Bugün biraz kitaplardan bahsedelim… Yeni bir roman, ismi “Güneşi Ellerimle Söndürdüm”, yazarı Mehtap Abdi… Yeni isimleri okumak gerer bazen insanı bilirsiniz, ama bu çoğu profesyonelden iyiydi… Yazarın yaşını bilmiyorum ama on sene sonrasına bakıp seviniyorum… Cümlelerimi temkinli kurmaya çalışıyorum yine de, çünkü devamı da aynı ayarda gelirse o zaman; şahane,Devamı

Kilom 120, boyum 1.50, hiç futbolcu görmedim, kornerle penaltının ve frikikle ofsaydın farkını merak etmedim, iki kale direğinin arasını ve üst direğin yüksekliğini bilmem… Ama ben, çok iyi kaleciyim! Çünkü öyle hissediyorum ve zaten kahve arkadaşlarım da bana hep iyi kaleci olduğumu hissettiriyor! Ben hep merak etmiştim; “Karadeniz’i hangi TürkDevamı

Her şeyi olanlara hep hayret ettim… Bir şeyim vardı; herkes onu istiyordu! Sonra fark ettim ki; hiçbir şeyim olmamalı ve zaten yok… Öyle bir yokluk ki, önümde durmakta olan ilk nefes bile benim değil; içime sokulmadan! Baktım ki o zaman; her şey benim oldu! Şaşırdım; çünkü ne versem fazlasıyla geriDevamı

Hadi bakalım, gülmeye hazır mısınız? ….. Rivayet odur ki; Saatlerin geri alınacağını duyan Dursun, evdeki bütün saatleri toplayıp, Saatçi Temel’in dükkanına gitmiş… -Ula Temal, biliy misun, saatler geri alinacakmuş!.. Onun içun, ben da bütün saatleri toplayup getirdum sana. Çünkü hepsinu sendan almiştum, demiş!.. -Saatlerin geri alinacağunu ben da biliyrum, demişDevamı

Eğer ömrün yeterse (ki ben bunu çok dilerim) yaşlanacaksın… Sen de bir gün yaşlanacağını umarak, bu yazıyı dikkatle oku… İhtiyarlığın çeşitli belirtileri vardır, ki bunlardan biri şudur: Başladığın konuyu bitiremiyorsan, yaşlanmaya başlamışsın demektir!.. İnsanlar bazı işlerini hatırlayıp aniden senin yanından uzaklaştıklarında, sen henüz sözlerini bitirmemiş oluyorsan, durum vahim!.. Birikmiş hatıraDevamı

(Nazânıma mektuplar) Anlamak istemeyene hiçbir şey anlatılamayacağını biliyorum… Yine de yazıyorum. Çünkü bir gün, anlamayı seçeceğini umuyorum. Doğru tercihi yapmış olacağın o gün, işte bu yazının elinde olmasını arzu ediyorum! “Peki, kimseyi kırmayalım; iyi ama, biz kırıla kırıla…” diye başlayan hezeyanlar yine senden mi geliyor? Kaç yıldır yazıyorsun da banaDevamı

Bazılarımızın işi neye benziyor biliyor musunuz?.. Misal ki; adam çıplak… Değil toplum içinde giyecek, üstüne iliştirip sokağa, hatta kapısının önüne çıkacak bile elbisesi yok… Ellerini açıyor ve yana yakıla yalvarıyor: “Ya Rabiii, halimi görüyorsun… Sonsuz hazinenden, bana ihsanda bulun!..” Bitmez tükenmez bu gözyaşlarının ardından, bir de ne görsün; Kudret-i İlâhî’denDevamı

         Canânıma mektuplar… ‘Sen sıradan birisi olabilir misin hiç; böyle düşünme ihtimalin bile içimi acıtır… Yazdıklarının bile altına söz yazmak isteyince şaşırıyorum, cümle kuramıyorum, yutkunuyorum, karar veremiyorum; sana nasıl hitap edeyim, diye… Yıllarca hep “sevgiler kere sevgiler” dedik, hem de hepimiz, ama ben çok kıskandım, şimdi kıskandım işte…Devamı

Sitemleri oluyordu dostların; “nerde senin siten” diyorlardı. Gerçekten de çoğu şirket ve şahıs web sitelerini yıllar önce kurmuştu. “Herkesin bir sitesi var da nerde senin siten” diye soran dostlar haklıydı… Bu konuda benim için en samimi çabayı gösteren Bilal’dir. Bilal Akçay kaç sene önce; “sadece Çekirge Çetin’ler bile yeter, gazetedekiDevamı

