Bilge Kağan… 683 veya 684 yılında doğmuş ve 25 Kasım 734’te ölmüş Türk kağanı. Babası Göktürk Devleti’ni yeniden kuran İlteriş Kutlug Kağan, annesi İlbilge Hatun. 8 yaşında babasını yitiren Bilge Kağan, 24 yıl boyunca Göktürk Devleti kağanlığı yapan amcası Kapağan Kağan’ın elinde büyüdü. Amcası öldüğünde yerine geçen oğlu İnal’ı devirerekDevamı

Balıkesir-Manisa arasındaki Akhisar’ın kuzeyinden, doğuya bir yol sapar. Bunu takip ederek dağa çıkar, çam ormanları arasından döne kıvrıla geçer, 50 km sonra Gördes’e varırsınız… Fakat bu gördüğünüz, sizin aradığınız yer değildir… Çünkü tarihlere geçmiş olan Gördes; üzerinde bu kasabanın kurulu bulunduğu Kepez (Tekke) Dağı’nın doğu yamaçlarında kalıntıları bulunan (Eskişeer) yaniDevamı

Bir iş ne kadar kötü ise insanların arasında yayılması da o kadar hızlı oluyor! (İşte bu lafın ardından size bir futbol hikâyesi anlatacağım ki, hem yazıda ve hem de zihinlerde kalsın diye…) ….. Milli maçları izlemekten hoşlanıyorum. Hele ki rakip bir İngiliz takımıysa, bu iş hoşlanmanın ötesine geçiyor ve kızıyor,Devamı

BİR Misal ki; mahallenizin insanları bir araya toplanmışlar. Ya senin bulunduğun yere gelmişler veya sen onların yanına gitmişsin… Sende ise, zaten eskiden beri senin olan hazineler var; sana has ve şu sesin kadar sana özel… Tamamen iyi niyetle ve kendi saflığınla; o hazineni getirsen ve insanların ortasına koyup açsan, yaniDevamı

Uzun zamandır bahsedemediğim için masamdaki kitaplar yükseldi… Sözü uzatmadan ve araya kendi yorumlarımı katmadan, bana ulaşan son kitaplar hakkında birkaç satır söz edeyim… KAYIP VATAN GİRİT: Toprak kaybetmeye başlayan Osmanlı’nın şefkatli ve merhametli ellerinde 250 yıl adaletle yönetilmiş olan bu vatan parçasının, Girit adasının elden çıkması… 144 sayfalık bu tarihiDevamı

Büyüyeceksin… Büyüdükçe, büyüklüğün ne demek olduğunu öğreneceksin! Büyüyeceksin; Çoğu çocuklar gibi, büyük olduğunu ispat gayretinden kurtulacaksın! Büyüceksin; büyük olmanın ne demek olduğunu; küçük olmanla hissedeceksin, hem de bütün zerrelerinde… Ve o zaman İbrahim, derken, İsmail derken, Yusuf derken, Yunus derken, Eyüp derken, Musa derken, İsa derken bile dilinde bir korDevamı

Hadi bin sırtıma gidelim… Olmaz! O zaman bırak bacağımı, gideyim… Olmaz! Peki ne olacak?.. Hiç! Sen şunu istiyorsun: Yolcular senin başında oturup gözyaşını silecek, başını okşayacak, tekrar ve tekrar ve tekrar ve tekrar anlattığın aynı hikâyeyi dinleyecek… Ve bunları başkalarına anlatışlarında sana şahitlik edecek… Ve sonra tekrar; hadi beni deDevamı

Kibir iyi bir şey değildir… Gizli kibir aşikârından da kötüdür! ….. Adam tedbirsiz davranmış, kolu kesilmişti… Büyük bir feryat kopardı… Öyle bir çaresizlik ve acı duydu ki o an; içi tükendi, fenalık hissetti, oracığa yığıldı… Sesini duydu yakınları, hemen koştular… Baktılar ki, kan revan içinde; yardıma muhtaç ve kıpırdayacak haldeDevamı

(Bu yazı, bu sütunda üçüncü defa yayınlanıyor. İlki 2000 senesinin 29 Mayıs Pazartesi günü çıkmıştı. İkinci defa olarak, iki sene sonra 3 Mart 2002 Pazar günü; “bu isimde bir kitap basıldı” haberini vermek içindi… Üçüncü defa ise, bu duyguları özlediğim için yayınlıyorum… M.E.) …………… Sen İstanbul olsaydın; Ben, sende konacakDevamı

Burnunun tepesinde sivilce çıkmış; Kıpkırmızı, şişkin, gergin ve ağrı yapıyor… Uzaklara baksan sivilceni görüyorsun, yakınlara baksan sivilceni görüyorsun, bana baksan yine sivilceni görüyorsun!.. Öyle ki, rüyalarını bile sivilcen istila etmiş; gözünü kapatınca yine onu görüyorsun! Dert, öyle bir şey ki; anlatmak kolay da, anlamak zor! Dert; sahibi olabildiğin sıkıntı! Dert;Devamı

