Hatıralar Sokağı (EKMEK SARILAN GAZETE KÂĞIDI – Gönül)

Merhaba STOP. Sizi 2000 yılından bu yana tanıyorum. Yazılarınızı takip ediyorum demeyi çok isterdim ama maalesef batıya göre biraz, hatta çok doğuda kalmış orta halli bir ailenin çocuğuyum. Sizin yazılarınızla ilk defa bir bakkalda ekmek alınca ekmek üşümesin diye verilen bir parça gazetede tanıştım ve o zaman daha ilköğretim 6.sınıf öğrencisi olan meraklı bir çocuktum. […]

Bu adam ters!.. mi? ;) [30 Nisan 2010 Cuma]

 40 gün 40 gece 40’ıncı yıl… Buluşmalarımız çok şeyler de öğretiyor birbirimiz hakkında. Ziya’nın seyyar harddiski Ömer’in bilgisayarında; geçenlerde çekilen damatları özendirecek fotoğraflarımızı seçiyoruz. Benim görüntülerimin bir kısmını ise; dağdaki eşkıya, çöldeki bedevi, ekvatordaki aç ve sefillerin takipçisi Osman Sağırlı’nın objektifinden… Elbette kasıt aramıyorum! Bu sırada Ahmet Demirbaş giriyor odaya. “Böyle bir 40’ıncı yıl hatırası […]

Ye ceketim ye!.. ;) [29 Nisan 2010 Perşembe]

40 gün 40 gece 40’ıncı yıl… Tefrika etsem yeridir: “Bizim aile” buluştuğunda, düğün-bayramdır hepimize. Zaten ya düğündür ya bayram ya da bir sene-i devriyedir; yoksa onca insanın aynı saatte bir araya gelmesi pek mümkün olmuyor. Allah nazardan saklasın şu son sene içindeki bir araya gelişlerimiz, uzak yakın bütün “akrabaları” birbirine ısındırdı. Ben bile Beykoz ormanlarından […]

Duygu Bahçemiz (HANGİ KÖŞE BAŞINDA UNUTTUK KENDİMİZİ – Hülya Koçalan)

Bir gün daha bitti, öylesine, yorgun ve yalnız. Takvimden bir yaprak daha düştü. Herkes kendi payına düşeni yaşadı ve bilmediğimiz tanımadığımız, belki uzağımızda belki de yakınımızda bir çok insanla benzer kaderi yaşadık. Garipti hayat, umuttu, sevinçti, sevmekti, mutluluktu, hüzündü, ayrılıktı, kavuşmaktı, belki öylesine belki de doludizgin ama yaşamak zorunda olduğumuz tek gerçekti. İnsan kendi gerçeğinden kaçamazdı, […]

Bir karınca trajedisi! [25 Nisan 2010 Pazar]

Karıncanın, kocaman bir arazi ortasında nasıl çalıştığına hiç baktınız mı? Ona lazım olan tek şey; içindeki tutkudur! Ağzındaki kum tanesiyle delikler içinde tırmanmaktadır. Karanlıık, deriin, dolambaçlı, uzun, soğuuk, bazen tehlikeli de olan bu belirsizliğin içindeki en büyük kılavuzdur; ümit… Önce hisleriyle yön arar, yol bulur. Sonra karanlıkta önünü seçmeye başlar karınca, tırmanır… Yüzüne ışık vurur, […]

Dünkü gazete, ve… [23 Nisan 2010 Cuma]

Hani; “içini görmek mümkün olsa” deriz bazen birileri için. Ne var, kim ve kimler var kalbinde; neyi sever, nelerle uğraşır ve neyle geçirir ömrünü… Al işte; hepimizin birden kalbi aralanmış, içi görülmüş, sevdikleri, arkadaşları, uğraşları meydana çıkmış oldu. Ölenlerimizle, kalanlarımızla dünkü (152 sayfalık rekor) gazetedeydik…   Bir anda insan nerelere gidip geliyor, neleri ve kimleri […]