Otogardasın… Birilerini bir yerlere gönderiyorsun, da; kimi, nereye? “Al şu senin biletin, bu otobüse bineceksin. Şu senin biletin, şu senin ve bu da senin; sizler de şu arabalara bineceksiniz!” Dağıtım masasındasın… Askerler bir yerlere doğru yola çıkacak, senden alacakları adreslere bakarak: “Sen doğuya gideceksin, sen batıya, sen kuzeye, sen iseDevamı

Herkes bir şeyler satıyor, sabırla yetiştirerek: Buğday, mısır, pirinç; un, tuz, ekmek… Herkes bir şeyler satıyor: Koyun, inek, tavuk; et, yumurta; süt… Ve herkes bir şeyler satıyor, toplayarak dallardan veya çamurda büyüterek: Elma, kiraz, dut, ceviz, hurma, fındık; domates, lahana, dereotu… Herkes bir şeyler satıyor yontup çakarak: Kapı, sandalye, sedir…Devamı

ŞEVKİ DAMAT OLUYOR Duyduk duymadık demeyin; Sitemizin en eskilerinden… Askerde iken askerlik fotoğrafını köşemizde (sanırım ilk ve tekti) yayınladığımız…. Sevgili polisimiz ŞEVKİ YENER evleniyor. Düğün 1 Ağustos 2009 da, Gümüşhane'de… Sonsuz mutluluklar sevgili Şevki'ye. Ailemiz genişliyor. Sevgi ailesine bir gelin daha geliyor. :)))

Babam, 50’li yıllarda Paşabahçe’ye girmiş bir camcıydı. El imalat ustasıydı. Çocukluğumuz boyunca anlattıklarından biri şu “pirinç” hikâyesiydi ki; kendisi de fabrikada öğrenmişti: Almanya’nın büyük fabrikalarından birinde bazı işçiler; “israf” suçlamasıyla kendilerini işten atan patronlarını mahkemeye veriyorlar. Umdukları olmuyor, davayı kaybediyorlar. Çünkü patronları; bu işçilerin tabaklarında pirinç bıraktıklarını ispat ediyor. VeDevamı

(Hasankeyf’e dalış keyfi!)   Dünden devam Acaba hangisi daha komik: “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!” Demek mi, yoksa; “Karanlıkta kalıyorlarsa, cihazları çalışmıyorsa, çamaşırları yıkanamıyorsa, toprakları çatlıyorsa, ağaçları kuruyorsa, hayvanları ölüyorsa, çocukları hastalanıyorsa, içmek için taze su bulamıyorlarsa Hasankeyf’e sadakat turu yapsınlar!” demek mi? Çaresi; çıkan ve çıkacak benzeri sesleri bastırmaya çalışmak değil,Devamı

hamza1

Karabey-Karabulut düğünü "Kara" siyah anlamında değildir hep; "büyük, çok, bol" manasına da gelir zaman zaman… İki kara bir olunca da beyaz oluyor demek ki; güzellikler yağıyor üstüne insanın. Hamza Karabey, Sabiha'sını bulmuş. Bizlere davete icabet etmek, dualara katılmak düşer… Hayırlı olsun, diyoruz tekrar 🙂 Hazret-i Mevla ne ise hayırlı olan onu versin kendilerineDevamı

Onur Hamza Karabey, Tûba'mızın abisidir… Sabiha da Tûba'mızın "yengesi" oluyor. Ne zaman? 23 Temmuz Perşembe günü.. HAYIRLI OLSUN 🙂 Anne ve babalar Türkan-Şahabettin Karabulut ile Günay-Yaşar Karabey'i… Ve bütün sevenlerini tebrik ediyor, yeni evlenenlere iki cihan saadeti diliyoruz… (NOT: Düğünden fotoğraflar, sitemizin Seyir Defteri bölümündeki, Karabey-Karabulut isimli dosyaya eklendi…)

(Hasankeyf’e dalış keyfi!)   Neye, nereden bakıldığı çok önemli… Refah yükseldi, haberleşme çağ atladı, dünya küçüldü; artık uzaklarla ilgileniyoruz… Böyle bir zamanda, böylesine büyük devlet işlerinin “psikolojik” boyutunu yönetecek ve iyi çalışan ekipler olması lazım! Kadıköy’deki Hasanpaşa’nın bir yanını dağ, Kurbağalıdere’yi de Dicle suyu olarak düşünün! Bir köprü, birkaç mahalle, birDevamı

Cadde kenarındaki bir mezarlığın yanından geçtim. Bu kabristanın en görünen yerinde; başına bayrak dikilmiş, kenarlarına bayraklar asılmış bir “şehit” yatıyordu… Ağaçların altındaki “dilsiz” mezarlardan “biri” konuşuyor sadece. Diyor ki: “Ben, işte bu bayrak için öldüm, hayatımı bu bayrak uğruna feda ettim!” İçi sızlıyor insanın. Zaten görenler de açıyor ellerini veDevamı

