Yıllarca kapak/grafik yapmıştım. Muhtevadan önce estetiğe bakmak eski alışkanlıktır bende. Bir zamanlar; kitapların İstanbul’da neşredilmediğini anlar, hatta bazen de hangi şehirde basıldığını bile tuttururdum… İşte şu elimdeki de Anadolu’da basılmıştı. Fakat postamda bulduğum şu sıradan kitabın, zihnimi bu kadar meşgul edeceğini bilemezdim! Ve hatta; daha önce fotoğrafını görmediğim, adını bileDevamı

Bugün, bir önceki yazımın sonunu hatırlatarak başlayalım: “Ben gerçek bir sanat eseri seyrettim hem de bu, bizim eserimizdi” demeyi seçen arkadaşlarla birlikteydik… Bizler için ayrılmış koltuklarda yan yana oturuyorduk. İki gün önce de yazdığım gibi Beykoz Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’ni doldurduk. Evet, bugün, kendi kültürümüze sahip çıkan belediyemiz deDevamı

İBB’ne bağlı Kültür AŞ çok isabetli bir iş yapmış, tiyatroya el atmış ve bu önemli sanat dalımıza millî bir kimlik kazandırma çalışmalarına başlamıştı ya. Şimdi size, muhteşem bir örnek anlatacağım. Geçen cumartesi akşamıydı. Ülkemizin en güzel örneklerinden biri olan Beykoz Belediyesi’nin yaptırdığı tiyatro binasına gittik. Yaz boyu şehirde değildik, aylıkDevamı

Günün belirli saatlerinde sesini duyuyorum… Kimi getiriyor, bilmiyorum. Veya kimi götürüyor. Uzaktan… Derinden… Ama “yürekten” bir haykırış gibi bu trenlerin sesi. Uzak, derin… Ama hep taze gelişleri ve taze gidişleri söylüyor bana. Trenler ayrılışların hüznünü anlatıyor; Ve kavuşmaların çığlığını bağırıyor… Trenler vagon vagon duygu taşıyor; insan değil!.. Trenler hep aynıDevamı

Mevsim geçişlerinde sıkıntı çeken çok oluyor. Şimdi birkaç ağrı sızı anlatsam, yüzlerce kişi benimle hemdert olduğunu söyleyecek. Kimi doktora göre hastalıktan sayılmayan bu durum canıma okur çoğu zaman. Adına “fibromiyalji” diyorlar. Yani sebebi belli olmayan veya çok nedene bağlı kas ağrısı… Fakat bu hal, hamlık ağrısı gibi değil. Çeşitli veDevamı

Mecnûn olmak bir “makam”dır; dişlerin sıkılma hâlidir!   Sus!.. Kenetlenmiş çenenden, “kendini” sızdırırsan dışına; kıvam bozulur… Çünkü “mecnûn” olanın yolu; en dar tünellerden geçer!   Yollardan, Leyla’ya doğru, her daim yürüyenler vardı… Kimdi onlar? Bilen yok!.. Hani ayak izleri? Silinmiş, gören yok!.. Peki hatıraları? Unutulmuş, anlatan yok!.. Ya Mecnûn?..  Devamı

Bugün ne yazacağım, derken; “köşemize bakanların, burada hangi satırları görmek isteyeceğini” hatırladım… Aslında bu sorunun cevabı şöyle de verilebilir: Acaba ben, bu sabah “ne okuyarak” güne başlamak isterdim?..   Dünlerde… İyi şeyler oluyor muydu? Elbette oluyordu… Peki, bir zamanlar toplumda iyi gelişmeler olurken, insanlara müjdeler verilirken, ferdî veya kurumsal pekDevamı

                                                                                             (İzmirlilere, 2006) Ben orda olmayacağım. Ama sen yürü ve hep ışığı takip et… Yürü hep. Güneş kızarıncaya kadar ve toprak bitinceye kadar, güneşe doğru yürü… Yorulacaksın. Yorul!.. Ama sonunda bir sahil bulacaksın. “Derdi aşk” olan adamı soracaksın ve oturacaksın; ..şahidim olanların yanına!..   Ölürsem de zaten onlara sorsunlar beni…Devamı

Aşk, öyle bir şey ki; kurumuş dalı fidan, gömülmüş tohumu filiz ve ham kulu "âşık" kılar! Maya karışmış hamur gibi içi kabarırken insanın, ahh bir "Somuncu Baba"nın da eli değmişse ona; öyle bir ekmek çıkar ki fırından, yüzlerce yıl anlatılır da tadı, sözü bitirilemez… Aşk, çamur olabilecek nicelerini hamur ederDevamı

Boynuna bağlanmış ip, ne tarafa çekilirse o yöne doğru giden öküz, önünde yürüyen adamı takip ediyordu.   Sonunda yüksek duvarlı bir binanın önünde durdular. Diğer hayvanların da bulunduğu sıranın sonundaydılar şimdi ve ipin ucu direğe bağlanmıştı. Tedirgin edici, hatta korkutucu kokular vardı havada. Ama bununla pek ilgili değildiler. Kimisi yereDevamı

