Üşüdükçe, uzuyor gece… Sis çöküyor içime!.. Uzadıkça, üzüyor gece!..  Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..  Topraktan kök… Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!.. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım… Korkuyorum; İçime bakmaktan! ….. Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?.. Devamı

– Bu da ne?.. – Manto ile monotonluk kelimelerini hatırlatan bir uyduruk kelime!.. – Peki nerden icap etti?.. – E, onu anlatmışız ya zaten aşağıda!..  Monotonluk; Bir manto gibidir, kendimizi örttüğümüz!..  Yani, her şey olmasa da; çok şey bizim elimizde… ….. Anladığını biliyorum; uzaktan baktığın zaman, ben de oturuyorum burdaDevamı

Psikolojiyle başlamıştık ya yazıya; tam da "şaşkınlıkla gözlerimizi açacağımıza, ibretle bakmayı öğrenmemiz gerektiğinde" kalmıştık… "Seçilme" hakkı elinden alınmış bir kişiye, seçme hakkı bulunanlar tarafından; meclise giren her üç kişiden ikisini seçme hakkı verilmiş oldu… Bazılarını seçmenlerinin dahi tanımadığı, ama şu an meclisteki bu isimleri böyle "vagonlar" gibi dizip, sonra daDevamı

Psikoloji gerçek bir silahtır!.. Onunla, dürbünlü tüfek gibi “nokta” vurmak da mümkündür… TNT kalıbı gibi bir binayı uçurmak da mümkündür… Biyolojik silahlar gibi sirayet ederek yayılan bir toplumsal yok ediş sağlamak da mümkündür… Veya Hiroşima’yı “patlatmadan imha etmek” de mümkündür!.. Psikoloji, deriin ve geniş bir konu.  Psikolojik taarruzların panzehiri, zırhıDevamı

Savrulan bir efkâr dolandığında boynuna… Ve boğacak gibi olduğunda seni; bir avuç fesleğen kokusunu al, yüzünü "yıka…" Fesleğen; anne kokar… Anneler, toprak… Ve gözyaşıyla ıslanan topraksa; fesleğen kokar!..  Fesleğenim, bir avuç kaldı tam… Küçücük saksısının içinde "tütüyor"; küçücük yüreğim gibi!.. Anneler, işte bunun için anneye kokar; her annenin göğsünde birDevamı

Beyaz ve boş bir defter vardı öğretmenin masasında; Sahibi belli olmayan… ….. Çocuklardan biri şöyle diyordu içinden: "Alıştırma defterim bitmek üzere… Babama, yeni bir deftere ihtiyacım olduğunu nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum ben de!.." Başka bir çocuk şöyle diyordu: "Böyle bir defterden; sayfalarını yırtınca tam yirmidört tane, teli sökünce oniki tane büyükDevamı

Ha, başımda dolaşan bir bulut… Ha sen!..  Sen, beyaz bulut; Gözyaşından başka, nesin ki?..  Güneş, nerene vurursa vursun, güzel; gözüm nereni görürse görsün, yumuşaksın… İnip sarılsan bana; sırılsıklam olurum inceden inceye, gizliden gizliye… Gözüm önümü görmez; bir beyaz buluta keser âlem!.. Bir sen olursun sanki cihanda, bir de kalbimin sesi!.. Devamı

Başım dönüyor, savruluyorum,, bir helezon gibi,,, saçlarında… Başım dönüyor… Kavruluyorum; her nereme dokunsan!..  Senden bukle bukle sarkan helezonlar içindeyim; nefesim bile, saçların gibi kıvrılıyor dudağımda… ….. Kıvranıyorum, ahh; Yanıyorum!..  Başımm dönüyor, savruluyorum… Savruluyorum helezon gibi saçlarında… ….. Her buklen, yılankavi bir kılıç gibi kesiyor bedenimi, boylu boyumca… Yoo!… Boylu boyumcaDevamı

Bir de şu açıdan bakmak lazım sanırım: Her birimiz bir diğerimiz için köprüyüz… Ve her birimizin "takılınabilecek" çivileri var!.. Ama hemen hemen her birimiz eteğimizi-şalvarımızı savurarak geçiyoruz köprülerimizden… Bu, doğru değil!..  Büyüklerden birinin hikâyesini dinlemiştim, ki çoğunuz bilirsiniz… Hani hocasının sigara içmesine ve gözünün çapaklı olmasına takılıp kalmıştı da feyzDevamı

Herkes birilerinden geçer… Ben; köprüyüm sana!..  Takılıp kaldığın çivilerimden bir an evvel kurtar kendini, elbisen bir kaç yerinden yırtılsa bile… Kurtul ve yürü; yeni köprülere ve yeşil bahçelerdeki meyvelere doğru… Bir an evvel geç kurtul benden, ki başkalarına yer açılsın!.. Ben köprüyüm, dedim ya… Bir gün kurtulacaksın benden; istesen de,Devamı

