Herkes sigara yasaklarından bahsediyor ya bugünlerde. İşte bir sigara hikâyesi, hem de gerçek: 2000 Nisan ayının son haftasıydı. Kahvaltım bitmişti ama masada kalkmamıştım. Çay içmeye devam ediyordum sigarayla birlikte. Ve gazetemizin cumartesi ilavesini okuyordum. Sigara hakkında bir sayfa çıktı önüme. O sabah üçüncü sigaramı yeni yakmıştım. Bu yazı farklıydı, ilgimiDevamı

Ben… Bir zamanlar… Seni görürdüm gözlerimde… Ben… Bir zamanlar, severdim aynaları… Su içen bir ceylan gibi yüzüme sokulup, bakardım kendi gözlerime… Sen, benim gözlerimden; bana bakardın!.. Ben, bir zamanlar seni görürdüm gözlerimde… Bir “aaahh” desem, buharlanırdı yüzü göllerin!.. ….. Şimdi is sarıyor kırılmış aynaları, her âhımda; tütüyor içim… Tütüyor içim!..Devamı

Ders notlarımız, yerlerde sürünüyordu… Önceki senelerde parmakla gösterilen zekî talebeler, çok akıllı olduğu söylenen bizler, sonunda teslim olduk: Birkaç senede aptallığı, anlamazlığı, işe yaramazlığı kabul ettik! Yoldan çıkıp okullarından atılanlarımız oldu, bir kısmımız dersleri geçemeyip sınıfta kaldık, çoğumuz okul yönüne bakıp istikbal göremedikçe mücadeleden vazgeçtik… Sınıf geçenlerse hani “ayıp olmasın”Devamı

O sene, okullar açılırken her şey değişiverdi: Kitaplar değişti, derslerin isimleri değişti, hesaplamalar ve formüller değişti, derslerin üslûbu hatta kelimelerle birlikte öğrencilerin lisanı bile değişmeye başladı… Ben de o zavallılar arasındaydım! Bütün kitaplarımızın üzerine (ne demekse) Milli Tarih, Milli Coğrafya, Modern Fen, Modern Matematik gibi “millî” veya “modern” kelimeleri eklendi.Devamı

Merhabaaaa, milleeet :))) DÖNDÜM İŞTE… Uzun zamandır ilk defa İstanbul'dayım, hem de tam 2 günlüğüne 😉 Önce Kuzuluk Kaplıcalarındaydım, biliyorsunuz ki orası devremülktür ve her sene aynı tarihte iki haftalık tatil yaparsınız; içinde kaplıca suyu olan dairelerde. Hep aynı mevsimde gittiğiniz için tanıdıklarınız olur, kendinize ahbaplar bulursunuz. Orası köyünüz gibi olur…Devamı

Sorum şuydu: "Bir vatandaş olarak SABANCI size ne öğretti, bir insan olarak ondan ne öğrendiniz?.." Aldığım cevapların devamı işte aşağıda: ….. Sağlık ve sıhhatin önemini rahatsız olan oğlundan dolayı bir defa da ondan öğrendim. Ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak… (Muhittin Erdoğan/Esnaf, Tarsus) Başarının meyvelerini vatan toprağında yaşayan diğer insanların hizmetineDevamı

Herkesin her şeyi söylediği gün ben onun hakkında iş, para ve siyaset dünyasındaki isimlerin değil de, kendi ulaştığım isimlerin ne düşündüğünü-ne diyeceğini merak ettim… Sorum şuydu: "Bir vatandaş olarak SABANCI size ne öğretti, bir insan olarak ondan ne öğrendiniz?.." Aldığım cevapların devamı işte aşağıda: Her konuda dürüst olmayı, her şarttaDevamı

Renk renk kocaman kravatlar takan bu ufak tefek adamdan her ülkede birer ikişer tane bulunmuyor. Bir ülkenin şansıdır yani “kendi içinden” çıkmış olması, böyle kimselerin… Dikkat edin şimdi: Ben, kenarından kıyısından sade ve sadece bir köşe yazarıyken, (Sabancı’dan başka) kaç zengin için “adam” diye hitap edebilirim ki satırlarımda?.. Adam olmak,Devamı

Bir filmde izlemiştim; küçük bir yerli çocuk, çakal veya benzeri bir vahşi hayvanla karşılaştı… Elinde taşıdığı bir şey vardı, hemen onu başının üzerine koyup öylece durdu… Bir müddet sonra önce geri geri çekildi, sonra da hızlanarak yürüyüp kaçmaya çalıştı. Ama hayvan peşinden geldi, ve iyice yaklaşınca elindeki o şeyi tekrarDevamı

İnsan; neyi, ne zaman, nasıl, nerede anladığını anlamıyor… Bunun gibi, ne zaman, nasıl, nerede; neyi anlayacağını ise bilemiyor!.. Anlatabildim mi? Bir şeyler anlaşılıyor mu?.. Bunu biliyordunuz, zaten ben de biliyordum bildiğinizi… Ama, sizin de, bunu biliyor olduğunuzun farkına varmanız için; şu an burada bunu duymanız/okumanız gerekiyordu belki de, kim bilir!..Devamı

