Duygu Bahçemiz (NASİP İŞİ – Mustafa Metin Tamer)

Fahri Öztürk Abi’nin bir sözü hep kulağımda. (Mekânı cennet, dercesi âlâ olsun…) Birgün benim de içinde bulunduğum gençlere seslenirken: "Bu sohbetler nasip oluyorsa size, zannetmeyin ki kendinizden. Ya soyunuzda bir şehit vardır, ya bir  Allah dostu vardır, ya da siz dua almışsınızdır." Fahri Abi’nin ve daha nicelerinin ruhlarına Fâtihalar olsun… Çok sevdiği Mübarek Hocalarını anlatırken dahi […]

Mektuplar hakkında [30 Eylül 2010 Perşembe]

Mektuplar, edebiyatın bir dalıdır. Son dört yüz yıldır en fazla okunan ve kıymeti her gün artmış, kıyamete kadar da her gün artacak olan mektuplar ise İmam-ı Rabbanî hazretlerine aittir. Geçen hafta “ezan” hakkında birkaç cümlesini aktarmıştım. Bu gün de “tesbih”lerden birine tutuldum ve söylemezsem benden hesap sorarsınız sandım. Üçyüzyedinci mektup “Sübhânallahi ve bi-hamdihi“ kelimesi hakkında: […]

Duygu Bahçemiz (KAYBETTİ – İbrahim Güleç)

Yalan dolan ile yanlı yazınca, Gazeteler trajını kaybetti. TV alt yazıda canlı yazınca, Köşeciler virajını kaybetti. Kaleme almayıp özde özleri, Mizahlarla aldattılar bizleri. Gerçek gibi yazıp yalan sözleri, Dürüstlüğün imajını kaybetti. Kelleri kapattık ekili saçla. Kıyaslamak yanlış tokları açla. Derman bulduk akupunktur masajla, Eczaneler ilacını kaybetti. Her canlının aslı tek bir damla su. Rüyaya anahtar […]

Olcay Yazıcı’nın ardından…

Osman Olcay Yazıcı vefât etti…   Türkiye Gazetesi’nde İrfan Özfatura’nın hazırladığı 19 Eylül 2010 Pazar tarihli İz Bırakanlar sayfasında arkadaşlarının dilinden şöyle anlatıldı Olcay Yazıcı:  Arkadaşlarının dilinden Osman Olcay Yazıcı ŞAİR ÖFKESİ Olcay Yazıcı’yı ilk defa dinleyenler öfkesinden ürkebilir ama dostları onu iyi tanır, huzursuz olmazlardı. Babıalinin asabi çocuğu masa yumruklasa ne olur, bilirler ki birazdan tebessüm dağıtacaktı. […]

Pırlantanı fırlatma! [26 Eylül 2010 Pazar]

Ulaşamayanların, “sormayanlar” olduğunu sanırız genellikle. Yolunu şaşıranların çoğu, acaba neden “herkese soran” insanlar?.. Sormamak kibirden, ama şaşırtmak şeytandan… Vazgeçmek ise nefsinden; hadi var bakalım!.. Bilmediğin bir noktadasın. Sorduğun an fark ediyorsun ki, meğer herkes bu konunun uzmanı! Her kafadan da farklı sesler çıkıyor: “Filanca yere mi? Sen orayı bulamazsın! O hoo çok uzak, yol yakınken […]

Seyir Defteri – Eylül 2010 (İmam televizyon efendi!..)

Böyle bir başlık atmak ne kadar doğru olur… Bu mecazi cümleyi kurmak uygun mudur… "İmam televizyon efendi(!)" demek caiz midir… Zülf-ü yâre dokunur mu… Şahsına hakaret sanan olur mu, bilemiyorum… Bunları bilemiyorum ama bildiğim ise şudur: Bu iki fotoğrafı çekeli bir hafta olmadı… Kendi cep telefonumla çektim… Görünen insanlardan hiç birini tanımıyorum ve yüzlerini göstermemeye […]

Zekânın belirtisi [24 Eylül 2010 Cuma]

Geri zekâlılığın belirtisi nedir, diye bir soruyla karşılaşırsam şöyle demeye karar verdim: Bir insan, bıçaklanmış olsa; önce şaşkınlık, acı, çaresizlik, korku, panik gibi duygular hisseder de sonra ne yapar? Bu insan, kendine saplı bıçakla en yakın arkadaşına koşsa… Sonra ablasına, dayısına, sonra manava, berbere: "Komşu, görüyor musun karnımdaki bıçağı? Ölçer misin lütfen dışarıda kaç santim […]

Şu ezanlar ki… [23 Eylül 2010 Perşembe]

Hangi sözü, şiiri, ezgiyi dinlemişizdir ezandan daha fazla; hem de her gün ve çok şükür hayatımız boyunca? “Mektûbât Tercemesi” isimli muazzam kitaba toplanmış mektuplarından, 303’üncü mektubunda şöyle anlatıyor İmam-ı Rabbanî hazretleri: “Evvelâ Allahü teâlâya hamd ederim! Sevgili Peygamberine salevât eder, iyilikler dilerim! Biliniz ki, ezanın kelimeleri yedidir: ALLAHÜ EKBER: Allahü teâlâ, büyüktür. Ona birşey lâzım […]