Develer hakkında neler biliyorsunuz? Ben de hiçbir şey bilmiyordum. Ama şimdi bu yazıyı yazarken; ayağımın altında bir hatıra keçe, hemen şu kenarda bir turuncu poşu ve salon kapısının ağzında da bir kıl heybe var… Deve güreşlerinin yapıldığı meydanın kenarında satılan deve sucuğunun son parçası önceki gün bitti. Deveciler.com sitesine üyeDevamı

Nazânıma mektuplar-5 Özür dilemek de, affetmek de büyük birer erdemdir… Hatalar elbet yapılır ve kırılanlar elbet helal eder hakkını. Fakat camı kıran ile kırılan camı ayakta tutmaya çalışan arasında fark vardır. Bak, sana bir hikâye anlatayım da; dersini kendin çıkar içinden… Küçük bir çocukken gittiğimiz bazı köylerde, camlara dikilmiş düğmelerDevamı

Tuhaf bir uğraştır; öteki beriki durmadan konuşur, düzeltir, kurtarırken, sen oturup yazarsın… Peteklerin dolduysa, sağılmak istersin… Balın acıdır ya da tatlı… Önemli olan hangi çiçekten polen topladığın değil, yazdığının zehir mi yoksa bal mı olduğudur… Çünkü ortaya koyduğun seni gösterir; zararlı mısın, yoksa faydalı mı? Zehrini akıtan bunca ziyankârın arasındaDevamı

Nazânıma mektuplar-4 Aptal sarışın, derler. Kime derler bunu?.. Güzel olan ama kafasızlığı yüzünden; kökünden, dalından koparılıp yemek masalarının ortasına konulmuş çiçeklere benzeyen zavallı kadınlara derler… Aptal da sıfattır, sarışınlık da; yani ikisi de bir insanı tanımlar. Bu tanım, bir süre sonra karakter haline gelebilir. O yüzden, kendini kurnaz sanarak “aptalDevamı

Sen kendini; cephe gerisine kurulmuş olan sıhhiye çadırında, ranzasında, sargılar içinde yatarken kaçıp, yeniden vuruşmak için siperlere koşan bir asker mi sanıyorsun?.. Nazın bana, cefan bana olacak, biliyorum; da bu yüzden, üç adım önüne ışık tutmaya çalışacağım şimdi, aç kulağını!.. Sen, geçerken çöplükte gördüğün ıvır zıvıra kıyamadığını, onları oradan kurtarmayaDevamı

Gönlüne sağlık; yazdıklarını okudum… Beni düşünerek; çok hoşa gitmesi mümkün, övgü dolu satırlar yazmışsın ve hatta bunları yayınlamışsın… Neden bilmiyorum, içim hiç kıpırdamadı. Sadece, öylesine baktım; okudum, yazı bitti ve tuhafı; şimdi sana bunları yazarken bir tek satırını bile hatırlamıyorum… Bunun birkaç sebebi olabilir: Birincisi; yazdıklarında samimi değilsindir… İkincisi; övmelerininDevamı

Tarihsiz… Bildiğim bu kadardı… Zaten bunları sana, günün birinde başkasından duyma, diye anlatmıştım. Sakın bu konuyu tekrar sorma… İlgilenmediğim şeyler anlatıp, onlar hakkında beni hesaba çekmeye çalışıp, sonra cevaplarımdan dolayı küsüp, kendinin de benim de günlerimi zehir etme. Çünkü bunlar kafamda kaldıkça diyorum ki kendime: Bütün nazı bana!.. Geçen günDevamı

Kırmızı süveterli ve beyaz sakallı o adamın başlattığı TEMA hareketi hayal kurmayı öğretti pek çoğumuza. Erozyon başta olmak bütün çevre konularına dikkatimizi çekti. Büyük adımlar da atıldı. TEMA Vakfı şimdi de yeni bir hayal koydu milletimizin önüne: 2040 Yılında Şehirlerimiz… 2040 yılında şehirlerimiz nasıl olacak/olmalı? Bu hayaldeki insanlar çok ilgililerDevamı

Bu yılın ilk yazısında elimde birikmiş ve bu güne kadar bahsedemediğim kitaplardan söz edeyim istedim. Ulu Çınarın Kökleri, Orhan Gazi: Daha önce uzun bir yazı yazarak “Osmanlı Sultanlarının hayatlarının roman şeklinde, Kemal Arkun tarafından kaleme alındığından” bahsetmiştim. Ahmet Kılıçaslan’ın editörlüğünde başlayan bu seriyi, indirimli olarak nasıl temin edebileceğinizi ise (0212)4833864Devamı