(Güzel bir koçtu. Bağlıydı ve el arabası içindeydi. Yanımdan geçtii, gitti!..) Yoluna çıktım ve durdu araba. İçimde sıcak bir şeyler aktı; adı olmayan… Hava soğuktu, iğneler saplanıyordu sanki dört yanımdan ve yapraklarından soyunmuş kavaklar, inliyordu!.. Çâresizliğin değil, teslim oluşun en büyüğü vardı gözlerinde… Neydi bu, içimdeki?.. Dokundum ona. İlk defaDevamı

Bayram yaklaşınca sürüler görülür olmuştu. Kurbanlık seçmek isteyenlerse mezarlık yanındaki düzlükte çobanlarla konuşup mal sahipleriyle el sıkışıyordu. Koyunlar ürkmesin diye arabasından uzakta indi adam. Üç beş müşteriyle birkaç çocuk vardı sürünün başında. Boynuzlarından tutulmuş koçlar hakkında konuşuyorlardı. Başka bir koçu çeken çobana selam verdi adam: -Hangileri kurbanlık? Biraz dolaşacağım aralarında…Devamı

Bizim köşenin klasiklerindendir. Vakti gelir, sorarız on yıldır: “Saksıda kurban kesilir mi?” Kesilir de aslında fakat o kadar büyük saksı, ya da şu kadar küçük bir kurbanlık bulabilirsen! Saksıda kurban kesmek caizdir ama yine de saksıda kurban ke-sil-mez… 🙂 Saksıda kesemezsen banyoda kesebilirsin aslında; ama ayakları kayarsa, boynuzları batarsa banaDevamı

İki köylü tarlalarında; biri domatesleriyle meşgul, diğeri kavunlarıyla… Öğle vakti yaklaşırken birkaç domates seçip getiriyor ilk köylü. “Komşu, yemeğine katık edersin” deyip kavun tarlasının köşesine bırakıyor… İkisi de memnun… Sonraki gün tekrar domates koyuyor ilk köylü sınıra; “komşu, afiyet olsun” diyerek. İkisi de mutlu… Daha sonraki gün gene birkaç domatesDevamı

Mırra pişirmek maharet ister… Dibeklerde dövülmüş… Kömür ocaklarına oturtulmuş güğümlerde tercihen üç kişiyle kaynatılmış… Sonra bekletilip tekrar kaynatılmış ve yine dinlendirilip sonra tekrar kaynatılmış iri taneli Arap kahvesi, özel cezvesi ve özel fincanında servis yapılır. Özel nakışlanmış sarı bakırdan bir ibriğin içindedir mırra ve çok sıcaktır… Fincanı ise kulpsuz olupDevamı

Ekim ayının ve haftanın son günü. Gezintiye çıkmış insanlar güneş dökülen sokaklarda ve çarşıda tatil gününün keyfini çıkarıyor. Vapurlar, metro ve diğer toplu taşıma araçları caddelerde gidip geliyor. Mecidiyeköy istikametine giden otobüsteyim. Ayakta, dışarıyı seyrediyorum. İkili koltuklardan birindeki adamın yanında, cam tarafında oturan bir çocuk var: Üzerindeki montun kırmızısı mavi-beyazDevamı

Ben bir sadık mevsim aradım… Sonbahar rüzgârları koparmasın diye duygularımı. Mavi bir yazdan, ayazlara saplanmayayım diye billûr bir hançer gibi; Ben, bir sadık mevsim aradım! Son baharın ardından; Kış geldi!.. Bir sonraki bahar, kan açacak gelincik tarlasındaki tomurcuklar… Bir sonraki bahar, kelebeklerin sevgiden kanadındaki buzlar çözülmeyecek! Bal örmeyecek arılar, kuşlarDevamı

Doğmak; gözyaşından bir damla gibi düşmektir toprağa ve çiçekler gibi gülümsemektir hayata! Üç gün önce doğmuşum. Sabaha karşı ve Ekimin yirmialtısı imiş!.. Acı ve tatlı bilcümle cümleler, bir “nokta”dan sonra başlar! Sitemize bebeklik fotoğrafımı koydum. Tahta bir sandalyeye oturtulmuş, başında fırfırlı başlık, sarkık yanaklı bir oğlancık… Yorumlar eklendi altına; iyi,Devamı

Bahçenin üst kısmında kocaman bir ceviz ağacı var. Hamak buna asılı. Yazın, canı isteyen sallanıp eğlenir, dinlenip serinler… Zamanı gelince de kargalar yukarıdan, bizler aşağıdan ceviz toplarız… Rahmetli Veli Dede elleriyle dikmiş bu ağacı, belki elli sene evvel. Ölümünden beş altı sene önce ise; torunumu evlendireceğim, diyerek bahçenin bu kısmınıDevamı

Microsoft’un sahibi Bill Gates’e soruyorlar. Diyorlar ki: “Siz mülti milyonersiniz, her şeyi satın alabilirsiniz. Olmayan bir şeyiniz var mı?” Hiç tereddüt etmeden diyor ki: “iPod’um yok!..” Şaşırtıcı mı bu?.. Tuhaf mı?.. Yoksa büyük iş sahibi olmanın vesikalık fotoğrafı mı? Adam, kendine rakip olan Apple firmasının ürününü asla kullanmıyor! Yurt dışındaDevamı

ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için… (Yarın sabah 10.45’te İhlas Koleji’nin Yenibosna’daki büyük salonunda buluşuyoruz. Bekliyorum. 🙂 İnsanların çoğu sokaklarda serbestçe dolaşır; fakat zihinleri, sanki hücre hapsindedir… Bazılarınınsa kendileri hapistedir; fakat zihinleri pek çok insana yön çizer, yol gösterir… Bilinen işlerin pek çoğu; fiziksel güç ile yapılan çalışmalardır. Bu,Devamı

(ÇağlarNetwork 2. Kariyer ve Ödül günü için… 23 Ekim C.tesi sabahı 10.45’te İhlas Koleji’nde buluşuyoruz.) Zamanın birinde denir ki insanlara: “Şu an geçtiğimiz yerdeki kayalardan taşıyabileceğiniz kadarını alın!..” Bir tavsiyede bulunulmuştur kendilerine. Fakat gecediiir, karanlıktııır, herkes yolcudur, yorgundur… Hiç duymamış gibi yapamazlar: Bazısı birkaç çakıl taşını avuçlar ama az sonraDevamı

Komşumuz ölüverdi. Ansızın… Gün doğarken işine gider, geç saatlerde sessizce gelirdi. Sabah duyuldu vefat haberi. Çeşitli tahminlerde bulunduk… Saat biraz yürüyünce üst kata çıktım. Hiç tanımadığım hısım ve akrabaları evde toplanmışlardı. Onlar da tanımak için bana bakıyorlardı. Kime başsağlığı dileyeceğimi bilemedim… Sabahın erkeninde içine baba acısı düşen oğul odasına kapanmış;Devamı

Her harf, yakıp kâğıdı, tek tek dökülür yere; Eğer adını yazsam!.. Gözüne baksam; ateş akar içime… Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden, kururum susamış fidan gibi!.. ….. Aaah, dokunsam yârime; su toplar parmaklarım!.. Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir, bilirim; değdiğinde yüreğime yeer(i)yerinden oynatır!.. Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı; Hapsoldu dilim!..Devamı

Herhangi bir başarının üstesinden gelmiş herhangi birini gördüğünüz zaman, bilmeniz gereken şey şudur ki; o işi başaramamış milyonlarca kişi var!.. Rahat olun yani diğer rahat olanlar gibi, umursamazlar, yarınlarla hiiiç derdi olmayanlar gibi! Yani aynen de kardan adamlar gibi eriyip gideceksiniz günün birinde! Şimdi, kulağını getir de sana bir küpeDevamı

Dönen kuşlar indi çoktan göçtükleri yuvalarına… Karıncalar deliklerini ve arılar peteklerini başladı doldurmaya. Mevsim, yaslandı yani bana doğru, hissediyorum. Anladım ki; artık, geliyorsun… Seni beklerken; portakal çiçeklerini ipe dizip bir taç daha yaptım… İlk eriğin tadına baktım; ekşi olsa da, yüzüm hep tatlıydı… Seni özlemenin bile beni üzmesine izin vermedim,Devamı

Bazen gülümsemeyi unutuyor, ihmal ediyor veya etkisine inanmıyoruz. Sebebi ne olursa olsun; karşılaştığımız kişiler tarafından gülümseyen bir yüzle hatırlanmıyorsak, mesulü biziz. Daha da kötüsü; asık surat ve çatık kaşlarla toslaştığımız, asıl kendimiziz!.. Bana gülümseyen bir fotoğrafını yollasana, dedim. Biraz zaman geçti. Nihayet: Küçükken gülümsüyormuşum ben, dedi!.. Fakat sanki sadece çocuklukDevamı

Neye, nereden, hangi gözle baktığın çok önemli… Hani öğrencinin biri eleştirilir; çalışmıyorsun, diye. Ama o serviste tekrar etmektedir günlük dersini. Bir saat sabah ve bir saat akşam… Diğeri, her uyarıldığında kitaplarının başına oturmakta, hatta sınav günleri sabahlamakta… Fakat bir türlü yüksek puan alamamaktadır! Not: Gördüğün manzara, her zaman göründüğü gibiDevamı

İnsanlar, ta eskiden beri kafa yormuşlar: “Bizi mutlu eden faktörler nelerdir?..” Elbette bunun aksi de söz konusu. Yani en az “mutluluk” ana başlığı kadar kafa yorulan bir diğer konu ise mutsuzluk: “Aşmak için ne yapmalı?..” Yüzlerce fikir, iddia, teori, yorum… Binlerce kitap, dergi, makale, şiir… Bir o kadar piyes, roman,Devamı

Dolmabahçe’deki statla Maçka yokuşu arasındaki Küçükçiftlik boşluğuna panayır, lunapark, sirk ve çeşitli fuarlar kuruldu hep. Yirmi yılı geçmiştir (çok tanınmış bir yüz…)’yı ilk defa orda gördüm. İmza günü düzenlemişlerdi kendisine. Stant önündeki boşluğa küçük bir tahta masa koymuşlardı. Fakat zemin bozuk olduğundan çay bardağı bile duramıyordu üstünde. Yüzünü görmeyenler, umumiDevamı