Soran olursa söyle… Söyleyen olursa sus!.. ….. Bu ne demek, biliyor musun?.. Şu demek: Sana gelip, seni bulup, ama besbelli ki öğrenmek için soran olursa söyle ona; çünkü bilmediği için sormuştur. Şimdi söyle. Çünkü vereceğin cevabı merak edip soran kişi; odasının kapısını sana o an açmıştır, belki bir daha almazDevamı

(Umarım bugünlerde  yağmura yakalanırsınız…) Bahar yağmurları vücuda zindelik ve enerji kazandırıyor. Çünkü içinde kullanılabilir demir var. Kış boyunca en alt seviyeye indirdiği demir miktarını, vücudunuzun en doğal yoldan geri kazanabilmesi için ona yardımcı olun, ve yağmuru gördüğünüz an kendinizi hemen dışarı atıp, boool bol ıslanın!.. İçinde kullanılabilir demir bulunan yağmurlarDevamı

Sözüm meclisten dışarı; bazı gazetelerin bazı okuyucuları, kendi gazetesinde yazan yazarların kitaplarını almazmış… Peki, sebep? "Ben onun bütün yazılarını okudum zaten" derlermiş!.. Bu gazeteyi filan tarihten beri takip etmekte, ve o zamandan beri de bilmem kaç defa okumaya ara vermiş olsalar bile. Derlermiş ki; "Ben, onun bütün yazdıklarını bilirim!.." KitabaDevamı

16-22 Haziran tarihleri arasında Sultanahmet Parkı’nda Babıali Şenlikleri’ndeyiz. Bir zamanlar medyanın-yayıncılığın başkenti olan Babıali’ye dikkatleri yeniden çekmek amacıyla 16-22 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da Eminönü Sultanahmet Parkı’nda “Babıali Şenlikleri” yapılıyor. Şenlikler sırasında elliyi aşan sayıda gazete dergi televizyon kanalı radyo ve yayınevi stantlarıyla yerlerini alacak ve okurları, izleyicileri, dinleyicileri ile birDevamı

Küçük bir çocuktum Uludağ’ı ilk defa gördüğümde. Otobüsün sağ tarafında, orta sıralardaki koltuklarında oturan anne ve babamın dizlerindeydim… Karlıtepe’yi, Yuşa Tepesini, Çamlıca tepesini görüp duruyordum ama, anlatılıp duran Uludağ’ı ilk defa görecektim. Bu ulu dağ bir anlamda Kafdağı gibiydi ki gözümde; zihnimde, dinlediğim masallar uçuşuyordu… "Bak, Uludağ!.." İşte böyle dediDevamı

Lavaboyu doldurun, ve sonra açın deliğin ağzını. Su, dönerek emilmeye başlasın bu delik tarafından… Şimdi de, lavabonun içinde ne varsa suyla birlikte emen bu deliğin “arkası” olmadığını düşünün… Yani, küvetin içindekilerin eksildiğini fark edin, emilişi görün… Böyle bir emişi olduğuna göre de bir deliğin var olduğunu bilin; ama bunun birDevamı

Dibi olmayan saksı ne olur, biliyor musun?.. Kurur! Peki ya deliği olmayan saksı?.. Bir saksı, eğer renk renk çiçeklere mekân olmak istiyorsa; önce deliklerine dikkat etmeli! Öyle değil mi?.. Çünkü çiçekler; kendisi bir delik olan saksıları sevemiyor, ve deliği olmayan saksıları… "Rahmet" diyegelmiş atalarımız suya. Biz de öyle bildik… KiDevamı

Milyarlarca yıl sonra, bir vasıta ulaştı Ay yüzüne. Ve bir avuç kum alıp, getirdi dünyamıza… ….. Bu bir avuç kumun, hangi zamanda ve içinde bulundukları çölün neresinden alınacağını bilmiyordu o koca gezegendeki her bir kum tanesi… Bir avuç kum tanesinin her biri bir avucun içindeydiler işte ve bir avuç kumDevamı

Hatırla; Tanıştığımız ilk bahar, ne güzeldi… Hatırlamıyorum; ilk bahar mıydı, yoksa son bahar mıydı o bahar… Ama hatırlıyorum; bir bahardı… Çünkü çiçek tarlası gibiydi içim, ve çiçek açmıştı yüzün ve saçlarında da çiçekler vardı… Çiçek yağıyordu ya başımıza… Onun için diyorum; bahardı… Hatırlıyorsun, değil mi; Martılar bile pembeydi o gün,Devamı

Halbuki her baharın her günü, her birimize yetecek sayıda gülücük veriyor her çiçek… Baharlar geliyor, farkında mısınız?.. Ve, baharlar; gi-di-yor da!.. Son bahar dökülürken şaldır şuldur yeryüzüne; yüzüne bakan güzel yüzlerine baktın mı hiç çiçeklerin?.. Ve kaç çiçeği usulca alıp sapından, zamanın saçına taktın?.. ….. Kim soracak sana senden başka,Devamı