İnternetin yeni yaygınlaştığı zamanlar. Artık mektupla kıyaslanmayacak hızda yazışabilmeye başlıyoruz. Almanya’dan bir okuyucuyla tanışıyoruz. Sorusuna cevap veriyorum. Benzerini soruyor. Daha uzun bir cevap yazıp, örneklerle de anlatıyorum. Gelen maili çok kısa. Ve sanki yazdıklarımı hiç okumamış gibi. Sabırla, hiç kızmadan, konuyu başka açıdan ve tekrar anlatıyorum. Gene cevap geliyor, ama…Devamı

Son yirmi yıldır, taksitle bilgisayar alabilen çoğu kimse “fikir adamı” olduğunu sandı! Bu zan salgını, kolunda çıkan son kılı kanat tüyüne benzetip “kendini kartal bilmek” gibi bir vehim aslında. Çünkü sırtına yapışan birkaç pul seni balık yapamayacağı gibi, gezinirken toplanmış birkaç slogan veya özlü söz de hiç kimseyi merdivenlerin tepesineDevamı

Aldığım zaman çok kıymetliydi. Faks çekiyordu, görüntü tarayarak bilgisayar ortamına alıyordu, bilgisayardan kâğıda baskı yapıyor ve gayet kaliteli fotokopi çekiyordu… Başka ne ister ki insan; telefonum da yanımdaysa. Biz Cağaloğlu’na (yani Babıali dünyasına) çıktığımızda, bütün bu işlerin aynı anda görüldüğü yere “gazete” diyorlardı! Hatta elinde bir gazete olan kişi hükümetlerDevamı

Minik kuzular vardır. Annelerinin yanında sevinç içindedirler. Bu hoplayıp zıplamalarında keder ve endişe hiç yoktur. Çünkü ahirette, kuzulara azap yoktur!.. Bugün… İşte o kuzulardan da fazla sevinebilirsin Ramazan kuzum. Neden? Çünkü bayram… Çünkü sevinme günü… Bugün, güzel ve yıldızlı karnelerin dağıtıldığı gün sanki!   Ramazan-ı şerif boyunca dua ettik: YaDevamı

Çok kıymetli kuzu… Öyle değerlisin ki ve içinde öyle eşsiz bir hazine taşıyorsun ki; yakında, sendeki güzel inanışı çalmaya kalkarlar! Son nefese kadar, bu imanı kaybetmeden elinde tutabilmek; “her şey” demektir. Bunu başaran her şeyi başarmıştır… Fakat Allah muhafaza, bunu elinden kaçıransa her şeyi yitirmiştir! İslâmiyeti bildiren en kıymetli kitaplarDevamı

Şöyle kocaman ve kırmızı bir elmanın, iplik gibi ince bir borudan geçtiğini görsen çok şaşırır mıydın? Hadi şaşır öyleyse! Çünkü gördüğün ve yediğin bütün elmalar, meyveler… Karpuzlar bile, iplik inceliğindeki saplardan geçerek dallarının ucunda büyüdü! Öyle değil mi? Bu duruma; Allahü tealanın kudreti denir. Kâinattaki her iş ve hal, onunDevamı

Sevgili kuzu… “Sevgili” nedir biliyor musun? Sevgili, çok sevilen demektir… En sevgili kimdir, biliyor musun? En sevgili ise; Allahü teala hazretlerinin de “en sevgili” olduğunu söylediği, Muhammed Aleyhisselamdır. O yüceler yücesi, öyle kıymetli bir varlıktır ki; Âdem babamız yaratıldığı zaman bile nuru vardı. “Ey sevgili peygamberim, Muhammed aleyhisselam. Seni yaratmasaydımDevamı

Sahibi olduğun bir köpek oldu mu ve seni “sahip” bilen bir köpeğin? Bu his, inanılmazdır kuzucuk!.. Sanki o hayvan kalbini sana bağlamıştır. Artık onun boynuna tasma bile lazım değildir. Gözünün biri devamlı seni görür ve sürekli “senin ne istediğini” anlamaya çalışır. Köpek, sahibine sadakatin simgesidir! Bu sözü keşke tam anlayabilseydik…Devamı

Sahibi olduğun bir köpek oldu mu ve seni “sahip” bilen bir köpeğin? Bu his, inanılmazdır kuzucuk!.. Sanki o hayvan kalbini sana bağlamıştır. Artık onun boynuna tasma bile lazım değildir. Gözünün biri devamlı seni görür ve sürekli “senin ne istediğini” anlamaya çalışır. Köpek, sahibine sadakatin simgesidir! Bu sözü keşke tam anlayabilseydik…Devamı

Hurma yanaklı, tatlı kuzuuu! Nahle nedir, sana anlatan oldu mu? Fakat önce Ramazan ayından bahsedelim. Çünkü bu ay çook önemlidir… Elbette biliyorsundur; Kur’an-ı kerimde bütün manevî üstünlükler bulunur. Bu mübarek ayda ise, o üstünlüklerden hâsıl olan iyilikler bulunmaktadır. İşte bu bağlılıktan dolayı Kur’an, Ramazan-ı şerifte indirilmiştir. Kadir Gecesi de Ramazan’dadır.Devamı