Bir kişi daha!.. [30 Ağustos 2009 Pazar]

Sırtına savrulan yeleleri arasından ufka baktığım atımla, uzaklara doğru uçmak… Ve yine aynı atımla kanlarımız karışmış ve soluklarımız dolaşmış ve bakışlarımız sarmaşmış olarak, Cennete doğru uçmak… En büyük hayallerimden biriydi! Büyüdüm. Gerçekleri gördüm. Atım, acısı hâlâ içimde sızlayan o can yoldaşım ise hayallerimin arasından çıkamadı! Farkına vardım ki sonra; her harf bir ok imiş meğer […]

15 saat aç kalmak! [28 Ağustos 2009 Cuma]

Oruç tutmak da “yolculuğa” benziyor. En büyük benzerliği ise “kalkış” ve “iniş” saatleri. Yani sen vasıtaya girmedikten, uçağa binmedikten sonra istediği kadar “ben yolcuyum” de, veya uçağın ardından koşmaya çalış, faydasız!.. Eskiden tarifelerde “yolcuların içeri alınma saati“ yazardı. Gecikenler bile çoğu zaman yetişirdi uçağa. Sonra birileri, hangi akla hizmetse, uçağın “havalanış saatini“ yazmaya başladı kâğıtlara. […]

Uçmayan koltuklar! [27 Ağustos 2009 Perşembe]

(Türkçe okuyabilen her vicdan sahibi aşağıdaki satırlarımı anlayabilecek… Buyurun, elbette siz de anlayacaksınız!) Uçağa binip Mekke’ye gitmek (misal ki, tam) 4 saat… Fakat Kâbe’nin bulunduğu şehre ineceğinden tam 4 saat önce hava alanına gel bakalım, uçakla birlikte havalanabilecek misin? Yolcuların alınmasıyla tekerleklerin pistten koptuğu an arasındaki fark “temkin vakti” ve en azından 15-20 dakika… Ancak […]

Fındığa başfiyatı [23 Ağustos 2009 Pazar]

17 Ağustosun 10’uncu yılına: 2     Dünya tarihinin gördüğü en yüksek “baş fiyatı”nı buldu o sene fındık!.. Benim bir kök fındığım olsaydı ve onu toplamak için yamaçlara çıkmış olsaydım… Ben fındık bahçelerinin yakınında yorgun-argın uyurken, düzdeki evim yere gömülmüş olsaydı; herhalde o fındığı satmaya bile elim varmazdı… Deprem bir süre önce veya bir süre sonra olsaydı, […]

Sigara kaç yılı çalar? [21 Ağustos 2009 Cuma]

Kanun üstüne kanun, tedbir üstüne tedbir… Bu kadar çaba sonuç verdi ve sigara içenler nihayet toplumda birer cüzzamlı muamelesi görmeye başladı! Önce otobüslerden, vapurlardan indirildi tiryakiler ve sonra bürolardan, kahvehanelerden çıkarıldı. Aslında iyi de oldu! En sonunda yıldızların altından başka yer kalmadı sigara tüttürülebilecek. Peki sebebi ne? Sigaranın insan ömründen bazı yılları çalma ihtimali! Yüz […]

03.02 idi kırıldığında saatler [20 Ağustos 2009 Perşembe ]

Yazmam gerekiyor… Ama ne yazabilirim? İncecik bir vazo düştü yere… Bir gül kırıldı orta yerinden! İki minik çerçeve sarsıldı duvarda ve son kez dokundular birbirlerine… Saat 03.02 idi kırıldığında saat! Yazmam gerekiyor… Ama ne yazabilirim? Bebek kokan bir biberon düştü yere… Sonra bir anne, süt kokan yavrusunun üstüne attı kendini… Saat 03.02 idi kırıldığında saat! […]

Sürpriz kitaplar [16 Ağustos 2009 Pazar ]

Devrek’in Çaydeğirmeni’ne bağlı, Filyos Irmağının aktığı geniş vadiye bakan Karabaşlı Köyü’ne çıktık. Orada bizi; bahçelerinde hamur açılan, sac üstünde yufka kızartılan bazı avlulara götürdüler… Olacak ya; bir poşete doldurulmuş çocuk kitapları ilişti gözümüze. Kuru dalların, odunların üstüne atılmışlardı. Muhtemelen gecelerin nemini emdikleri için çoğu yaprakları bükülmüştü. Alioğlu Yayınevi’ne çizdiğim çocuk kitaplarıydı bunlar. Emre, Esra, Tuba […]