1952’de ölen Josef Cugaşvilî Stalin (ismi “Yahudi oğlu” anlamına gelir) ise Lenin’in yerine, Komünist Parti’nin başına geçti. Şehirlere kendi ismini verdi, her yere heykellerini diktirdi, resimlerini astı, milleti kendine tapındırdı. Rus milletini ve hele Rusya’daki Müslümanları işkence altında inletti. Yirmisekiz sene içinde ellibeş milyon (55.000.000) insanın canına kıydı… Nedense buDevamı

Bir çakıl taşını insanın gözü önüne yaklaştırdığın ölçüde; arkada kalan kayaları, hatta dağları göremez olur! Bir zamanlar o kadar gözümüze sokuluyordu ki; sanki Hiroşima’yı bilmemek, insanın düşebileceği en büyük ayıplardan biridir, sanıyorduk. Aslında, evet; Hiroşima, insanoğlunun büyük utançlarındandır. Fakat bir insanın bombayla öldürülmesi ile aç bırakılarak öldürülmesi yahut süngüyle, kılıçla,Devamı

Ateşe düşer pervaneler… Ama pervaneler ateşe düşmeden; ateş düşmüştür içlerine!.. Ateş, pervanelerin içine düşer; Ve pervaneler, ateşe!.. Ateşe düştüm… Ateşe düştüm, şuna karar veremediği gün zaman: Yanan hangisidir; Pervane miii, ateş mi?.. Ateşe; düş’tüm… Ateşe düş’tüm ve ateş de bana düş’tü, her rüyâda!.. Rüyâlarım sürükledi zaten beni bu ateşin koynuna;Devamı

Pehlivanları hareketlendirmenin ilk yolu; Kırkpınar’ı 40 derecelik deli sıcaklardan, kendi asıl zamanı olan Hıdrellez’e çekmektir! Dünkü yazımız buydu. 600 yıllık Kırkpınar şimdiki tarihe alındıktan beri 50 yıldır güreşseverler eski pehlivanların hızını masallarda dinler olmuş! Deniyor ki; okullar, yol, otel, filan… Bu bahaneler elli sene geride kaldı, artık kimse deve kervanıylaDevamı

krkpnr1

    Haayda bre Kırkpınar!.. İhtimaldir, Sarayiçi'ni dolduranların belki yarısı "seneye gelmem" demişti geçen sene. Fakat güreş mevsimi yaklaştıkça, incedeen inceye zurnalar çalmaya ve derinden derine davullar vurmaya başlayınca içinde… Burnuna, güneş altında parlayan zeytinyağı kokusu gelmeye başlar adamın! Dili "gitmeyeceğim" diyedursun; "Kırkpınar'a giden arabada senin de yerini ayırtalım mı"Devamı

Acaba kaç yıldır “Kırkpınar’ı hareketlendirmek” konuşuluyor? Bunun için kurallar değiştiriliyor; pehlivanların aktif güreşmesi, güreşi erken bitirmesi için çareler aranıyor, ama olmuyor. Üstelik olmayacak! Çünkü bu iş; Afrika’dan getirilen devasa palmiye ağaçlarını İstanbul’a, veya okaliptüsleri çöle dikmeye benziyor: Kuruyor veya son güçlerini ayakta durmaya harcıyorlar! Neden bu gidişle daha iyisi olmayacak?Devamı

Sıcak mektuplar gelir bize, içinde samimi sorular vardır. Birinde şu cümleler vardı: “Yazılarınızda dikkatimi çeken bir husus da şudur ki; gündem ne olursa olsun, siyasi konular hakkında yazılarınızın olmaması. Bu hususta çok itinalı davrandığınızı hissediyorum ve nedenini merak ediyorum…” Cevap olarak; “Siyaset bize yasak!” Yazmıştım, gülümseyerek… Yani bizim işimiz siyasetDevamı

Gene aynısı oldu: Gene seslerini duyup sokağa çıktım, gene alamam çünkü alsam da ilgilenemem dedim. Suratlarına bakınca gene kıyamadım ve kucağımda yirmi beş civcivle bahçeye döndüm. Bir kocaman koli buldum. Ortasına bardak kapatılmış kâsede su hazırladım. Fakat suları, içine düşebilecekleri kadar derin ve kendilerini ıslatabilecekleri kadar geniş olmamalıydı. Ayrıca ilkDevamı

“Bazı cevapları bilmek, gericiliktir” hükmü kasıtlıdır. Üstelik bu ahmak iddiası çok yaygın olduğundan; saf/cahil tabaka kendi bildiklerinden utanır! Bilen bildiğini, bilmeyen öğrendiğini belli etmek istemez! Bilenin (cahil görünmemek için) bilgisini gizlemesi ne acı zıtlıktır! Hâlbuki ineğe “tanrı” diyenlerin, hatta sıçanlara tapınanların bile kendilerine has zamanları vardır. Bu günlerin özelliğini bilmeyenlereDevamı