İki kitap [31 Mayıs 2009 Pazar]

“Gül ateşte nasıl açar Efendim? Kul dediğin her dem naçar Efendim“ diye başlayan mısraları; “Tut elimden kaldır beni Efendim” inleyişiyle bitiyor. Servet Yüksel dünyanın sırrını anlayabilenlerden ki, şöyle diyor: “Aman ha, gönül kırıp kırılmaya değer mi? Boş şeylerin peşinde yorulmaya değer mi? Ne kaldı elimizde baharından, yazından; Bu dünya çiçek olsa derilmeye değer mi?..” Uzatmak […]

Fetih ordusuna dâhil olmak! [29 Mayıs 2009 Cuma]

Topkapı Otogarı vardı eskiden, sur dışında. Ankara’ya, Şanlıurfa’ya, Trabzon’a ve Anadolu’nun her yerine gidecek otobüsler buradan kalkardı. Şimdi oralar açıldı; çimen, çiçek, ağaç oldu ki, iyi oldu. Çünkü fetih ordusunun yerleştiği ve nihayetinde İstanbul surlarının deşildiği mekândı burası… Şimdi bir hayal kurmanızı istiyorum: Son defa İstanbul surlarına bakıyorsunuz, sağınıza… Biraz uzakta metrobüs durağı ve karayolunun […]

Tavus kuşu ayakları [28 Mayıs 2009 Perşembe]

Tavus kuşu ne güzel bir mahluktur: Salınır yürür meydanda ve şöyle bir açar kuyruğunu; teel tel, reenk renk, deseen desen. Hayran olur görenler… Tavus kuşu aynaya bakmaz! Sadece sesleri duyar. Hani o, tekrarlandıkça can sıkan sesleri; “aaa, vaaay, ooo, uuu!..” Birileri gelip dayandığı zaman kafesinin dibine, yaklaştığı zaman özel bölgesine kızar tavus kuşu… Duygulanır tavus […]

Ne kadar güzelsin? [24 Mayıs 2009 Pazar]

Televizyonlarda programlar, gazete ve dergilerde haberler. Konularına dikkat: “Şevval Sam’dan güzellik sırları… Ebru Şallı ne yaparak güzel kalıyor…” Benzerlerini de çok izledik ve izleyeceğiz: “Hülya Avşar güzelliğini neye borçlu?.. Sibel Can nasıl forma giriyor?.. Ajda Pekkan nasıl hâlâ liseli kızlara benziyor?.. Gönül Yazar’ın ‘taş bebek’ olmasının sırrı neydi?..” Yıllardır buldukları ipuçları neden bir yumak olamadı? […]

Deneme yanılma! [22 Mayıs 2009 Cuma]

İnsanın sapacağı en kötü yollardan biri de ne, biliyor musunuz? Deneme yanılma yolu… Yani, dene’ME yanıl’MA yolu! Önceleri denememenin “korkaklık” olduğunu düşünüyordum. Sonra bu düşüncem değişmeye başladı. Sözünü ettiğimiz korkaklığın; denenecek işten veya işi denemekten korkmak değil de; “kibrin kırılma korkaklığı”na daha yakın olduğu yönünde değişmeye başladı… Aşağılanmış insanlar vardır. Sanki hücrelerine sinmiştir sefillik, horlanmışlık, […]

Türkçe’ye Öğrenci Olmak – Seslendirme

Sözü söylemek çok önemlidir; sözcüğü seçmek ise ilim. Bu ilimse, sevdalısı var mıdır? Bir kişi dese ya şimdi; “bundan sonra doğru kelimeleri söylemeye ve kelimeleri doğru yazmaya çalışacağım!” Muammer Erkul’un, "TÜRKÇE’YE ÖĞRENCİ OLMAK" isimli yazısına; yazıda "Temel Konuşma Teknikleri, Diksiyon" isimli eseri tanıtılan Sırrı Er’in yaptığı seslendirme kaydı… {mp3}radyo_sirrier_turkceyeogrenciolmak{/mp3}

‘Şah damar’da vuran nabız [17 Mayıs 2009 Pazar]

Bir şairin satırları, ömründe kaç defa okunur Meclis kürsüsünde; hem de Türkiye başbakanı tarafından? İşte böyle bir anda, böyle bir şairle; omuzlarımız değer halde yan yana ve yalnız bulunmak şansı kaç defa gelir peki kapına?.. Koca usta belli etmiyordu; ama içi titriyordu, sesi titriyordu. Yuvasının başında birilerini görmüş serçe gibiydi; uzak ve incecik bir daldaydı, […]