı olsam… Düşsem içine; Sancı olurum! Düşsem, hayalsem, hatta vehimsem gecelerine, inan; Sükûnetine talancı olurum! Jilet yuttuğum, zıpkın yediğim gün siyanürlü tabağından; Kendi avıma av olmak… Râmına tav olmak… Ve çılgın rüzgârına kapılmak delibaş bir çıtalı uçurtma gibi… Ve koptu-kopacakDevamı

Seni seviyor olabilmesi, ve seni seviyor kalabilmesi; Seni seven kimsenin, kendini; sana "hizmetkâr" kılabilmesiyle çok alakalı… Hiç düşünmemiştin bunu değil mi; Hatta bir annenin, neden çocuğunu bu kadar çok sevdiğini bile… Hatta bir öğretmenin, kendini, neden kendi sınıfındaki yavruların ana veya babası (gibi) hissettiğini… Bir hasta bakıcının, bir yol kılavuzunun,Devamı

Bu sabah kitap okurken aniden şunu fark ettim ki; “ilm-i hal” hayat bilgisi demek!.. Şimdi gene birileri şöyle diyecek: “Bu çocuk bunu bile yeni mi öğreniyor!” Bunun üzerine bu çocuk da aynen şöyle diyecek,, yok yok, cevap vermeyecek… Biz çocukken bu isimde bir ders vardı, sanırım şimdi yok. Belli kiDevamı

Bu kelimeyi ilk defa okuyorsunuz. Bu kelime ilk defa yayınlanıyor çünkü… Bu kelime, çok sevilenler “sevgililer şehri” anlamındadır ve bu kelimenin bir isim olarak basılı olduğu kapakları taşıyan kitapların içinde yazılı binden ziyade evliyanın hayatları ve hatıraları hatırına ilham olmuş, bu harfler ilk defa bir araya gelmiştir…   Şehriyârân… SevgililerDevamı

Birbirinin uzağındaki iki yol gibi, iki “tembih”, geldi, aynı noktada birleşti… Biri; bizlere aktarıla gelen gelenek, terbiye, saygı biçimi. Diğeri; bugüne kadar karşıma çıkan en profesyonel düşünce sisteminin süzerek, imbikten geçirerek sunduğu metot… Neydi bu?.. “-Peki” de!.. -… “Peki” desen bile, gel de deli kanına anlat bunun mantığını!.. Büyüklerine, amirlerineDevamı

Bir "Kınalı Ali" hikâyesi anlatılır; Duymayan duysun, bilmeyen öğrensin, dinlemiş olan da bir daha dinlesin, diye. Çünkü çoğu hikayede, çoğumuzun alabileceği çok dersler vardır… Üsteğmen Faruk, cepheye yeni gelen askerleri kontrol ederken onlarla laflıyor, "nerelisin" gibi sorular soruyordu. Saçının ortası sararmış çocuğu görünce, merak ederek; – Adın ne senin evladım,Devamı

Daha az önce; epey zamandır uğraştığım havuzun başından gelirken ceviz ağacındaki yuva geldi aklıma… Tam altındaydım ve demin birkaç karga uçmuş ve yuvanın sahibi olan iki “guguşçuk” kuşunun kendilerine has “uçma seslerini” duymuştum. Geçen hafta cevizi silkerken çıkmıştım bu derme çatma yuvanın yanına. İki tane yumurta vardı içinde. Aklıma, şuDevamı

Hepimiz, ama hepimiz ipi göğüslemek istiyoruz… Ama hiçbirimiz koşmak istemiyoruz! Değil mi? Peki neden hepimiz kürsülerde alkışlanmak istediğimiz halde, hiçbirimiz pistlerde ter dökmek istemiyoruz?.. Cevap: Çünkü birazcık “tonton”uz ya, o yüzden de “tembel”iz!.. Ben bazen ne kadar “gıcık” olabildiğimin farkındayım… Ama sizden önce kendimi tırmalıyorum! İnanın, yarınki gazetede çok güzelDevamı

Biz, takdir edilmemeye alışığız. Bunca yıldır yazar ve çizerim; “sizin gönlünüzden başka” madalyam olmadı. Şükürler olsun!.. Size, bu şükrün “anlamını” ifade etmem mümkün değildir. Ama, bilin ki; teşekkürüm samimidir. Küçük bir çocukken, ne yapacağımı ve nereye gideceğimi bilmezken yazdığım bir şiir, bana vali elinden bir saat kazandırmıştı. Babamın o zamankiDevamı

