Dünya, bir sıkıntılar mekânı… Bunun kaçılmazlığını büyüdükçe öğreniyoruz veya öğrendikçe büyüyoruz! Sanki bunu öğrenmesek yaşlanmazdık; Veya yüzümüzde gördüğümüz ihtiyarlık çizgileri, belki de bu sıkıntılardan kaçamayışın izleri!.. Tek el ile alkış mümkün değil ya; Ben, senin ikinci elinim yahut sen benim bastonum! Bacaklar yoruluyor zaman içinde. Dizler bükülüyor, her santiminDevamı

  Sadece ESKADER’in değil; kültür ve sanat adına ter dökmüş, ömür vermiş hemen her kişi ve kurumun kaderidir görülmemek veya görmezden gelinmek. Ne acı! Hâlbuki kültür; bütün yüksek dağlardan, yaylalardan süzülüp gelmiş alüvyon… Sanat ise; bu değerli birikimde filizler yeşertmeye, fidanlar büyütmeye çalışmak gibidir! Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları DerneğiDevamı

  Dertlenmiş miydiniz; o güzel çiçeğinizi kuruttuğunuzda, su vermeyi unutarak?.. Üzülmüş müydünüz; ektiğiniz sebze fidelerinin bir kısmını yeşile çalan böcekler bastığında, bir kısmını boğuşan köpekler ezdiğinde, bir kısmını tavuklar yediğinde?.. Kahrolmuş muydunuz; sıralar boyu diktiğiniz fidanların köklerini köstebekler kestiğinde?.. İyi de; köstebekler bacaklarını kesiyor, tırtıllar vücudunu kemiriyor ve böcekler özünüDevamı

  Uluslararası boyutta, çok etkili bir seminerdeydim: Elindeki çemberleri; "protonlardan sonsuz âleme uzanan lisan" diye kullanan bir Kızılderili vardı. İsmi Kevin Locke olan bu dansçı, ırkının ve dünyanın çocuklarına "kültürünü anlatmak için" hayatını adamıştı. Jane Cadwallader işe "bir varmış bir yokmuş" adımından başlamıştı. Diane Ferlatte meslekî kariyerini "Afrika kökenli anlatıcıların iziniDevamı

    Hiç kimsenin çocuğu yok ve sanki bu ülkenin, bütüün çocukları benim! Korksam mı, kızsam mı, yoksa beni dilenci sanan ahmaklara sövsem mi? Meteoroloji uyarınca bilimsel oluyor da, ben “fırtına geliyor evinin çatısı uçacak, sel geliyor tohumların sürüklenip gidecek” derken hezeyan mı oluyor? Yanlış bilinir: Çocuklara değil, büyüklere lafDevamı

Evlatlarınız küçük birer inektir, dersem belki uykunuz açılır! Hadi uyanın; çoktan sabah oldu: Siz sütünü hazırlarken kızınız Barbie’siyle Ken’i öpüştürmekte ve anlamayacağını sandığınız ekran görüntülerini zihnine kaydetmekte… Yavrunuzu bıraktığınız anaokulu duvarlarına baktığınız mı hiç? Kimlerin posterleri var? Saçlarını urgan gibi kuleden salan Rapunzel sevgilisini yanına çekince… Abazan orman cüceleri arasındaDevamı

  Velimeşe; kendi şehitlerini unutmayıp, unutturmayacağını ispat etti. Açılışı yapılan Şehitler Abidesi her yönüyle örnektir. Başkan Rasim Yüksel’i ve bu anlamlı işin takipçisi Zeki Güler’i gönülden kutluyorum… Anıta konmuş plakalarda adı yazan bu mezarsız 50 can, vatana feda olunabileceğini göstermiştir. Onlara ve sayısız şehitlere binlerce dualar olsun.    Velimeşeli SıdıkaDevamı

Çöl mü?.. Yakabilir mi seni; içindeki ateş,  dışardakinden fazlaysa? Çöl, bir umuttu Mecnun için; aşılırsa, ardında Leyla olan…  Sayılan her kum tanesi, eksilen bir sayıydı onun yolunda! Umut varsa her şey mümkün, ona giderken. Peki ya, artık… ..yâr yoksa! Yârin olmadığı dünyaya basmak; Dikenlere saplanmak, her adımda… Ona bakanı seyretmek…Devamı

  Dağların tepesindeki yüksek gerilim hatlarını, elektrik direklerini seven birini gördünüz mü? Fakat herkes renkli bir gece lambasının veya salona ışık döken bir kristal avizenin hayalini kurmuştur veya kurabilir.  Sevilenler; onların en yakınlarında olan, onların ihtiyaçlarını gören, onların dokunabildiği veya dokunabilecekleri yakınlıkta olanlar olsa bile, aslında ve asıl sevilen birDevamı

“Sevdiğine hangi şiiri yazdın?” Deseler, donup kalırdı Mecnûn… Ve deselerdi: “Söylesene! Sen ki ismi, aşka karışıp tüten, uzaklardan görülen; onun için ne yaptın?” “Onun için?.. Ben, sadece yaşadım!..” Derdi Mecnûn. Eskiden, çok eskiden… Sarıyer henüz, dünyanın en güzel yeri iken… Susmuştu Mecnûn… Gözleri, sevdiğinin yüzünde; bir duru göldeki zavallı kuşDevamı

