Seyir Defteri – 29 Mayıs (Fethin hikayesi…)

Şanlı tarihimizi (fakat tarihimizi sevenlerin diliyle, kalemiyle) tekraar tekrar anlatmakta yarar var. Çünkü her sene yeni yavrularımız dünyaya geliyor, yeni nesiller büyüyüp yetişiyor… Peki bizler anlatmazsak ne olacak? Ya öğrenmeleri gerekenleri bilmeyeceklerinden; bomboş, emsalsiz, hayalsiz ve hedefsiz büyüyecekler… Veya kendi mazilerini yanlış öğrenecekler; ve bu öğretilerle kasıtlara bulanıp ve Allah korusun belki de bir daha […]

Sınırlar değişir mi? -2- [29 Mayıs 2011 Pazar]

(Başı bir önceki yazıdaydı, lütfen onu da okuyun.) ….. Etrafımızdaki bütün ülkelerde, çoğumuzun hatırladığı zamanlarda bile hep bir şeyler olmuş. Ya sınırları değişmiş veya rejimleri devrilmiş. Büyük acılar çekilmiş, şehirler yangın yerine dönmüş, sayısız insan kaybedilmiş… Yani ülkemiz her zaman bir ateş çemberi içinde imiş ve bu coğrafya demek ki çoğu zaman yine ateşler içinde […]

Duygu Bahçemiz (DİŞİSEL GELİŞİM – Salih Uyan)

Bu yazıyı romantizm mağduru Türk erkekleri adına yazıyorum. Sürekli romantik olmamakla suçlanan erkeklerin haklarını savunmak ve hanımerkil bir topluma doğru gittiğimize dikkatleri çekmek istiyoruz. Ay ışığında eşine romantik şarkılar söyleyen, haftanın üç günü eve elinde çiçekle gelen, evlilik yıldönümlerini bir ay önceden planlamaya başlayan erkeklerin gerçek yüzlerini göstermek istiyoruz. Bir erkek, hiçbir özel günü atlamadan […]

Sınırlar değişir mi? [27 Mayıs 2011 Cuma]

(İki seneden fazla oldu, 2009’un Ocak/Şubat döneminde üç yazı yayınlamıştık hem şu an okuduğunuz Stop köşemizde ve hem de sitemizin [muammererkul.com] Seyir Defteri bölümünde. Şimdi burada bazı paragrafları tekrar etmenin zamanıdır sanırım.) ….. Atatürk; “Yurtta sulh cihanda sulh” demişti ama M. Kemal üç kıtada çarpışmış bir askerdi! Sonrakiler “iman belletir gibi” ezberlettiler bunu! Ancak bir […]

Öğrenme açlığı [22 Mayıs 2011 Pazar]

Picasso demiş ki: “Bütün çocuklar artist doğar, biz onları eğitir, başarısız yaparız!” Onun kastı belki işin artistik/sanat tarafıydı ama durum her alanda aynı. Bütün bebekler öğrenmeye hazır doğuyor, bütün çocuklar yiyip içmekten çok öğrenmeye aç. Bir ekmek kabuğunu akşama kadar kemirip durur çocuk ama bir şeyleri merak etmeden, incelemeden, karıştırmadan asla duramaz! Bize de ne […]

Hatıralar Sokağı (BRÖN – R.S. Erkul)

Brön; parlak kahverengi tüylü, dipdiri bir köpek. En çok da gözlerini seviyorum onun. İnsanın içine bakıyor. Öyle candan bir hali var ki; bir de konuşsa, insan yanına arkadaş diye ondan alâsını bulamaz… Çağırdığın zaman hep gelir, birlikte birşeyler yapmaya, oynamaya, koşmaya, yanında oturmaya hep hazır. Önceliği biziz onun. Bir gün, ilçeye gitmek için evden çıkmıştım. […]

Seyir Defteri – 19 Mayıs 2011 (Dostları anma toplantısı)

Her Perşembe günü Cağaloğlu’nda bir toplantı yapılır. ESKADER, "Babıali Sohbetleri" adı altında düzenler bu toplantıları. Yeri ise Yerebatan’a kadar giden Kazım Gürkan caddesinin ortasından sapıp aşağıya, Alayköşkü kulesi veya Babıali kapısı’na doğru uzanan sokağın ortasında (Eski Günaydın Gazetesi binası) ve aşağı inerken solda kalan Timaş Yayınevi’nin giriş katındaki KitapKahve’dir… Edebiyata meraklılar edebiyatçıları, yazarları görür, dinler […]

Brön [20 Mayıs 2011 Cuma]

  Onun bize hissettiği, kelimenin tam karşılığıyla aşk’tır. Başka ifade bulamıyorum… Hangi vakitte gelsek hemen anlar, hasret gidermeye çalışır, dünyası biz oluruz… Bahçe kapısı altında tüyler gördüm. Anladım ki; ardında biz varız diye, Brön demir kapıya kendini dayamış!.. Sevinçle içeri daldı. Şimdi onun bütün çabası; ellerini üzerime koyup ayakta durmak, yüzüme bakmak… Zaten görmeseydim de, […]