Beş nokta yedi Gene sarsıldı onmilyonlarca insan… Sıkıntılı bir gecenin yarını getirdi yine depremi. Ve bu zelzele unutanlara kendisini hatırlattı yine. “-Dur, dedi telefondaki ses. Deprem oluyor… Dur korkma!.. Telefonu kapatmak zorundayım… Korkma, deprem oluyor… Kapatıyorum!..” Her şey bir anda nasıl tersine dönüveriyor. Her şey nasıl yarım ve yüzüstü kalıveriyor…Devamı

Pratik bilgiler Teknoloji dev adımlarla ilerlese de, insanlar “yanılmayan” ilkel metodlardan ayrılamıyor… Uzun zamanların tecrübeleriyle gelen bazı pratik bilgiler veriyorum bugün, ilginizi çekeceğinden emin olarak… Hava nasıl olacak?.. Bu hemen hepimizi, hemen her vakit ilgilendiren bir konu. Buyurun, havanın nasıl olacağını kendiniz anlayın; * Rüzgarsız ve oturmuş bir havanın habercisi,Devamı

Kış geldi Ben bir sadık mevsim aradım… Sonbahar rüzgârları koparmasın diye duygularımı. Mavi bir yazdan, ayazlara saplanmayayım diye billûr bir hançer gibi; Ben, bir sadık mevsim aradım! Son baharın ardından; Kış geldi!.. Bir sonraki bahar, kan açacak gelincik tarlasındaki tomurcuklar… Bir sonraki bahar, kelebeklerin sevgiden kanadındaki buzlar çözülmeyecek! Bal örmeyecekDevamı

Dünyalardan bir dünya Berrak bir gecede, İstanbul üzerinde uçuşa geçtiğinizi düşünün. Şehrin tamamını birden kuşatabilecek bir yüksekliğe eriştiğinizde, ışıl ışıl bir dünyayı, ayaklarınızın altına serilmiş görürsünüz. Muhteşem bir manzara, değil mi? Fakat biz daha büyüğüne talibiz. Şimdi hayal gücünüzü olabildiğince zorlayıp yüz bin (rakamla 100.000) İstanbul şehrini bir araya getirinDevamı

Akla ziyan (On saat var yüreğini duymadım…) Ben, bir acı olurum; Gönlüne kiracı olsam… Düşsem içine; Sancı olurum! Düşsem, hayalsem, hatta vehimsem gecelerine, inan; Sükûnetine talancı olurum! Jilet yuttuğum, zıpkın yediğim gün siyanürlü tabağından; Kendi avıma av olmak… Râmına tav olmak… Ve çılgın rüzgârına kapılmak delibaş bir çıtalı uçurtma gibi…Devamı

Adını bilmeden sevdim Ben, seni; adını bilmeden sevdim. Ve, “var”lığınla gülüşünü… Ben seni, yaşını bilmeden, gözünü-kaşını bilmeden sevdim. Ve, “yar”lığa süzülüşünü. Ben seni, sesini duymadan sevdim… Ve duymadan nefesini. Ben seni adını bilmeden sevdim… Ama; sevdim!.. Üşüyüşünü sevdim… Üşüyüşünü sevdim onüçüncü ayın ilk günü; “Gel, ısıt” deyişini!.. Bekleyişini sevdim beşinciDevamı

Deniz orda!.. (Sıkı tutunun; “berbat” bir yazı geliyor gene!..) Şu an elimde bir kitap var, bir şiir kitabı… Karıştırıyorum ve bu kitabın içinde hakikaten “şiirler” buluyorum… Ve söylenmemiş sözler buluyorum. Burda bir “mola” verip başka bir konudan bahsedeyim size: Doğru veya doğru olmayan yollarla; ama bize “mıy mıy” yapmamak öğretildi.Devamı

Işıklar “kırmızı da” yanacak Geçen cuma yayınladığım yazı üzmüş birilerini. “Yavrularım” alınmış ve oturmuşlar süklüm-püklüm, köşedeki minderlerine… “Muammer beğenmiyor ve kızıyor gönderdiğimiz yazı-şiirlere…” İyi mi?.. Yanlış anladınız, kızmıyorum… İllet oluyorum; Sizi kızdıramadığıma! Çünkü sizi kızdırabilirsem “rekabete” yol açarım… Çünkü sizi kızdırabilirsem içinizi kaynatırım, yaralarınızı kanatırım… Çünkü sizi kızdırabilirsem; “yazmak iyiDevamı

İzini seç “Ya Rabbi! Sen mü’min ve muvahhid (Allah’ın birliğine inanan) ordusunu koru! Müşriklere (Allah’a ortak koşan) mağlup ve mahcup etme! Bizler senin ulu adını yüceltmek ve sevgili Resûl’ünün temiz şeriatını yaymak, puthaneleri mescitlere çevirmek ve çan seslerinin yerine Ezan-ı Muhammedî’yi kaim (ayakta duran) etmek için, işte yurdumuzdan, ana veDevamı

Zirvede karşılaşmak dileğiyle Zig Ziglar, kitapları milyonun üzerinde satılan bir konuşmacı-yazar.. “Hayatım boyunca en çok duygulandığım deneyimlerimden birini yansıtıyor” dediği bir mektubunu yayınlıyorum: “Sevgili Zig; Benim adım Scott Allen. Size bu yıl içinde Roosewelt sokağındaki kilisede rastlamıştım. Ben 12 yaşındayım. Bana bakmış, beni şöyle bir etrafımda çevirmiş ve baştan aşağıDevamı

