Dedemi, eli açıklığı ile anlatır çoğu kimse. Köye bir garibin yolu düşse, aç veya açıkta kalan olsa; çocuklar bile takıp onu peşine getirirmiş derenin kenarından, ve seslenirmiş köprünün başından: “Çavuş Dedeeee!..” Misafirden büyük zenginlik ne olur; kırk yıllık ahbabı gibi karşılar geleni dedem, küçük odanın toprak zeminindeki hasırların üstüne birDevamı

(Kim olduğu önemli mi şimdi; “biri”ydi işte!..) ….. Bahar gelir gelmez, “yapılacak iş geciktirilmez” düşüncesiyle siparişi vermişti. İki hafta sonra iki ton daha kömür yığdılar içeriye… Geçen kış bastırmadan aldıkları henüz bitmediğinden, neredeyse dolmuştu kömürlük. Ama, daha odun alınacaktı… Alındı da… Şu taraf odunlara ayrılmıştı… Her sene yenileri yığılıyordu eskilerinDevamı

‘Derneğimizin bir başarı öyküsünü sizlerle paylaşmak adına.’ Kemal Demirel Sayın, Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği Başkanı ve diğer yetkililer Ben Harun Uzunoğlu’nun annesiyim. Harun’um altı yaşında… Şu ana kadar Samsun Devlet Hastanesi’nde beş kez ameliyat oldu. En son ameliyatını Havza Devlet Hastanesi’nde on ikinci ayda oldu. Hiç birinde başarılı bir ameliyatDevamı

Tekrarlamakta fayda var, dünkü gibi: Közden alınmış bir patates sende kaldıkça yanarsın; at başkasına!.. Hüner, budur işte; Almak, kabul etmek… Sıcaklığını hissetmek… Ve bir başkasına devretmek: "Haklısınız efendim, bu proje için çok emek verdik ve iyi bir sonuç çıktı ortaya. Fakat biz bir ekibiz, ve herkesin malumudur ki; filan beyinDevamı

Halbuki takdir; sana atılmış, ateşten bir toptur. Derinin kalınlığınca tut elinde! Kafası kalın olanların, derisi daha mı kalın olur?.. ………. Geçen yaz, dut mevsimi. Bahçeli bir evdeydik… Şahane bir ağaç bulup silkmiş, yiyebildiğimiz kadarını yemiş, artanını da bir kaba koymuştuk. Temiz giyinmiş insanlar gelmiş ve gelmeye de devam ediyorlardı, çünküDevamı

İşte aynen böyle söyler, her kime sorsanız… Hatta, sen bile böyle söylersin, sorsalar. Ve dahi, ben bile böyle söylerim, sorsanız… Halbuki… Gerçekten… Birilerini ‘kötülemek’ kendini ‘iyilemek’ anlamına gelmiyor… Onu kötülemen seni iyilemiyor, ve seni kötülemem beni ‘güzellemiyor!’ Ekmeği sağ elindeki çatalına takıyorsun. Mis gibi kokan kuru fasulyenin suyuna batırıp, şöyleDevamı

(Çok hoşuma giden bir hadise dinlemiştim… İyi anlamak lazım; ki birçok problemin cevabıdır, pek çok derdin ilacıdır…) ….. Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan çocukların durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrencilerin hemen hepsi bu 200Devamı

Aç parantez, yaz bir tarih (….-….) Sonra bir tarih daha yaz ve kapa parantezi… İnsan; işte budur!.. (*) ….. İyi veya kötü, her insan ömrü; Sekiz rakam, yani iki tarih arasındaki kısacık bir çizgidir!.. Nasılsınız?.. Orda mısınız hâlâ?.. Aynısı elli yıl önce de sorulmuştu insanlara: "Nasılsınız, orda mısınız hâlâ?.. NeDevamı

Sanırım son yediği tatlı kuruyup yapıştırdığı için; dudakları açılmakta zorlanıyordu… Bir kamyon kömürü kömürlüğe tek başına istif etmenin yorgunluğuyla gelen uyku nöbetleri arasındaki sayıklamalara benzer bitkin bir ses çıkardı: "Mııığehiiiy izişteh…" Haydaaa, dedin içinden… Bu da ne demek yahu?.. Halbuki sen ona sadece "nasıl" olduğunu sormuştun!.. Ne dediğini anlayamadığın içinDevamı

Yüce Fatih ki (şefaatini niyaz ederiz) huzuruna bir çobanı kabul buyuruyor. Çoban, gönlünün ve cihanın sultanının önüne bir çıkın açarak; “Size hediye getirdim Sultanım” diyor. Muhafızlar, koskoca Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri’nin önüne hediye olarak sunulan biraz peynir, biraz yağ ve bir parça da süt ile yoğurdu görüp, bu “hakaret”inDevamı

