Sohbetler ve yazışmalar arasında neler de çıkıyor ortaya… Sitemiz müdavimlerinin "buluşma arzusu" da bunlardan biri. 🙂 Lafı fazla uzatmayacağım bu gün; doğrudan topu / sözü size bırakacağım… Bunu böyle yapmamın sebeplerinden ilki; buluşma fikrinin zaten sizlerden gelmiş olması… Bir diğer sebep de zaten benim yarın sabah yola çıkıyor olmam… Yani… Zaten… Ben… "BirileriyleDevamı

beykoz_1_www.muammererkul.com_

      Beykoz’da yaşamak bir masalda yürümektir!       (İstanbul Boğazı’nın tam ortasına dökülen Küçüksu Deresi’nden, Karadeniz’e kadar olan kısım Beykoz’dur. Yani Asya kıtasının tam da kuzeybatı ucu… Küçüksu Kasrı, Anadoluhisarı, Hıdiv Kasrı, Paşabahçe ve cam işleri, Beykoz Kasrı, Yuşa tepesi, . . Tokat köyü, Akbaba, Anadolu kavağıDevamı

Masal dinlemek güzeldir… Masalı anlatmak daha güzeldir… Masalı yazmak, anlatmaktan da güzeldir… Fakat, ya; masalı yaşamak? Hanife Çınar Darak'ın, Eskişehir Mavi Radyo'da; Sitemiz Seyir Defteri için yazılmış olan "Altıncı Aydönümü / Masal Olmak" isimli yazıyı okuduğu ses kaydı… {mp3}radyo_hanife_cinar_6_masalolmak{/mp3}

İnanın yazın kimseler bakmaz sanıyordum sitemizin yüzüne! Yanılmışım; Ne mutlu!.. :))) Kimi köyünde fındık, zeytin, şefteli bahçelerinde veya ayçiçek, mısır, pamuk tarlalarında yahut üzüm bağlarında, sebzeliklerde, meyveliklerde… Kimi tur otobüslerinde, kimi plajlarda… Kimi veremediği sınavlara hazırlanıyor, sıkıntılı… Kimi de oflaya poflaya çalışmaya çalışıyor işyerinde, hem de bu sıcaklarda! ….. "Kimin aklına gelir ki, diyordum yazın bizim siteyiDevamı

İnanın yazın kimseler bakmaz sanıyordum sitemizin yüzüne! Yanılmışım; Ne mutlu!.. :))) Kimi köyünde fındık, zeytin, şefteli bahçelerinde veya ayçiçek, mısır, pamuk tarlalarında yahut üzüm bağlarında, sebzeliklerde, meyveliklerde… Kimi tur otobüslerinde, kimi plajlarda… Kimi veremediği sınavlara hazırlanıyor, sıkıntılı… Kimi de oflaya poflaya çalışmaya çalışıyor işyerinde, hem de bu sıcaklarda! ….. "Kimin aklına gelir ki, diyordum yazın bizim siteyiDevamı

Bulunmamışlar, bilinmemişler, söylenmemişler değildi ki bunlar… İtirafın eğer şaka değil de, gerçekten hiç bakmamış idiysen bu açıdan şimdiye kadar; Demek ki "görünen şeyi" görme zamanın gelmiş, ve görmüşsün… ….. Yani; Mikroskop olduğu için var değil hücreler… Onlar zaten vardı. Ama insan bir gün mikroskoba dayayınca gözünü, seviniyor… ….. Ne miDevamı

Bir liste yap bana. Benim için,,, senin listeni… Bir liste hazırla. Yaz alt alta; yaptıklarını düşünerek, bugüne kadar… De ki: “Sen olmasaydın, şunu yapmazdım!…” Ben olmasaydım yapmayacağın şeylerin listesini sırala alt alta veya eğer ben olmasaydım hayatında, bu şekilde yapmayacağın şeyleri sırala… Ben olduğum için yaptıklarını/yapmadıklarını görmüş ol. Önce kendinDevamı

Çok bıçak gördünüz. Ama, kaç bıçağa “baktınız” şimdiye kadar?.. ………. Şehirden dönen babası yanına çağırdı oğlunu. “Al dedi. Sana lâzım olur bu…” Kabzası sarımsı, kemiktendi. Katlayınca ağzı gizlenen çakı, tehlikesiz olarak cebe de konabilecekti. Sanki ayakları yerden kesildi ve sanki koca bir ordunun bütün silahları önüne yığıldı çocuğun!.. Elinde tarttı,Devamı

İkisi de böcekti… Ama, kendisi karanlıklar içindeyken bile; ateş böceğinin yüzüne bakan arkadaşlarının yüzleri aydınlanıyor, içleri açılıyor, mutlu oluyorlar ve işler kolaylıkla halloluyordu… Diğer böceğin ise kim gelse yanına, onun ‘ters’ini görüyordu… Çünkü onun burnu hep pisliğin içindeydi, ve geride bırakılmış dışkıları kemirip durmakla meşguldü… Yüzünden fayda göremeyenler, tersinden faydaDevamı

