Fahri Öztürk Abi’nin bir sözü hep kulağımda. (Mekânı cennet, dercesi âlâ olsun…) Birgün benim de içinde bulunduğum gençlere seslenirken: "Bu sohbetler nasip oluyorsa size, zannetmeyin ki kendinizden. Ya soyunuzda bir şehit vardır, ya bir  Allah dostu vardır, ya da siz dua almışsınızdır." Fahri Abi’nin ve daha nicelerinin ruhlarına Fâtihalar olsun… ÇokDevamı

Mektuplar, edebiyatın bir dalıdır. Son dört yüz yıldır en fazla okunan ve kıymeti her gün artmış, kıyamete kadar da her gün artacak olan mektuplar ise İmam-ı Rabbanî hazretlerine aittir. Geçen hafta “ezan” hakkında birkaç cümlesini aktarmıştım. Bu gün de “tesbih”lerden birine tutuldum ve söylemezsem benden hesap sorarsınız sandım. Üçyüzyedinci mektupDevamı

Yalan dolan ile yanlı yazınca, Gazeteler trajını kaybetti. TV alt yazıda canlı yazınca, Köşeciler virajını kaybetti. Kaleme almayıp özde özleri, Mizahlarla aldattılar bizleri. Gerçek gibi yazıp yalan sözleri, Dürüstlüğün imajını kaybetti. Kelleri kapattık ekili saçla. Kıyaslamak yanlış tokları açla. Derman bulduk akupunktur masajla, Eczaneler ilacını kaybetti. Her canlının aslı tekDevamı

Osman Olcay Yazıcı vefât etti…   Türkiye Gazetesi’nde İrfan Özfatura’nın hazırladığı 19 Eylül 2010 Pazar tarihli İz Bırakanlar sayfasında arkadaşlarının dilinden şöyle anlatıldı Olcay Yazıcı:  Arkadaşlarının dilinden Osman Olcay Yazıcı ŞAİR ÖFKESİ Olcay Yazıcı’yı ilk defa dinleyenler öfkesinden ürkebilir ama dostları onu iyi tanır, huzursuz olmazlardı. Babıalinin asabi çocuğu masa yumruklasa ne olur,Devamı

Ulaşamayanların, “sormayanlar” olduğunu sanırız genellikle. Yolunu şaşıranların çoğu, acaba neden “herkese soran” insanlar?.. Sormamak kibirden, ama şaşırtmak şeytandan… Vazgeçmek ise nefsinden; hadi var bakalım!.. Bilmediğin bir noktadasın. Sorduğun an fark ediyorsun ki, meğer herkes bu konunun uzmanı! Her kafadan da farklı sesler çıkıyor: “Filanca yere mi? Sen orayı bulamazsın! ODevamı

Böyle bir başlık atmak ne kadar doğru olur… Bu mecazi cümleyi kurmak uygun mudur… "İmam televizyon efendi(!)" demek caiz midir… Zülf-ü yâre dokunur mu… Şahsına hakaret sanan olur mu, bilemiyorum… Bunları bilemiyorum ama bildiğim ise şudur: Bu iki fotoğrafı çekeli bir hafta olmadı… Kendi cep telefonumla çektim… Görünen insanlardan hiçDevamı

Geri zekâlılığın belirtisi nedir, diye bir soruyla karşılaşırsam şöyle demeye karar verdim: Bir insan, bıçaklanmış olsa; önce şaşkınlık, acı, çaresizlik, korku, panik gibi duygular hisseder de sonra ne yapar? Bu insan, kendine saplı bıçakla en yakın arkadaşına koşsa… Sonra ablasına, dayısına, sonra manava, berbere: "Komşu, görüyor musun karnımdaki bıçağı? ÖlçerDevamı

Hangi sözü, şiiri, ezgiyi dinlemişizdir ezandan daha fazla; hem de her gün ve çok şükür hayatımız boyunca? “Mektûbât Tercemesi” isimli muazzam kitaba toplanmış mektuplarından, 303’üncü mektubunda şöyle anlatıyor İmam-ı Rabbanî hazretleri: “Evvelâ Allahü teâlâya hamd ederim! Sevgili Peygamberine salevât eder, iyilikler dilerim! Biliniz ki, ezanın kelimeleri yedidir: ALLAHÜ EKBER: AllahüDevamı

