Muhabbete mahkum olmak!   Öcalan, burnundan halkalanmış gibi yargı önünde; “Müebbet” dilenmede!.. İnsanlar pür-dikkat, hiçbir kelimeyi kaçırmamaya çalışıyor… İtalya (sonunda ve inşaallah); “Gelip Roma’yı alın” yırtınmasında! Yunan, “yunan”lığını yapmada aynı dakikalarda… Beş para etmez Eşek Adası’na, bir sürü gazeteci, bir sürü savaş gemisi eşliğinde iki merkep getiriliyor!.. Anırsalar duyulacakDevamı

  Kelebek öpücükleri   Benim güzel dostlarımdan biri internette dolaşırken; “tam bizlik” bir sayfayla karşılaşmış. Kendine konmuş bu “öpücüğün” bana konmamasına ve sizlere dokunmamasına gönlü razı olmamış… Telefonla da konuştuk, bu isimsiz internet sayfası hakkında; yazının nereden alındığını ve kimin tarafından yazıldığını da bilmiyoruz. Ama biliyorduk ki, sizler bayılacaktınız buDevamı

Cöööö!…   Aaa!.. A, aa!… Köşemize, Stop Köşesine bak, n’oolmuş! Hımm, değişik!… Güzel mi acaba?… Eski haline de alışmıştık aslında… Alışırız buna da. Önceki şekli güzeldi be. Güzeldi ama biraz durgunlaşmış mıydı acaba? Bunda “başka şeyler”de kullanma şansı var… İsimler, mektuplar yayınlama imkanı var. İyi olmuş be… Hareket var hiçDevamı

  Dergahta bir tuhaflık var. Etraf ne kadar sessiz. Sanki birşeyler olmuş gibi… – Selamünaleyküm Rûşen kardeş. – Ve aleyküm selâm. – Ne oldu? Bir sessizlik var. – Padişah efendimiz Fatih Sultan Mehmed Han hazretleri dergaha geldiler… – Öyle miii? Şimdi içerdeler mi? – Hayır. Ziyaret edemeden gittiler! – GittilerDevamı

  Beni seviyorsunuz… Hiç şüphem yok. Beni seviyorsunuz; “KÖPRÜ” olduğum için! Bunu düşünmüş olan, farketmiş olan elbette vardır aranızda. Zaten gizli de değil bu. Açık açık yazıyorum; beni sevin. Beni seviyorsunuz; Çünkü sizin köprünüzüm. Kendimi “köprü” bilmem; beni “rahatsız olmaktan” da kurtarıyor. Sevin öyleyse, diyorum sevebildiğiniz kadar… İstediğiniz kadar, dilediğinizDevamı

  Her şey biribiriyle ne kadar bağlantılı… Sıcaktan kuruyup çatlamış tarlalar; aynı güneşin altındaki denizlerden buharlaşacak suyun gökyüzünde toplanmasını ve rüzgarın yardımıyla kendi üzerine gelmesini… Isı farkı da mevcut ise yağacak yağmur ile susuzluğunu gidermeyi bekliyor… Tarlaları kurutan güneş, yine tarlaların suya kanması için gerekli aslında. Değil mi?.. Her konuda,Devamı

  (Üzerinden epey zaman geçtiği için, size yaşanmış bir hikâye anlatayım…) O gün akşam üzeri buluştuk, yemeği beraber yedik, evine gittik ve gecenin geç saatlerine kadar konuştuk. Bazen insanların canının acıdığını bilirsin, görürsün ama bir türlü sana söylemezler, anlayamazsın canlarını acıtan “esas” noktayı. Onlar anlatmak için kıvranırlar, sen kıvranırsın anlamakDevamı

  Sınava girecek olan sayın arkadaşlarım, n’aaber?.. Nasılsınız, mutlu musunuz? Şimdi bazıları, “ssüperr” diye çığlık atıyor, bazıları ise; “nasıl iyi olabilirim ki, mutluluğum elimden çalınmışken” sızlanmasında… Ben sizin nasıl olduğunuzu biliyorum ama… Evet, herkes şu anda “olmayı tercih ettiği halde” değil mi?.. Birileri diyor ki şimdi; “Bizimle dalga geçiyor…” Evet,Devamı

  Almanya’daki kalburüstü bir dosttan gelen elektronik mektup düşündürdü beni. Sonra sizin adınıza sevindirdi. Sadece takdir edilme duygusunun hazzı değildi bu… Güzeli; ortaya konulmuş olan fikrin kaydetmiş olduğu isabetti… Yani size sunulmuş olanın rağbette olması, bir yerlerde daha belki bazı farklılıklarla uygulanıyor olmasının sağladığı güven duygusuydu. Şu an ne anlatmayaDevamı

  Sınava girecek olan sayın arkadaşlarım, naaber?.. Nasılsınız, mutlu musunuz? Şimdi bazıları; “ssüperr” diye çığlık atıyor, bazıları ise, “nasıl iyi olabilirim ki, mutluluğum elimden çalınmışken” sızlanmasında… Ben sizin nasıl olduğunuzu biliyorum ama… Evet, herkes şu anda “olmayı tercih ettiği halde” değil mi?.. Birileri diyor ki şimdi; “Bizimle dalga geçiyor…” Evet,Devamı

