Dostlarımız var; sayısı bin tane de olsa, yine az gelen… Düşmanlarımız var; tek kişi bile olsa, sayısı fazla gelen… Her birimizin arzusudur; daha çok dostumuzun, sevenimizin olması. Çünkü bu bir güvendir, ümittir, sahiplenme, aidiyet duygusudur… Dostların ve dost olmayanların belirginleşmesi; insanın yerini, pozisyonunu belirler ve ona; rahat, huzurlu olabileceği… VeyaDevamı

Çoğunuzunki gibi bizim eve de uğradı grip. İlk gelişi değildi bu, son gelişi de olmayacak. Her zamanki kadar “sıcak” kanlıydı. Hatırı için bol meyve çıkardık, bitki çayları hazırladık, yastığı yorganı ise bir süre kaldırmadık… Gelişini pek fark edemedik ama, o iki gün oturdu salonun başköşesinde. Sonra “misafirlik üç gün, benDevamı

Önce şu soruya cevap vermek lazım: İlim mi benim seviyeme inmeli, ben mi ilme doğru tırmanmaya çalışayım? Şu dünya kurulalı beri; aynı seviyedekilerin hepsine birden “ot” diyorlar! Sarmaşıklar ise tırmanmaya çalışıyor, serviler yukarı doğru süzülüyor, bütün ağaçlar hep boy atmaya, genişlemeye çalışıyor. Gökyüzünde, her büyümek isteyen için yeterince yer var…Devamı

Kaşımın üstünde gözüm; aşı’nın üstünde çözüm var! İyi de, peki nedir çözüm? Herkes domuz gribinden korunmanın en tesirli yolunu bulmaya çalışıyor bu günlerde. Kokusu mokusu kimsenin umurunda değil; millet, gerdanlık niyetine boynuna sarımsak dizileri asmaya başladı… Her evin her odasında birer baş kuru soğan oturuyor; masaların ortasında, sehpaların üzerinde. GripDevamı

Nüfus kağıdı eskimiş yetkililer akıl veriyor: “Sakın öpüşmeyin!..” Fakat ekranların karşısından itirazlar yükseliyor: “Emrin olur baba, başka ne yapmayalım?..” Hani izliyorduk eskiden: "Askere bi’şey olmaz" diyorlardı kameraya bakarak! Sen şimdi "ben Türk’üm” veya “filan şehirliyim" diyerek AIDS’e efelenen adamları gripten mi korkutacaksın? Pehh!.. Sakın öpme, diye tembih edilen adam: “BenDevamı

                                                                                                                      Murâda… Sesimi duyamıyor musun? Kalbimi dinle! Duyamıyorsan beni; ya çook uzaklardayım senden… Veya çok yakınında, ama çok… Üçüncü ihtimalse bir akan deryanın iki yakasındaki ayaklar gibi kalmamızdı. O oldu: Bağlandık; kavuşamadık! Kavuşanlar ise bizimle kavuştu… Öyle bir ödüldü ki bu; sanki cezaya benziyordu mahşeri beklemek! En zoru; aynı köprününDevamı

İşte o ilaçları, koruyucu aşıları üreten, pazarlayan birileri var… Suya atılan dalgalar gibi, facia haberlerinin dünya yüzeyinde yayılmasını sağlayanlar var. Bu büyük güç karşısında hiçbir sağlık bakanı, hiçbir iktidar duramaz… Çünkü en olmadık yerde hastalığı hortlatırlar, bu güç ellerinde var! (Parantez içinde not edeyim: Hastalık çıktıktan sonra bugüne kadar ölenDevamı

Deli dana hastalığına yakalananımız olup olmadığı ise açıklanmadı, zaten bunu kimse beklemiyordu… Ardından kuş gribi patladı. Hem de öyle bir patlayışla sarsıldık ki; güvercinleri var diye camilerin önünden geçmez, kuşlar tünemiştir diye ağaçların altında oturmaz olduk! Martılara düşman, kümes hayvanlarına katil gözüyle bakmaya başladık… Ekranlarda, sümükleri akan, gagası yere değenDevamı

HIV virüsü vakalarına önce Maymun Gribi, sonra AIDS dediler. Hastalığın haber ve yankıları öyle bir tsunami dalgası halinde vurdu ki memleketimize; insanlar tir tir titremeye, rezil halde AIDS’ten ölürüm korkusuyla intihar etmeye başladı. Hatta bazı yayın organları özel dergiler basarak; kıyametin en büyük alametlerinden “dabbetül arz”ın işte bu olduğunu, ilanDevamı

Azerbaycan herkesle dost olsa bile Türkiye ile bozuşsa ne kazanabilir! Ermenilerin hali ortada: Herkes dostlarıydı ama makam arabalarındaki stepne öküz arabasından çıkma! Cam kıran çocuklar vardır, laf anlamaz! Azeriler can kırmaya başladı!.. Yeryüzünde Türkiye’ye çatık kaşla bakan iki ülke kaldı: İlki İsrail, diğeri Azerbaycan… Buraya bir koca “ünlem” koymalı! KimdenDevamı