Sora sora Bağdat bulunur. Bağdat ki, Mekke yönünde… Bağdat’a ulaşan; Kâbe’ye de kavuşur… Sultan da olsa, köle de olsa; Hicaz’a giden yol; Üsküdar’da başlar… Bilmiyorsan, orada soracaksın: -Yol ne yanda? Sormazsan, sormamışsan, ya da başkalarının yaptığı türlü türlü tariflerin kiri bulaşmışsa kulağına… Gelir, yetişir üç kişi; önce ismini düzeltir, sonraDevamı

Yolcusun!. Üç adam yol tarif etmiş sana… Elbette iyi insanlar, elbette seveceksin doğru sözü söyleyenleri, doğru adresi gösterenleri; ..parmaklarının hizasında “Sultan” ve işaret ettikleri istikamette “saray” olduğu için!.. Sen şimdi uçaktasın; ama seni havalimanına getiren vasıtayı sayıklıyorsun! Kayık değil kıymetli olan… Kıymetli olan; o kayığın seni karşıya geçirmesi… Minibüs değil,Devamı

Yazık! Her adımda bin çile çekiyorsun, ayak diriyorsun; boynun kanayacak, çenen çıkacak… Daha kötüsü; ipin kopacak! Mecnun; yâr diye, bir meçhulün eline vermişti ipini… İpiyse, bir köpek tasması gibi boynunu sıkıyordu… Bir an unutsaydı Leyla’yı; Kendi ipini çekerdi ağzı köpürünceye, dili sarkıncaya kadar! İpin diğer ucunun şurada, yerde, kendi önündeDevamı

Bekliyorduk seni… Özlemiştik. Gözlemiştik… Geldin. Hoş geldin; hoşluk, hoşnutluk getirdin… Bir gün, iki gün, üç gün yetmiyor aslında vuslata… Bütün varlığı ile vâsıl olmayı istiyor insan! Vâsılûn hürmetine! Bekliyorduk seni… Meğer ne çok özlemişiz… Ve ne çok arttı özlemimiz; Mevcudiyeti kadar katlandı kendi üzerine! Şimdi, sen, bizi böyle bırakıp gidecekDevamı

Şükürler olsun; bir bayrama daha kavuştuk… Sevindik. Sevdiklerimizle, bizi sevenlerle buluştuk. Şimdi kucaklaşmak zamanı; güzel söylemek ve söylenen güzel sözleri dinlemek zamanı… ….. Şükürler olsun; bir bayrama daha kavuştuk… Hepinizin, her birimizin, bayramımız şeker olsun, bal olsun… Afiyet olsun… Afiyet olsun da, nedir afiyet? Bunun cevabı “Mektubat”taki en hoşuma gidenDevamı

Bir bayram hediyesi ister misiniz? Okuyun o zaman! ….. Televizyonun reklâm arasında iki kişi beraber oluyor… Dinlenirken dizinin devamını izliyorlar… Zaman geçiyor. Kadın, koltukta kaykılmış halde, iyice büyümüş göbeğinin üzerinden magazin programlarını izliyor. Akşamları gelen adamla beraber televizyon karşısında yemek yiyorlar. Sonra oturup çay içerken yine televizyon seyrediyorlar. Çoğu zamanDevamı

Erzurum’dan çıktık… Kuzeye doğru 50 km. gidip; dağlar arasındaki sulak ve yeşil vadiye kurulmuş tarihi ilçe Tortum’a vardık… -Şelale nerde, diye sorduk heyecanla; serinlerken yoldan aldığımız kavunları yiyeceğiz ya… Dediler ki; -Geldiğiniz kadar daha gideceksiniz! Keskin dağlar arasındaki suyu takip ettik. Her bölgenin kaya yapısı farklı oluyor. Buradaki dağların tamamıDevamı

Haritanızı açın. Üzerindeki Erzurum yazısına dokunun… Parmağınızın altında kalan bölgeden, üç kardeş su çıkar. Bunlardan birisi Karasu’dur. Fırat’a karışarak güneye döner. Suriye ile Irak’ı sular. Basra Körfezi’ne dökülür… İkinci su Aras’tır. Doğuya gider. Nahcivan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı İran’dan ayırır. Hazar Denizi’ne dökülür… Parmak izinizden çıkan üçüncü su ise; kuzeye yönelenDevamı

Arı Sineması açılıncaya kadar, pazar sokağındaki Yeni Sinema semtimizin tek sinemasıydı… Film çıkışlarında, yarım salon dolusu çocuk; sanki bendini yıkmış baraj suları gibi kapıdan dışarı uğrar… Derin ve içten “haaaayy” naralarıyla birbirlerine hücum eder… Saçlarını titrete titrete “artis pozu” yaparak sanki aynı filmi yeniden çevirir ve hatta neredeyse filmde anlatılanDevamı

Süklüm püklüm haçlı orduları; hayallerini İslam topraklarında terk etmiş olarak, kendi vatanlarına dönerken… Fikir komutanları, 250 yıl sonra yetişeceğini umdukları “şeytan ağacı”nın tohumlarını ekmeyi akıl ettiler… Okla avlayamadıkları güzel meyvenin; içine kurt girerse kendiliğinden düşebileceğini tahmin ettiler… O günden beri, zırha ve silaha bürünmüş demir askerlerle gelmek yerine; gezginleriyle, koleksiyoncularıyla,Devamı