Ne zaman suyu hortumdan bilsem yanıldım, ve ne zaman radyonun konuştuğunu sansan yanılacaksın!.. Her şey, her zaman değişiyor; ben de, sen de, o da. Farkında mısın?.. Farkında ol! Şartlar değişiyor, düşünceler ve alışkanlıklar değişiyor… Kafan karıştığında, yolların mı karıştığını sanıyorsun?.. Kendini farklı bir açıya getir şimdi, gözünü başka bir dürbüneDevamı

Yâre doğru yürüyenler, kavuşmayı umuyor… Size bir sır vereceğim; Ama,,, herkes anlamayacak!.. İne duman tutmak misali; tilki varsa çıkacak… Ambara kedi salmak örneği; fare varsa kaçacak… Her olduğunuz aşı; hastalıktan değildi, farkındasınız!.. Lakin, bütün okul açıyordu kolunu; biribirlerine cesaret vererek… Neden aşı olduklarını izah ediyorlardı. Bu ince-çelimsiz-zayıf mikrobun kendi vücutlarındaDevamı

Gününüz güllü olsun!.. ………. Çocuklar uçar, biliyor musunuz?.. Çocuklar uçar, birer uçurtma gibi… Çocuklar uçar; annelerinin elindeki iplere bağlı olarak… Çocuklar uçar; annelerinin, kendilerini göklere saldığı yerden!.. Şehrinizde yaşayan ahalinin… Bütün ülke insanlarının… Ve hatta dünyada bugüne kadar yaşamış ve yaşayacak olan her insanın aynı meydanda toplandığını idrak edebilmek içinDevamı

En az 5 metre uzunluğundaydı yazı. Sarı zemin üstüne kırmızı ve siyah harflerle yazılmıştı. Dört köşesindeki iplerden direk ve ağaçlar arasına gerildiği için en uzaklardan bile görülebiliyordu. Hava çok güzel, rüzgâr esiyordu… İnsanlar çimenlerin üzerine oturmuştu, insanlar gezinmekteydi, insanlar ellerini gözlerine siper edip; ikindiye yaslanan güneşin üstünden, zor seçilen uçurtmalarıDevamı

Nerdesin?.. Hangi ülkedesin? Nasıl yaşıyorsun? Neye inanıyorsun? İçinde bulunduğu yeri ve şartları bir "şans" olarak gören… Ve haline şükretmeyi akıl edebilenler için bu yazı… Düşünmemiz gereken ne var biliyor musunuz?.. Minnet… Şükredilmeyen ihsan… Minnet duyulmayan nimet; Emilmeyen süte, alınmayan postaya benzer… Geri gider! Soru neydi, hatırlayın: Nerde, hangi ülkede, nasılDevamı

Siz de şaşırmaz mıydınız "kendini seven olmadığını" söyleyen birini duysaydınız?.. "Bana bakar mısın; gencim, güzelim, elim iş, çenem laf yapıyor. Ama sevmek ve sevilmek istiyorum ben; yok, yok, yook!.." Veya: "Olgun ve tecrübeli ve yakışıklıyım. Hayatım da bir düzene girmek üzere, ama sevilmek istiyorum artık!.." Bazılarıysa, kendilerini sevmedikleri için karşılarındakileriDevamı

Ha "Falan bey" idi hikayemizin kahramanın adı,  ha "Feşman hanım" ne fark eder… Varsayalım ki "Filan usta" idi… Çocukları al ve git, dedi hanımına Filan usta. Ben kardeşinin nişanına gelemeyeceğim. Çok işim var… İçini çekti kadıncağız. Sesini çıkarmadan çocuklarını hazırlamaya başladı. -Abi, dedi kardeşi… Hepimiz, yani bütün evlatları babamın bahçesindeDevamı

Ve bir an… Çocuk yüzlü bir elma ile elma yanaklı bir çocuk görür biri birini… Bu bir an; Karar, verilmiştir artık!.. Kalın bir gövdenin iç içe geçmiş dalları arasında ve yüksek bir yerlerdedir elma… Ordadır, ama kendini bırakmak istemektedir çocuğun ellerine. Al yanaklı çocuk ise zıplar, dokunamaz; sıçrar, tutunamaz. GövdesiDevamı

Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına… Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun… Seni beklerken; portakal çiçeklerini ipe dizip bir taç daha yaptım… İlk eriğin tadına baktım; ekşi olsa da, yüzüm hep tatlıydı… Seni özlemenin bile beni üzmesine izin vermedim,Devamı

Sonunda aşk, incecik bir kök salıverir içime; Sıcacııık, acır içim!… İnci dişli tilkiler dişler artık; içine hapsolduğun her hücremi… Mavi bir göğün altında, mavi bir gölün kenarında, mavi safirden bir yüzük taşı gibi dokununca elime… Sen; Gözlerime baktığı an tüm saçları sarıya kesmiş, ayçiçeği… Rüzgâr, bir abla şefkatiyle elini tutarDevamı

Bugün, "AŞK MEKTEBİ" sizlerle buluşuyor… İlk imza gününü düzenliyoruz… Kitabın çıktığını öğrendiğim 23 Nisan sabahı bir telefon daha aldım. Kitabın çıktığı haberiyle ikisi üst üste geldi… Dediler ki: "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri çerçevesinde… İstanbul, Küçükçekmece Belediyesi ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün iş birliği ile… İstanbul UçurtmacılarDevamı