Tarihin her diliminde en paralı/kârlı iş hep korku satmak oldu! Korkutabilmeyi becerenler istediklerini aldı, korkanlarsa birilerinin oyuncağı oldu… Çarpıcı örneklerden biri Moğol Cengiz’dir. Ticaret kervanlarındaki casuslarıyla sattığı korkunun ücreti; Çin Denizinden Akdeniz’e hudutsuz topraklardı. Bütün Harzem’deki gözelerden gözyaşı kaynar hâlâ ve Bağdat’tan geçen nehirler kan ve mürekkep rengine döner! SoğukDevamı

Birtanemdin… Gelirdin… Bakardım çoğalmışsın; sanki senin içinden bir tane daha sen çıkmış. Sonra bir tane daha ve sonra bin tane daha… Ve bakardım ki şu yanımda sen ve bu yanımda sen ve her yanımda sen… Sanki dünya, sadece senlerle ve ben ile dolmuş; ..nar güzelim! Otururdun karşıma… Mavi bir ışıkDevamı

Cihad etmek; elbette çete kurmak, terör yapmak, insan öldürmek değildir… Cihad; küfr ile iman arasına dikilmiş duvarı aşmak için “onu savunanlarla” yapılır. Kılıçla savunuluyorsa kılıçla, kalemle savunuluyorsa kalemle, kelamla savunuluyorsa kelamla! İslam nurunun küfr karanlığına sirayet etmesine mani olan bütün duvarları yıkılanlar, yeni duvarlar örmeye başladılar. Nereye? “Biz ile inancımız”Devamı

Bazıları “İslam adına” diye başlayan her lafın peşinden koşuyor ki, vah! “Uçak kaçırıp gökdelene çakalım!”, “Aykırı yazanları patlatalım!”, “Her yerde eylem yapalım!" İslam adına cihat ettiğini söyleyenler; İslam dininin “nasıl cihat edileceğini” bildirmediğini mi sanıyorlar? Hâlbuki devlet emri olmadan tetiği çekilen silahın namlusundan “terör” fırlar! Ve terör, pazar ortasındaki birDevamı

Körpecik kasları ezildikçe gururlanıyoruz çocuklarımızla. Ve (ömür boyu sıkıntı sebebidir) omurga yapıları bozuldukça, kemikleri yamuk şekillendikçe; her biri her gün eve biraz daha yorgun döndükçe! Yıllardır soruyorum: Bu zulmü başka kim reva görür yavrularına? Köylüler sıpalara bile yük vurmaz ki ezilmesinler; eşek yavruları analarının yanında sırtları boş yürürler! Çocuklara hiçDevamı

Tarihin az gördüğü sel suları geldi üstümüze. İlk panik aşıldıktan sonra, bilenler dediler ki: “Hemen sürüklenenleri kurtaralım, bir an evvel kaybolanları bulalım, derhal hasarları tespit edelim, en kısa zamanda yaptığımız yanlışlardan vazgeçip kusurlarımızı telafi ederek aynı hataları bir daha yapmayalım!.." Bir ay oldu; 9 Eylül Çarşamba günü İstanbul’a araba sürüyordum.Devamı

Tarihçiler doğru söylemiyor! Saray görmüş son şehzade Ertuğrul Osman değildi… Zaten şehzadeler sarayda yaşamazdı. Dolmabahçe Sarayı da hanedan mensupları için kullanılmazdı. O muhteşem saray; devletin ihtişamını ispat edecek önemli gün ve toplantılar içindi. Padişah ve ailesi (bugün her iş adamının alabileceği ölçüde) Yıldız Köşkü’nde otururdu. 1912’de Nişantaşı’ndaki baba konağında doğanDevamı

Dün bir film satın alıp gece seyrettim. Üç özelliği şunlardı benim için: Bir tren vagonunda geçiyordu, başrollerde iki Türk kızı oynuyordu ve fiyatı 2.49’a inmişti… Yanında ise her nasılsa çektiğimiz (Rus savaşında Ermeni çetelerini anlatan) “120” filmi vardı ki; sanki çoluk çocuk alamasın diye 8 misli pahalı satılıyordu… Türk milletininDevamı

Birkaç yıl önce; “hepimiz Ermeni’yiz” diye yırtınanlar, birkaç gün önce; “hepimiz Osmanlıyız” diyemediler! Çünkü bazıları iki kaşık fasulye yese gazdan kıvranır ama ömür boyu yuttukları yalanlardan “hazım” şikâyetleri yoktur! Hatırlatacağım ismin sahibi (1840-1888) ünlü masonlardandı. Sultan 2. Abdülhamid Han’a (zamanımızın kutbu, asrımızın İmam-ı Rabbanisi) hitaplarıyla mektuplar yazar, bu arada kendiDevamı

Cengiz Han: Dünyanın en meşhur zalimlerinden olan bu Moğol; birleştirdiği kabilelerden büyük bir yağmacılar ordusu kurdu. 1227’de ölünceye kadar, medeniyet adına rastladığı her şeyi yıktı, yaktı. Milyonlarca Türk ve Müslüman öldürdü… Unuttuk! V. Lenin: Komünist Partiyi kurup Marx’ın fikirlerini hayata geçiren çok yalancı ve zalim Rus Tatarı. Dinlere düşmandı. 1924’teDevamı