Beyaz gardenya Herhangi bir kimsenin malı olmaktan çıkmış “anonim” hikayelerden bazıları dünya çevresinde dolanır durur. İttihatçılardan bahsetmeyi düşünürken (sonra bahsederim) önümde böyle bir hikaye buldum. Celal Ünver yollamış… Hadi bugün bir beyaz gardenya hikayesiyle derinleşin!.. 12 yaşımdan bu yana, her yıl doğum günümde bana, kimin gönderdiği belli olmayan beyaz birDevamı

Koşmak istemiyorum Hepimiz, ama hepimiz ipi göğüslemek istiyoruz… Ama hiçbirimiz koşmak istemiyoruz! Değil mi? Peki neden hepimiz kürsülerde alkışlanmak istediğimiz halde, hiçbirimiz pistlerde ter dökmek istemiyoruz?.. Cevap; çünkü birazcık popomuz büyük! Ben, bazen ne kadar “gıcık” olabiliyorum, farkındayım… Ama sizden önce kendimi tırmalıyorum!.. İnanın, yarınki gazetede çok güzel bir yazıDevamı

Köprünün battığı an Aradan yirmialtı sene geçmiş… Yaşadığımız olağanüstü bir gündü. Babam, sabah erkenden annemle beni aldı, yola koyulduk… Yalnız değildik. Bütün otobüsler doluydu ve insanlar bizim gibi akın akın Beylerbeyi’ne “açılışa” gidiyordu. Galiba ilk defa böyle bir kalabalık görüyordum. Daha doğrusu görmeye çabalıyordum, çünkü her yanımda insanlar vardı. EnDevamı

Şalgam’ı öpmek!.. Şimdi ben bu köşede birisine veya birilerine; “yazma” diyorsam… O kişi de benim sözümü dinleyip yazmamaya karar veriyor ve yazmayabiliyorsa… İşte bu kişi, bana yazdığı mektuplarının içine n’oooolur; “Usta bee, bak bakalım şu yazdıklarıma da söyle, benden yazar-şair olur mu?..” gibi kaz kafalı sorular sormasın!.. Kızdığımı düşünmesin kimse;Devamı

Teşekkürler Türkiye!.. Bu mevsimde böyle hava da zor bulunurdu yani… Bahar geri geliyor sandım! Böyle güzel bir havada üç kıt’adan aranmak ise başka türlü güzeldi. Dostlar; sağolun… Antarktika’da okuyucum olduğunu hiç duymadım. O yüzden beklentim yoktu. Ama Avustralya ve Afrika ile bağlantıların kesilmiş olması günün tek olumsuzluğuydu ve o yüzdenDevamı

Yazarın kızı! Herkes herşeyi yazdı zaten hakkında. Zaten o, çok kişinin, hakkında “çok şeyler” yazacağı biriydi… Can Yücel; “deli” sarhoş ve küfür-kıyamet bir adam!.. Ki o zaten böyle sevilirdi sevenleri tarafından ve de böyle bilinmek isterdi… Ardından ben de yazacaktım birşeyler ki; deprem girdi araya, yoğunluğumuz arttı ve kaldı… UzunDevamı

“Özel” bir gün En az onsekiz sene olmuştur, babamın; “Onsekiz yaşına girdin… Eşşek kadar adam oldun!.. Bırak artık resim-mesim çizmeyi, bırak mektuplarla oyalanmayı da gir bi fabrikaya iş öğren!..” dediğinden beri. Rahmetli anacığım da üzülüp dururdu hep… “Oğlum, aç kalırsın… Evini geçindiremezsin… Bırak ev geçindirmeyi; kimse sana kızını vermez… YarınDevamı

Arkadaş Bu köşede, beşbuçuk senedir yapmaya, başarmaya çabaladığımız mücadeleyi en iyi anladığını düşündüğüm kişilerden biri olduğunu bildiğim Şule’min mektubu, hakikaten sizlerle paylaşmaya değer. Dikkatlice okumanıza sunuyorum… (Vietnam’da savaştıktan sonra, sonunda evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır:) San Francisco’dan ailesini aradı. “Anne, baba, eve dönüyorum dedi. Ama sizdenDevamı

Sarsılışım bundandı Ben seni, bir deprem gecesi buldum, bir deprem gecesi kaybettim!.. Deprem gecelerinin karanlığında, Deprem gecelerinin hengamesinde… Sarsıntılar içinde. Sarsılışım bundandı belki; Bulunca ve kaybedince!.. Ama ben seni; bir deprem gecesinde buldum. Ama ben seni, “kaybetmek için mi” buldum; yine bir deprem gecesinde?.. Hani ağlıyordun ya gündüz, işyerinde, oDevamı

Geleceğini biliyordum Merhaba Muammer Abi, Kusura bakmayın, yazdığınız yazılarla bizi kendinize o kadar yaklaştırdınız ki size abi diye hitap etmeyi seçtim. Aşağıdaki hikaye 1. Dünya Savaşı’ndan kalma gerçek bir anekdottur. Beğeneceğinizi umuyorum. Sağlıcakla kalın. Celal Ünver Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yereDevamı