Mübarek olsun; bugün bayram. Büyüklerin ellerinden öperim, küçüklerin ise gözlerinden… Bugün bayram. Büyüklerden şeker alır, küçüklere dağıtır; nasiplenirim işte aradan!.. Bugün bayram… Yıllardan beri bakışırız buradan. Bu köşeden göz göze bakışır ama gönül gönüle görüşürüz… Değil mi? Uzatmayayım, işiniz çoktur; edebiyata zaman var, bugün bayram. Benimle vakit harcamayın hadi, benDevamı

Beklemeyi… Ve özlemeyi kim bilir?.. Seni anlamadığını sanarak bakarsın gözlerine… Halbuki o, bakar sana; kendisini anlamadığını bilerek! Ve hatta bundan emin olarak… ….. Kim anlar,,, kimi?.. Beklemeyi… Kim bilebilir, ve özlemeyi; Kara gözlü bir kurbanlıktan iyi?.. Ayrılığa kaç gün var?.. Ya kavuşmaya?.. İlk önce gözlerine bakın gördüğünüz ilk kurbanlık hayvanın…Devamı

Ben daha önceki bayramlarda da yazmıştım, bunu. Sözümü tutmuş(!) adam ve saksıda kurban kesmeye çalışmamış. Peki ne yapmış? Banyoda kesmeye çalışmış! Haydaaa!.. Kimse görmesin diye gecenin köründe getirmiş zavallı hayvanı apartmana. Saat 03 suları bir ses: "Bbbeee eee ee!.." Şimdi bunun ağzını bağlasa, olmaz… Erkenden kesse, o hiç olmaz… "BbeeDevamı

(Özellikle de şehirlerde yaşayan dostlar; Bu soru geçen senelerde de kafanızı karıştırıyordu, değil mi? Halbuki ben, daha önce de aynı şeyleri söylemiştim…) Kurban işini ne yapacağız?.. ….. Hakikaten yahu, şu kurban işini ne yapacağız? Nerden alacağız? Nasıl ve neye göre pazarlık yapacağız?.. Aldık diyelim, hangi vasıta ile nereye getireceğiz? GetirdikDevamı

Kendini bir masal âleminde kabul et… Bilinmez zamanlardan bu güne uçan sahipsiz kâğıtlardan mı okunacak masallar?.. Hadi aç avuçlarını; Melekler konacak!.. Yoksa bilmiyor muydun; Her yağmur ve kar tanesini, birer meleğin indirdiğini gökten… Ve öyle çok olduklarını ki bu meleklerin, ne kadar yağarsa yağsın yağmur veya kar; sıra hiç birineDevamı

Bulutlar, yeri özlemiş… Ben, yâri!.. Bulutlar, yerin koynuna sokulmuş… Ben, yarin!.. Bulutlar çökmüş; omuzlarında sevdâ yüküyle de, ya ben?.. ….. Bulutları çökmüş içimin; Önünde!.. Ben, yâri özlemişken… Yeri özleyen bulutlardan, çiy yağar… Yumuşacık çiy yağar ve üstüne sevdâ yağar, yumuşacık… ….. Yağmur yağar. Yumuşacık yağmur yağar ve üstüne sevdâ yağar,Devamı

(…dünyamsın!) Sımsıkı sarılıydık birbirimize, ikimiz… ….. Sımsıkı sarılmıştık birbirimize,,, ama; Benim kollarımla!.. Sen, işte bunun için dünyaya benziyorsun; ve ben ise sıradan, herhangi bir insana… Sanıyordum ki; Sen, benden de çok seviyorsun beni. Sanıyordum ki; Sen, benden de sıkı sarılmaktasın bana… Sanıyordum ki; sen benim canımda olduğun gibi, ben deDevamı

Bugünlerde bir doğum günü yapıldı. Kime mi?.. Churchill’in papağanlarından Charlie’ye… Kaçıncı yaşını kutladılar bu hayvanın, biliyor musunuz?.. Tam, yüz dördüncü yaşını. Winston Churchill öldükten sonra, geride kalan papağanlarından Charlie (Çarli)’yi, deney hayvanı yetiştiren bir yerin sahibi olan Peter Oram satın alıyor. Papağanlar, uzun yaşayan hayvanlar ya; Çarli de işte 104Devamı

Pamuk Prenses’in parmakları ile taşınan bir gümüş tepsideki cam bardağa benzer ya bulutlar… Bulutlar, içimde uçar da,, bil bakalım; Kime doğru?.. Bir anne, çocuğunu hep hisseder; başına bir hal gelse sanki ondan önce çığlık atacak gibi.. Bir bebek, kendi uyurken bile kokusundan takip eder annesini… Telefonu açtım. Sadece: "Dinle" dedi!Devamı

(Her insanın "yakıtı" başkadır!) Bütün insanlar, dedi yaşadığı romanda, binalara benziyor… Küçük veya büyük her evin, her apartmanın kurulu sistemleri var. Bu sistemle ısınıp hayat barındırıyorlar içlerinde… Bak, dokunuyorsun şu peteğe, sıcacık… Bu sıcak, çünkü vanası açık; sıcak, çünkü sisteme bağlı; sıcak, çünkü kazan dairesinin fırını yanmakta; sıcak, çünkü deposundaDevamı