Bilmeyenler başaracak! [01 Ağustos 2010 Pazar]

                                                                                                             MMT kardeşime sevgimle 🙂 Azıcık başınızı ağrıtayım, diye başlamışsın ya işle alakalı sorularına. Bahsettiğin bu “baş ağrısı” o kadar hoşuma gidiyor ki, anlatamam sana. Çünkü soran kişi; öğrenmek isteyen, kibrini yenen ve her şeyi bilirim batağına saplanmayan kişi demektir. Tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum sana; hem benim ve hem de senin adına… Neden mi […]

Anlatıcıları şirket mi yetiştiriyor?

Çeşitli yerlerde anlattığınız seminerlerinizin haberlerini takip ediyorum, sizin adınıza ve hepimiz adına seviniyorum. Merak ediorum: ÇAĞLARNETWORK  seminerlerini sunan  arkadaşlarımız, şirketin ÖZEL yetiştirtirdiği elemanler mı?.. Bizim buradaki toplantılar ise çok az katılımcılarla sürüyor. Millet yazlıklara dağıldı sanırım. Sizin toplantılarınızı da merak  etmiyor değilim…

Duygu Bahçemiz (SOKAK LAMBASI VE DURAK – Levent)

Öncesi ve sonrası ve daha sonrası gönlümden hep sana doğru akmakmış. Seni tanıdığımda karanlıklar içinde oradan oraya savrulan bir adamdım, ya da kocaman bir çocuk. Bunu kendime itiraf edemiyordum… Karanlıkların aydınlığa döndüğü anlar seninle başladı. Gönlümün nuru, gözümün nuru, nefesimin nuru oldun. Her başlangıç bir ayrılık, her ayrılık seninle binlerce, milyonlarca, sayıların yetemeyeceği güzel başlangıçlardı. […]

Mecnûn makâmı [30 Temmuz 2010 Cuma]

Mecnun olmak bir “makam”dır; dişlerin sıkılma hâlidir! Sus!.. Kenetlenmiş çenenden, “kendini” sızdırırsan dışına; kıvam bozulur… Çünkü “mecnun” olanın yolu; en dar tünellerden geçer! Yollardan, Leyla’ya doğru, her daim yürüyenler vardı… Kimdi onlar? Bilen yok!.. Hani ayak izleri? Silinmiş, gören yok!.. Peki hatıraları? Unutulmuş, anlatan yok!.. Ya Mecnûn?.. Mecnûn; susmanın adıdır ve yürümenin adıdır ve dönüp […]

Taksicinin cihazı [29 Temmuz 2010 Perşembe]

On senelik tecrübemin tadı dilimin ucunda hâlâ! Evlerimize bilgisayarlar almış, gazeteye internet üzerinden bağlanmaya başlamıştık. Yazımızı göndermek için gece-gündüz, geç-erken kavramı kalkmıştı bizim için. Bu sırada tanımadığımız insanlarla da irtibat kurmaya başlamıştık. Gurbetçi bir taksi şoförüyle tanışmıştık… İlk satırları titrer gibiydi; kıyamadım, cevapladım. Hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Hemen cevap verdi. Onun bu birkaç […]