Seyir Defteri – 30 Ekim 2008 (Nasihat)

               Nasihat!                                                                                    (Küçükdedemden…)  Tam zamanı, bilmen şart olanı bildirmenin; doğum gününü kutluyorsun: İnsan için en ölümcül hastalığa yakalanmış olmak; doğmuş olmaktır! Ey benim ahmak oğlum! Şimdi sevinçle titriyor mu için? Diyor musun; beni ne kadar da çok seviyorlar?.. Kırk sayfa sevgi yerine kırk sayfa sövgü olsaydı şurada; kırk kişi seviyor […]

Antalya düğünü:)

NESLİHAN ile ŞAMİL Şamil Okur (adı üstünde) yıllaaardır okur bizi… Ve yazdı da! Geçtiğimiz Şubat ayında gönderdiği mesajında samimi olarak dedi ki: "Muammer abi. Allah nasip ederse Ağustos ayında Antalya'da evlilik merasimim olacak. Mutluluğun paylaştıkça arttığından yola çıkarak sizi ağırlasak, bizi bu mutlu günümüzde onore eder misiniz acaba? Davet usulü böyle uygun mudur bilmiyorum ama, ikimizin […]

Hafızamız nicedir [31 Ekim 2004 Pazar]

Gerçekten bulunmak istediğim (ve şimdi çok önemli konumda olan) bir vakfın kuruluş toplantısına, arabamın anahtarını bulamadığım. Daha doğrusu iki saat kadar aradıktan sonra, üzerimdeki pantolonun cebinde bulduğum için katılamamıştım! Anadolu’nun ortasında verilen bir yemek molasından sonra yerime oturmuş, kitabımı açmıştım ki; otobüsünü karıştırmış bir şaşkın adam gelip “yerinden kalkmamı” söylemişti. Üstelik ısrarcıydı, inatla beni kaldırmaya […]

İyi ki doğdum [28 Ekim 2004 Perşembe]

(Ekim’in yirmi altısındaki çınar yapraklarına…) ………. Biz aslında çoğu zaman, önümüze yığılan hediyelere bakarak kuruyorduk bu cümleyi: “İyi ki doğdum!..” Böyle diyerek zıpladığımız yıllar geride kaldı… Çünkü imtihan edildiğimiz her sınav, ve aldığımız her karne bir kere daha gösterdi bize, boyumuzun ölçüsünü!.. Boyumuzun ölçüsü mü? Bilen var mı gerçekten, boyunun ölçüsünü?.. ….. Tamam da, elinde […]

Neyi merak… [21 Ekim 2004 Perşembe]

Çok kolay anlaşılacak bir yazım var bugün. Konu şu: Doğru yere bakarken bile genellikle yanlış şeyleri görüyoruz!.. Örnek: İlgi alanımızdaki birinin yakınlarımıza geldiğini duyuyoruz. Koşuyoruz hemen onu görmeye… Ne güzel. Peki ama, ya biz onun yanındayken kafamızdan geçenler?.. Sakıp Ağa koca bir ömür geçirdi, bu topraklarda… Halktan biri gibiydi rahmetli. Üniversite veya kahvehane; mümkünse gidip […]

Vapur nasıl kaçırılır… [17 Ekim 2004 Pazar]

Yolcuların çoğu zamanında kalkıp güzelce karnını doyuruyor, çayını içiyor, giyiniyor ve vapurun gelmesine yakın iskeleye iniyordu. Bizler (güya onlardan uyanık olduğumuz için) hareket saatine beş on dakika kala (genellikle de bizim mahallenin önünden geçen vapurun "vuuup" sesini duyunca) yataklarımızdan fırlıyor, ve pantolonumuzun bacağını kolumuza, kazağımızın kolunu kafamıza, kravatımızı omuzumuza geçirmeye çalışarak koşuyor… Bu sırada bütünden […]