Şunu yaz bir kenara: Gidenler, seni hak etmeyenlerdi! Gittiler; doğru insana yol açılsın diye… Bahar geldi; su yürüyor şimdi her ağacın dalına… Bahar geldi; yeşermekte yapraklar… Bahar geldi; içine ve içime… Ama, bahar gelirken gene ve yine giderken bahar; yanacak bazı canlar!.. Unutuyorsun bazen; Attığın her okunun saplandığı nokta olmayabilirDevamı

Genç adamın biri, demiş ki babasına; "-Benim de çook dostum var, senin dostların gibi…" Babası itirazla; "-Olmaz öyle çok dost, demiş. Hakikisi belki birdir, belki iki. Fazlasını bulamazsın inan ki…" Devam ettikçe bu konuşma, başlamış bir tartışma ve karar vermişler birlikte; dostun hakikisini aramaya… Bir akşamın alacakaranlığında kestikleri koyunu koymuşlarDevamı

Bazısının canı ne görse almak ister. Uzanır, ve alamazsa üzülür, ve ağlar bazen. Fakat arkasını dönünceye kadar unutmuştur bile çoktan. Çünkü o sıra zaten başka bir şey görmüştür ve artık onu istemektedir. Sonra bir başkasını ister ve sonra bir başkasını… ….. Alsa, hemen tadına bakar; hoşlanırsa yer, ve doyunca bırakır.Devamı

Odunlukta balta var… Samanlıkta iğne var! Bilir misin, bu şehirde; Sana aşık biri var! endimi buldum; bir balta gibi, odunlukta. Kendimi buldum; sana aşık… Ama bir sendin buna şaşırmayan, bana şaşırmayan… Dedim ki: “Ey benim sevdiceğim… Bilir misin, bu şehirde sana aşık biri var…” Ve dedin: “Odunlukta balta var!..” Kayboldum,Devamı

Oysa her gün susuz yüreğim!.. Halbuki her gün öksüz bir gönül… Ve de okşanmayı bekleyen bir baş taşıyorum, omuzlarımda… Adı bilinen günler yetmiyor bana; "her güne" ihtiyacım var… Her gün okşanmak… Her gün sevilmek… En azından her gün "hatırlanmak" istiyorum… Ilık eller, ve sıcak bakışlar ve yumuşak sözler istiyorum… IlıkDevamı

Zurnacı Bulut’u hatırlarsınız, daha önce bahsetmiştim… Bu adamı özetlemek için "Bulut, onun adı değil de lakabı" dersem, sanırım başka söze hâcet kalmaz… Ölmüş Bulut. Zurnasından başka bir şey bırakmadan… Onu da vermişler kapıdan gitmeyen bir alacaklıya, savmışlar başlarından… Kenar mahalledeymiş evleri. Ama çarşı esnafından birileri önayak olmuş, tutmuşlar ellerinden… KadıncağızaDevamı

—————- Ben: Daha kolayı var… Senin için BAŞLIK PARASI alırım, uyar mı? O: Başlık mı? Ben: Bak şimdi de elin oğluna kıyamıyor… O: Ne kıyamayacam elin oğluna, kocama kıyamıyorum 😛 Ben: Fazla istemem, sen en fazlaaa aa… Ne kadar edersin ki sen?.. O: Güzel soru. Biraz düşünmem lazım. Ben: Karadenizli olsaaan çayDevamı

Bir kitabın sahibi aranıyor! ….. Sitemizin sol alt köşesinde bir ADRES LİSTESİ var, farkındasınız… Biliyorsunuz ki buraya adresini yazan arkadaşlara (SADECE) sitemizle ilgili değişiklikleri, duyuruları; biz ve sizle ilgili kısa haberleri gönderiyoruz lüzum ettikçe. Bunun miktarı da bu güne kadar haftada bir veya iki defayı geçmemiştir. Bugün, yani 13 Haziran 2008Devamı

İstanbul’dan İzmir’e tel gider… ..de; tel bilmez; Geçen nedir kendinden?.. Ve kâğıt bilmez okumayı!.. Bazen, mektubu alan dahi bilmez… "Okumayı" bilen okur; kâğıttaki yazıyı!.. Plakası olduğundan değildir gitmesi vasıtaların; Giden arabaların "nereden geldiğini" gösterir bu plakalar, ve yani bu aracın "hangi şehre kayıtlı" olduğunu… Tel değildir konuşan… Ve zaten bilemezDevamı

Bunun başka bir izahını bulamadım: Demek ki yapacak başka işimiz yok!.. Demek ki iki satır okuyacak kitaplarımız ve demek ki iki çift söz katacak sohbetlerimiz yok… Demek ki çocuklarımızla oynamaya, demek ki büyüklerimizin elini öpmeye, demek ki hısım akraba ile hoş beş etmeye zamanımız yok.. Her lokmanın üzerine birer yudumDevamı