  Herkesin hayattan bir beklentisi vardır. Kimi güzel bir meslek sahibi olmak ister, kimisi zengin olup dünyayı gezmek. Kimisiyse fazla bir beklenti içine girmeden sade bir hayatı tercih eder. Benim beklentimin ne olduğunu sorarsanız eğer. Çok birşey istemem derdim sizlere. Çünkü, çok şükür bir çok şeyi elde ettim ama RabbimDevamı

Kapısını kapatmıştı… Kapalı bir ortamın zerafet atmosferine tebdil olmasını bekleyecek liyâkati de kendinde bulamamış olacaktı ki, buruk bir pişmanlık duygusuna müptela oldu. Kimdi bu çaresiz? Anlamayacak halde buldu kendisini. Yaşamın kılcal damarlarında “detay insanı” olma düşünden vazgeçmeyi bir türlü başaramamıştı. Bu bir kayıp değildi aslında, acele karar vermenin kararsızlığında bocalayıpDevamı

Bir zaman gelir ürkersin yaşamaktan; Vazgeçersin… Nereye gittiğini bilmeden gidersin; Yolun sonuna geldiğini sanırsın, Ölümü beklersin… Karanlıktır her tarafın, Hiç bir şey göremezsin… Ama bak sevdiceğim; En parlak ışıklar, En karanlıkların ardında saklıdır… Ve en güzel yarınlar, En kötü olanların ardından gelir… Sen de bilirsin ki; Umut hep vardır… YıldızDevamı

17 Eylül’e… Ben dünyada değildim o tarihte. Ama biliyorum, Menderes’i bugün asmışlar. Fakat neden asmışlar? Bilmiyorum… Küçük bir çocuktum. Söylenenleri anlamıyordum. Sadece “bir insanın boynuna ilmek geçirdiklerini ve onu asarak öldürdüklerini” anlıyordum. Ve ayrıca, beni sevenlerin ve benim sevdiklerimin bundan hiç memnun olmadıklarını anlıyordum. Menderes denen kişinin “nasıl” asıldığını anlıyordum;Devamı

Dünya sevgiyle dönüyordu. Dünya sevgiyle dönüyordu da, ne olmuştu böyle birden? Dönemez olmuş, durmuştu sanki bir anda. Ve durduğu an gecede kalmıştı zaman da. Gecenin karanlığı aydınlığa dönemez olmuştu dünyanın bir yanında. Geceydi artık zaman, hep gece… Işığa âşık çocuklar çığlık çığlığa ağlaşıyordu. Anneler çaresiz gözlerle bakıyor, umutsuz sözlerle teselliyeDevamı

Bugünkü (yani 18 Eylül 2010 Cumartesi tarihli) Türkiye Gazetesi’nin M. Ali Demirbaş’ın hazırladığı Sohbet isimli köşesinde bir yazı vardı ki, tadı damağımda kaldı…  Yazının özeti nedir dense; "Sevgi, sevgi, sevgi…" derim sanırım. Eğitimde yapılan en büyük yanlışın ne olduğu…  Doğrusunun ise "ne" ve "nasıl" olması gerektiği öyle tatlı bir dille anlatılmışDevamı

Bugün 17 Eylül… Kim bilir kaçıncı 17 Eylül ama bu günkü, sadece; 17 Eylül’lerin 2010 yılında geleni… Bugün 17 Eylül… Ben dünyada değildim o tarihte, bilmiyorum ama öğrendim; Menderes’i bugün asmışlar! Neden asılmış?  Bilmiyorum! Bu ülkenin başbakanı ve çalışma arkadaşları neden asılmış, ben bugün hala bilmiyorum!.. ….. Bilen var mıDevamı

Taş toplarım, yalınayak… Taş toplarım da, değmez ayaklarım soğuğa. Yorulmaktan ileri geçemem ya! Taş toplarım duruya hasret. Ceplerim ağırlaşır lakin dolmaz. Taşımaktan ileri geçemem ya! Taş toplarım durmaya hasret. Elime büyük gelir, düşer kimisi. Eğilmekten ileri geçemem ya! Taş toplarım düzene hasret. Süpürmek isterim gördüğüm kumları. Kalsın bari parlak olanları.Devamı

Hadi bugün, bir tavuk olduğunu düşün! Tavuk tavuk, bildiğin tavuk: Yusyuvarlak açılmış gözlerle etrafına bakınan… Ot, et, tohum, meyve, sebze, canlı, cansız, bulabildiği her şeyi yiyen… Toprağı eşeleyen, yetişebildiği dallara sıçrayan; Ve belli zaman aralıklarında yumurtlayan tavuk… Bazısı korkar, bazısı sever; bazısı onlarla ilgili hiç bir şey bilmez, bazısı daDevamı