  Bir müteahhit arkadaş; yıllarca çıraklık, kalfalık etmiş. Sonra malını mülkünü satıp sermaye yapmış. Tapuyla, belediyeyle, maliyeyle uğraşmış; üç beş kalfa, beş on amele ayarlamış; tonlarca malzeme yığmış ve işe başlamış… İnşaatın yükseldiğini görenler bakmaya, bakanlar beğenmeye, beğenenler de birbirine anlatmaya başlamış. Zaman içinde müşteriler gelmeye, bazı daireler satılmaya daDevamı

Kavramlar karışmakta bazen, mefhumların üzerine sis çökmekte ve manalar derinliğini kaybetmekte…  Bunu kim bilir veya kimler ne kadar bilir;  Sevgili, nedir? Sevgi eğer, üç beş çiçek soluncaya kadar buharlaşacak bir hararet ise; o çiçeklerin sunulduğu kişidir ancak, sevgili denen!  Hâlbuki… Yâr, yara gibidir canda; her nefeste hissedilen ve varlığıyla teselliDevamı

(Tarih tekerrürden ibarettir!..)  İnsan, üşür ya bazı tarihlerde… Ben de üşürüm; Göklerinden güneşi düşmüş gibi, kendi içimin! Sever beni şahitleri, gözyaşımın…  Gözyaşım;  …sever şahitlerini! Kalbimin ve kalplerimizin bir araya defnedildiği o defînedir ışık saçan dünyaya…  …körlerin göremediği! Üşür insan bazı tarihlerde…  Bazı tarihlere, kayıt; "zamanın donduğu vakit" diye düşülür! Bilirim; Devamı

Çamlıca, Asya kıtasının ucu, İstanbul’un tepesidir. Oraya öyle bir eser dikmek lazım ki kıyamete kadar konuşulsun!..  Çok ama çok büyük bir tek kubbe şeklinde olmalı bu cami, dünyanın sembolü sanılmalı… Ayçiçeği göbeği veya arı peteği gibi baştan sona pencere olmalı… Bu kubbenin çevresinde 63 tane küçük kubbe olmalı. Hepsinin altınaDevamı

Dünyanın en güzel memleketi Türkiye’dir, Türkiye’nin en güzel şehri İstanbul’dur. İstanbul’un en güzel bölgesi Boğaziçi’dir, Boğaziçi’nin en güzel semti Beykoz’dur, Beykoz’un da en güzel yeri;  ..benim yalının bulunduğu yerdir…  Son satır hariç, bunu defalarca yazdığımı bilirsiniz. Ve hatta bu duyguyu damarlarımda hissettiğim bir çocukluk günümde: "Ünlü bir yazar olacağım veDevamı

Şimdi birileri diyecek ki:  -Ey Muammer Erkul, bir köşe yazarı olarak başka işin mi yok da “çocuklarımızın önüne artık ‘Hülya Bebek’ler koymak” fikriyle uğraşıyorsun?  Bunu kimler diyecek biliyor musunuz? Ya Sindy bebeklerle büyümüş veya torunlarına Barbie bebekler getirmiş birileri diyecek!    Soruya cevap olaraksa diyorum ki: Hem fert olarak veDevamı

Bizim için, turistin karnını doldurmak mı önemli, yoksa beynini doyurmak mı?  Çeşit çeşit ve bol yıldızlı oteller yapmaktayız zaten çevrede… İyi de, sırtında uyku tulumu, pub kapısında bira parası denkleştirmeye çalışanlar; "illâ da eski Hipodroma bakan odalarda uyansın" diye, çabalamanın lüzumu ne?  Venedik’e gittiğinizde San Marco’lu tarihî adada yatmanızdan nedenDevamı

Küçük bir çocukken, yere atılan izmaritlerle müptela olmuş bir abimiz var,,, dı!.. Kalbi, ciğerleri herkesten sağlamdı ama bacak damarları sırayla tıkandı. Fakat o yine de, hastanelerde bile tütün içmeye çalışıyordu. Sonunda, ameliyatlarda aldığı narkoz bağırsaklarını eritti!  Kayıtlı bir gerçektir şu: Beden doktorlarının “Bırakmazsan ölürsün” dediği kimseler, ölüyor ama sigarayı bırakmıyormuş! Devamı

Kulağında mp3player, Rihanna’nın "Where have you been"ini dinliyor ve bir yandan da Christmas için süslenen sokaklara bakıyordu. Birkaç adam daha şimdiden Aziz Nicholas’ı temsil eden kıyafetler içine girmişti. Yine hemen her vitrin kırmızı külahlar, kırmızı mumlar, kızak çeken geyikler, hediye çorapları; mumlar, minik çanlar, yeşil çamlar ve Noel Baba maskotlarıylaDevamı

E peki ne olmuş 21 Aralık ise? Hiç, ama 21.12.12 tarihinde bir terslik var!  Çinlinin biri dağın başında inşa ettiği kocaman teknesindeymiş bugün. Pek çok Amerikalı toprağın altındaki özel sığınaklara saklanmış. Bazısı da Şirince isimli köyü doldurmuş, hem de balık istifi…  Soru: Ne yaptığını sanıyor bunca insan?  Veya, Allah’tan kaçabilmekDevamı