Ben… Çoğu zaman… Bir kedi olduğumu düşlerim; sahildeki yuvarlak havuz bulunan parkta… Uyuyan bir devin derinlerden gelen soluğu önünde bir gidip bir gelen kuş tüyü gibidir İncirköy’ün dalgaları; derinlerin, serin serin kokan nefesiyle yuvarlanıp dururlar, ağlardan kopmuş mantarları kucaklayarak… Yosun koyusu iskelenin zeminine, henüz sarı bir tahta çakılmıştır; çocuklar düşmesin,Devamı

Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır?..  Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler; dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen!.. Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır?..  Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden!.. Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana… Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek içinDevamı

Büyük olmak; Hangi dağın üzerinde olduğunu bilmektir!..  Dağ ne kadar yüceyse; o kadar temizdir, başına sarılan kar… Ve o kadar beyazdır, ve o kadar faydalı, ve o kadar ömürlü, ve o kadar korunmuş, o kadar bozulmamış ve o kadar….. ….. Büyük olmak; En büyüğün üstüne tutunmaktır!..  Büyük olmak; Hangi dağınDevamı

İnsanız… Öylesine açız ki önemsenmeye!.. Hatta bazen öyle geliyor ki bana; ne kadar önemsediğinizi hissettirerek çok şeyler yaptırabilirsiniz insanlara!.. Bunu başaranlar çok olmuş… Mikrofon ardındaki avcılar hoparlörlere dayanmış kulaklarından yakalamıyorlar mı çoğu zaman, yumuşak tüylü tavşanları!..  İnsanız… Öylesine açız ki önemsenmeye!.. Önümüze konanın da çoğu zaman farkına varamıyoruz; bu yemeğinDevamı

-1 Sevgimi, yüreğine yatırmışım; Uyusun da, büyüsün diye!..  Boncuk taksam omzuna; nazar değmesin diye, "boncuklum" olmaz mısın?.. Sırma koysam saçına; tel tel örülsün diye, "sırmalım" olmaz mısın?.. ….. "Sevdalım" olmaz mısın; ayağımdan fırlayıp, seni ufku bilerek gönlüne saplansa yol?.. Ve kalbinin ritmini bir ninni belleyerek, mışıııl mışıl uyusa; bir günDevamı

En az bilmem kaç yıllık tecrübesi olan kır bıyıklı şoförler kullanırdı bizim hattaki kırmızı Leyland’ları… Biz de (sınıflardaki karatahtanın üzerine asılmış hece fişlerinin küçüklerine benzeyen) otobüs duvarlarına vidalanmış metal plakalardaki yazıları hecelerdik. Zaman boldu nasılsa; Üsküdar ile İncirköy arası 50 dakika!.. “Serbest kart ve pasolarınızı istenmeden gösteriniz!” Yazardı arka kapıdanDevamı

(Yazı bitti aslında… Yazı, sadece başlıktaydı, başladı ve bitti. Ama bu köşenin de yazı ile dolması lazım ki, maaşı hakedelim!.. E öyleyse sıkın dişinizi birazcık!..) ….. Son günlerde; “Herkes siyasi yazı yazıyor, sen hariç” diyenler çoğalınca şunu hatırladım: Bizim kapının önünde kavga olmuştu bir gün. Herkes neler olduğunu görmek içinDevamı

(Her ne zaman güneş doğmadan ayağa kalksam, dedemi hatırlarım. Ey koca Çavuş dede, Allah rahmet eylesin; senin ne yapmaya çalıştığını anlayabilmem bu kadar uzun mu sürecekti?) Karanlığın içinde tekrar dürtüklendim. Gözümü açamayıp arkamı döndüm, ama bu defa ablamı anlayabildim. Eğilmiş; "dedemin çağırdığını" fısıldıyordu. Herkesin çağırması bir yana, dedeminki diğer yanaydı.Devamı

Susuyorum… Susuyorum; Sana!  Sen, susuyorum sanıyorsun… Bense susuyorum; Çöl gibi!..  Göl gibi bakıyordum halbuki… Bana veda ederken, ve dökülürken yağmur gibi, yüzüme; Kelimelerin!..  Ben,,, susmuyorum aslında… Güvercinlerin guu’lamasını dinliyorum penceremin pervazında… Geldiklerinde, her gün; ufaladığım ve önlerine koyduğum dün’ümün başında!.. Dünn… Her dün bir kırıntıdır artık; canımdan alıp, cam dibineDevamı

Bazıları "yazar" der benim için, bazılarıysa; yazamaz… Derde bak!.. Bazıları "atar" der onun için, bazılarıysa; atamaz… Ama golcü, kendisine "atmalısın" diyenin sesini dinler!.. Çünkü kim tarafından ve nasıl kritik edildiği değil; onun, hocasından aldığı vazifeyi ne ölçüde yerine getirdiğidir önemli olan… Ve tribündekilerin dediğine bakılmaz sezon sonunda; onun, fileleri kaçDevamı