Canınız ne mi istiyor bugün? Hadi ben tahmin edeyim, hımmm… Evet, üç şey olabilir bu: Ya gülmek istiyor olabilirsiniz bugün, ya ağlamak istiyor, veya düşünmek istiyor olabilirsiniz… Bildim mi?.. ….. Biliyordum zaten, bileceğimi!.. Öyle iseee… Üç hastaya da aynı ilacı veren hekim gibi, ben de hepinize aynı hikâyeyi anlatacağım… AmaDevamı

Büyükler, büyük sözleri hep söylemişler; Bizlereyse sadece bunları birbirimize nakletmek kalmış… Ben de size aktarıyorum dedemden: Hocamdan dinledim. Şöyle dedi: "Hocam buyurdu ki; İnsanların bir kısmı gıda gibidir. Bir kısmı ilaç gibidir… Bir kısmı da hastalık gibi… Gıda gibi olan insan; insanlara her zaman lazım olandır, her zaman ihtiyaç duyulandır…Devamı

Kuşunuz var mı? Seviyor musunuz onu? Konuşuyor musunuz onunla?.. Size cevap veriyor mu? Hoşlanıyor musunuz sesini dinlemekten?.. Peki size ne diyor?.. Hadi biraz da bu taraftan bakalım isterseniz: Güzel olan kuşunuz ve sesidir; siz "onu" seviyorsunuz… Duymuş ve anlamış olsaydınız ve takılıp kalmış olsaydınız bugüne kadar her söylediğine, acaba neDevamı

(Birer fidan dikse âşık olanlar) ….. Yıllardır kaç defa yazdım bunu; ama kim ciddiye aldı, bilmiyorum. Bizim işimiz tohum ekmek… Yazarın işi; saban izine tane koyan çiftçi gibi, satır satır harf dizmek, sayfaların üstüne!.. Her tohum bir gün biter, diyerek. ….. Şimdi seçim zamanı ya; belki tam zamanıdır. Tekrar bahsetmekteDevamı

Mezara koyduğumuz annemizin başında ağlar dururuz; "Ahhh anneciğim, hayatta olsaydın ya şimdi… Gittin, doyamadan sana!.." İyi de, annen hayattaydı zaten düne kadar… Ama sen, en son ne zaman elini öptüğünü bile hatırlamıyorsun onun. Ve biliyorsun ki; yüz sene daha ömür verilse bu kadıncağıza, sen yine uğramayacaksın yanına, bayramlarda bile!.. İnsanoğluyuzDevamı

Bu hafta tutturduk bir turizm, turlayıp duruyoruz… Ama ne yapalım; turizmi "patlamak" üzere olan ülkemiz ile ilgilenenler arasında bir acayip fısıldaşma almış başını gidiyor. Birlikte yedikleri yemeğin parasını bile kendi "nişanlılarına" ödetemeyenlerin ülkesinde, diyor ki bazı genç kadınlar: -Bul bir mektup arkadaşı, iş tamam! "Türk" ve "erkek" yazdığın zaman internetteDevamı

Venedik’i görmeyen var mı?.. Ben de gördüm… Peki Haliç’i gören var mı?.. Şansa bakın ki ben Haliç’i de gördüm!.. Haliç, yani yurt dışında “Goldenhorn-Altınboynuz” olarak bilinen yer; İstanbul’un Eminönü ile Karaköy arasında kurulu Galata Köprüsü’nün arkasında kalan sudur… Büyük bir kısmında vapurlar çalışır veya çalışabilir. Motor ve sandallar ise herDevamı

Elimize bir yavrucuk geçse; "Gaa… Dee.. Baa.." Dedirtmeye çalışır, ve de zevkten ayılır bayılırız… -A, bak.. Duydun mu; dede dedi.. -Yok canım, ne dedesi? Benim yavrum önce "baba" dedi baksana!.. Hadi, baba de yavrum… Halbuki, dişi kaşındıkça veya keyiflendikçe, içindeki nefesi dışına üflüyordur çocuk; bir yandan da ses tellerinin farkınaDevamı

Korkmayın! Konumuz "deprem" değil… Bastığımız zeminin, o tarifsiz sarsıntıyla çalkalanışının… Veya, derin topraktaki kaynamaların üzerindeki minicik bir köpükmüşüz gibi; az sonra patlayıp sönüvereceğimizi hissetmenin akıl almaz ateşten tarifi için kalem zorlayacak da değilim… Bildiğinizi tekrar etmenin anlamı yok; Ama, vasıta beklediğimiz "durak" burası olacak!.. Öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyorduk: Ansızın birDevamı

Elinden geldiğince ikram etmeyi severmiş, dedim ya dedem için… İkram, sadece yedirip içirmekle olmaz ki. Ambarındakini ikram eder gibi; hafızandakini, aklındakini de ikram edeceksin millete,,, fakat; usûlünce… Çünkü öğretmeyenin bildikleri de ölür kendisiyle birlikte… Unutulur gider, nice yedirip içiren; ama öğretenler unutulmaz… Öyle, değil mi?.. Torunlarından biri (ama hangisi bilmiyorum)Devamı