20 sene olmuştur. Adını duyduğum günü gayet iyi hatırlıyorum; İstanbul Radyosu bugünden çok daha popülerdi ve gidip tanışmam için bana ismi verilmişti. Hangi gün cesaretimi toplayabildim, unuttum; ama merdivenler ve kapının kenarlarında nöbet tutan fiyakalı askerler, ve o kocaman kapı hatırımda… Şimdi tanıdığınız (o zamanlar hiç bilinmeyen) çok kişiyi benDevamı

Ekmeği ikiye böldükten sonra, eşitliğinden emin olarak ortaya koyabiliyor musun… Ve açıkça, net olarak diyebiliyor musun; Al, canının istediğin parçayı!.. Emeği, ve sana ait zamanları döktükten sonra bir insanın üstüne… Gördüğünde, karşındaki dudağın kıyısında kıymet bilmez bir tebessüm, asıl o zaman ne yapıyorsun?.. Artık geçmiş olan zamanlara bakıııp, bakıp ardında;Devamı

Sen ve ben için, özel bir gün olsun hadi bugün… Var mısın?..) ….. Sanıyorum ki hiç, ama hiç kimse; “Yaşasııın, yarın yine hatalar yapacağım” diye sevinmez!.. Henüz “kin” olmamış dünkü öfkeler bugünün, bu dönemin kıvamını oluşturmakta… Ama biz, acaba nasıldık beş sene geride?.. Kinlerimiz; derimizin yıllarca sürtünen yerlerinde oluşan nasırlaraDevamı

Özlemek ile, özlenmek arasındaki fark; Sen ile ben arasındaki farktan fazla değil!.. ….. Anlıyor musun?.. Özleyen, ile özlenen… Uçan bir ok; Ve bekleyen bir hedef tahtası… ….. Yol biterse eğer, veya yeterse ömrüm; Kavuşacağız!.. Özlemek ile, özlenmek arasındaki fark; Sen ile ben arasındaki farktan fazla değil!.. Sen ile ben arasındakiDevamı

Zamanımızda, hiç kitaba para vermemiş biri olmak ne kadar acı, öyle değil mi?.. Halbuki "kitaba" para ödemek; İçi dolu bir torbayla ayakkabı dükkanından, veya elbise mağazasından çıkmaktan çok daha iyi hissettirir kendini insana… Mümkünse sardırmam, torbaya bile koydurmam… Kalbime yakın olan koltuğuma sıkıştırırım çoğu zaman, yeni aldığım kitabı; Fısıldasın banaDevamı

Tombaladan çıkmadık! İki kuşak öncemizde yaşayanlar Osmanlı Devleti’nin evlatlarıydılar… Bizler tombaladan çekilmediysek, ve debelene debelene gün ışığına çıkmaya çalışan bir sarı civcivden daha akıllıysak; Dedelerimizin hayatından ibret alacağız!.. Onların, cihâna boyun eğdirebilmesinin bir sırrı vardı… Ve yine Osmanlı’nın, cihâna boyun eğmesinin de sırrı; cihâna boyun eğdirmesinin sırrı ile aynı idi!..Devamı

Özlemek ile özlenmek arasındaki fark nedir sence?.. Bal beklerken benden herkes… Ben, senin canını yakmışsam eğer,, veya, yani; senin canın yandıysa “ben” yüzünden… Bil ki artık; Ben yoktur yer yüzünde!.. Senin canın yanar, sanki bir oyunda gibi; Ama benim canım; yanıp kül olur, biter, tükenir, kalmaz artık ve ben kalmamDevamı

Bir ân’ı; bir anı olarak bıraktık geride!.. Unutmak; yarığı kapanmış bir yara gibi. Veya öksürse, sabah balgamından kurtulacak ciğer gibi; sanki silkelense "bu kara sinek" zihninden uçuverecek!.. ….. Biz,,, nerdeyiz?.. Biz, bir anı bırakmıştık geride… Bir an bırakmıştık, ve 17.127 can bırakmıştık! Takvimlerin kenarında 8 puntoluk bir cümlede mi kaldıDevamı