  Geçenlerde hiçbirimiz cep telefonlarımızı açamamıştık korkudan. Tembih üstüne tembihler alıyorduk çünkü; “Sakın haa, yarın telefonunu açayım deme. Çünkü gelecek olan bir mesajla virüs bulaşacak ve sapıtacak telefonlar…” Hadi bakalım… Sıkıyorsa “alo” de! Kimse telefonunun komut kabul etmemesi, programının bozulması yahut faturaların mantık dışı şişmesi gibi riskleri göze alamadı veDevamı

  Tam yanından geçerken; “Alsanıza, dedi. Yüzbin lira.” Konuşarak yürüyorduk. Sesini duyuncaya kadar onu görmemiştim bile… Göz ucuyla bakıp, “Ne yapayım ki onu?” Dedim. Gerçekten de ne yapabilirdim ki onu… Sekiz-dokuz yaşlarında bir erkek çocuktu bu. Kaldırımın kenarına yaslanmıştı ve ürkek-mahçup bakıyordu. Satmak istediği şey ise; bir büyük eşyanın ambalajındanDevamı

  Elbette “kopelanın babası bulunmaz”mış!.. Elbette bazı şeyleri hiçbirimiz yapmayız!.. Ama bazı şeyler hep yapılır; Bu, nasıl böyle olur, anlamam! Çocukluğumdan beri duyar, dinler, işitirim. Eminim ki sizler de duyar, dinler, işitirsiniz. Ve bu duyulan, dinlenilen, işitilenlerin daha çoook yıllar boyunca duyulacağından, dinlenileceğinden, işitileceğinden de emin olabilirsiniz… Ağzında bir sakızDevamı

  Herkes zemzemle yıkanmış!.. Herkes sütten çıkmış kaşık! Ama “nasıl oluyorsa” ormanlar dört nala kaçıyor bilinmeyen uzaklara… Yanıyor ormanlar; yanıyoruz. Kirleniyor denizler; kirleniyoruz. Yerlere basamıyoruz pislikten… Üstelik nefes alamıyoruz. Sanki rengi değişiyor çiçeklerin, huyu değişiyor mevsimlerin. “Suçlu”nun elbette biz olmadığını “bilerek” suçlu arıyoruz. Hayretler içinde sorup duruyoruz; “Suçlu kim?..” Aslan,Devamı

  Hiçbirimiz “bu” olmayı seçmedik. Ama “burada” olmak hepimizin kendi seçimi… Hiçbirimiz “bu ana-babadan” doğmayı seçmedik. Hiçbirimiz “burada” doğmayı da seçmedik… Ama burada çakılı kalmak hepimizin kendi seçimi! Doğduk… Doğduğumuzda bu halde değildik elbette. “Bu halimizi” kendimiz seçtik! Aynen şimdikine benzer biçimde, “projektörlerin” kendi üzerimize her tutulduğunda olduğu gibi yineDevamı

  Bu sabah iyi görünüyordun; gözlerinin derininde ışıklar parıldıyordu. Sevindim, çünkü o ışığı; “o ışığı bekleyenlere” götürecektin… Yolun açık olsun. Hava bugün biraz kapalı mı ne… Ne farkeder?.. Çünkü farkı olanlar; hava kapalı, şansı kapalı, “insanlar” kapalıyken de… Özellikle de herkesin durmayı seçtiği zamanlarda “bir adım daha” atmayı tercih edenler…Devamı

  Ve bir gün birileri “çenelerini tutmayı” akıl ediyor!.. Gelecek, işte o vakit onlara tebessüm etmeye başlıyor. Kolay mı bu?.. Elbette değil. İnsanın dilini zaptetmesi; gemi azıya almış atları zaptetmesinden bile zor. Ama zarûrî… Çünkü insan, gemi azıya alan atların çektiği arabada “meçhul bir akıbete” doğru gidiyor!.. Ve bir günDevamı

  Doksandört sonuydu. Ajans işleriyle beraber kitap yayıncılığına da soyunmuştuk. Bastığımız kitaplardan birinin ilginç bir adı vardı: Lâz Nedir. Kitabın yazarı Bilâl Türker, akrabalık ilişkilerinin de kamçılamasıyla sıkı bir araştırma yapmıştı. Yıllar sonra bu kitabı karıştırırken “Lâzların Tarihi” isimli kitaptan alıntı yapılmış kısa bir bölüm buldum. Bu bölümün ismi BabaşiDevamı

  Dr. Resul İzmirli’nin şehrinize geldiğini duyarsanız bir gün; ne yapın edin bulun onu, konuşun… En azından uzaktan görün. Çünkü o, gazetemizde yazmakta olduğu “İş Dünyamız” köşesindeki resminden daha sıcak, daha güler yüzlü… Ama resminden görülemeyecek kadar da tecrübeli, dopdolu ve hoşsohbet bir insandır. Ayrıca (kendi ifadesiyle) sizden biridir! SonDevamı

  Benim için en değerli sözlüklerden biri; Hayat Yayınları’nın çıkardığı Büyük Türk Sözlüğü’dür. Yayın tarihi yazmayan 1288 sayfalık bu esere, Kemalettin Tuğcu’nun romanlarını üç buçuk liraya satın aldığım yıllarda sahip olmuştum. Üzerinde 60 lira fiyat var, ama ben bu paranın bir kısmını, Doğan Kardeş Çocuk Mecmuası’ndaki kuponları biriktirdiğim için ödememiştim.Devamı