Civciv ve sevmek [03 Temmuz 2009 Cuma]

Gene aynısı oldu: Gene seslerini duyup sokağa çıktım, gene alamam çünkü alsam da ilgilenemem dedim. Suratlarına bakınca gene kıyamadım ve kucağımda yirmi beş civcivle bahçeye döndüm.
Bir kocaman koli buldum. Ortasına bardak kapatılmış kâsede su hazırladım. Fakat suları, içine düşebilecekleri kadar derin ve kendilerini ıslatabilecekleri kadar geniş olmamalıydı. Ayrıca ilk suları şekerli olmalıydı, serum niyetine…
Bir kısmı daha iriceydi, beslenmeleri kolaydı. Ama çoğu küçücüktü bunların, yemleri de ince olmalıydı. Yemlerine ve sularına parmağımın ucuyla dokunmalıydım ki nereden ne yiyip içeceklerini öğrenmeliydiler.

Onların “çaresizlik tenceresi”nin üstünü, bir “çare kapağı” olup örtmeye çalışıyor ki insan; kıvamı bozulmasın, tadı kaçmasın, çiğ kalmasın, dibi tutmasın, yanmasınlar!
Çok güzeller: Renk renk, cıvıl cıvıl, sevimli, minicik ve savunmasızlar…
Güneşte kalmasınlar, ıslanmasınlar, üşümesinler, hastalanmasınlar, korkmasınlar, ezilmesinler…
Faydalı yiyeceklerle doyup, temiz sulardan içsinler.
İshal olmasınlar, yediklerinin faydasını görsünler…
Düşmesinler…
Nazarlanmasınlar…
Vahşi kuşlar kapmasın, kediler çalmasın…
Cikciklemeleri hep kulağımda, kendileri hep gözümün önünde ve hep aklımın kenarında dursunlar…

Her sene aynısını diyorum; bir daha almayacağım!
Her sene aynısı oluyor; suratına baktığıma kıyamıyorum!..
Sonra düşünüyorum: Bu iş zorla kimseye yaptırılamaz. Çünkü sevmese, insan bunlara bakamaz…
Daha sonra da insan yetiştirmek için çabalayanları düşünüyorum: Talebesine elbette bir civcivden fazla ihtimam gösteren büyükleri hatırlıyorum…
Ha civciv, ha insan; anlıyorum ki bu işi “sevgi” yaptırıyor!

Stop
Muammer Erkul
03 Temmuz 2009 Cuma

7 yorum

  1. İnsanı sevmek,civcivi sevmekden çok daha meşekkatlidir. İnsan çig süt emmiş.
    Vefa bir semt adı olarak kalmış.
    Ama yine de yılmadan insan yetiştirme çabasında olanların ellerinden saygıyla öperim.

    MELİKE

  2. Hmmmmm… Civciv civcivler; 25 tanede çok olur şahsen.
    Hem bunlar büyüyünce ne olacak sevgimi verdiğim civcivleri yiyemem ki. 😀
    Ben alsam alsam belkide 2 veya üç alırım. Hiç olmazsa bunlar büyüyünce bakmasi daha kolay olur; hem de böylelikle sevgim 25’e değil de 3’e bölünmüş olur. İşin şakası, gerçekten de sevgimizi veremeyeceksek birşeye en başta bunu ve ilersini iyi düşünmek lâzım.

    ***Eger bu yazdıklarım uygun değilse lütfen koymayınız. 🙂
    Bu arada yazılarımı Türkçe’ye geçiren kardeşime çok teşekkür ederim.

    AYŞE

  3. Komşumuzun çocukları babalarına “baba kaplumbağaaa” deyince, iki kaplumbağa almışlardı. Geçenlerde “baba balııııık” demişler iki de balıkları olmuştu. Son olaraksa pazarda gezerken “baba civciiiiiv” demişler, iki de civciv aldılar böylece. Civcivleden birisi öldü, diğerini de başka bir çocuklu aileye verdiler. Muhtemelen o da öldü…

    Yazıyı okuyunca aklıma başka birşey daha geldi. İnsan olarak bizler cıvıltısına, sevimliliğine dayanamayıp alıyoruz civcivleri balkonumuzda yetiştirmek, bazen ilgisizlikten veya yanlış ilgi neticesinde öldürmek pahasına bile olsa… Ama insan yetiştiricileri cıvıltısına veya sevimliliğine dayanamayıp insan almaz değil mi?

    KARANFİL

  4. Pazarlara gitmeyi bunun için seviyorum. Özellikle baharın ilk aylarında! Havaların yeni ısınmaya başladığı zamanlarda.
    Bir çok insan sesinin arasında, cik cik sesleri adeta mıknatıs gibi çeker kendine beni. Sonrası malum. Azıcık seyredeyim, azıcık seveyim derken elimde iki üç civcivle ayrılırım pazardan. Sonra onların büyümesini an be an seyrederim. İyi beslenirlerse, iki üç ayda horoz olur hepsi. Tavuk çıkma ihtimâli çok azdır. Çünkü pazarda satılan civcivler, özel olarak seçilmiş horoz olanlardır. Daha yumurta halindeyken özel lâmba ışığında, hangi yumurtadan tavuk, hangi yumurtadan horoz çıkacak tek tek belirlenir. Tavuk olacak civcivler, ileride yumurta verecekleri için üretici tarafından satılmaz, elde tutulur.
    İnsan yetiştirenler, böyle bir ayrım yapamaz. Bütün çocuklar daha doğar doğmaz farklı yeteneklerle bezenmiştir. Her bir çocuk keşfedilmesi gereken bir yanıyla büyür. Dikkatli gözler bu yanlarını fark edip eğitimi o yönde verirlerse, işte o zaman toplumlara yön veren insanlar yetişir. Bazen bu yetenekler o kadar fazladır ki, çocuk o yöne kendiliğinden yönelir. Bazen de çocuğun, yeteneklerinin çok uzağında eğitilmesi sonucunda, mutsuz, işini zoraki yapan, her daim bunalımlı kişiler yetiştirilir ki, işte asıl tehlike budur. Bu, günümüz problemlerinin çoğunun kaynağıdır.
    Yani ağabey, söz konusu civcivler olunca durum basittir. En fazla benim yaptığım gibi hepsi horoz olacak civcivlerden alınır. İbikleri büyümeye başlayıp ta, kendi aralarında kavgaya tutuştuklarında artık köydeki tanıdıklara verilme zamanları gelmiştir. Halbuki insan yetiştirenler, yetiştirdikleri insanların sorumluluğunu ömür boyu taşır. Onlar hiçbir yere verilemez. Onlar iyiyse mutlu olunur. Kötüyse yürek yarasıdır ki sonunda insanı mutlaka öldürür.
    Muhabbetle…

    GÖKMAVİ- SAMSUN

  5. Author

    Cenabı Allah razı olsun canım kardeşim kıymetli MUAMMER abim,

    Yazını zevkle okudum. Civciv sevgisinden gönül dostları muhabbetine öyle güzel bir geçiş sağlamışsın ki gözlerim yaşardı.
    Çok dua ettim..
    Yolun açık olsun…

    Cumanız mübarek, işleriniz kolay, ömrünüz uzun, rızkınız bereketli, evinizde mutlu, huzurunuz daim olsun…
    Selam ve dua eder, dualarınızı da beklerim..
    Allahü tealaya emanet olunuz,
    Hoşça ve dostça kalınız.

    RAGIP

  6. Abim, nasıl yani yaa; sen kimin civcivlerini aldın eve getirdin? Sahibi yok mu bunların :-)) İyi ki burda değilsin civciv kalmayacakmış yoksa :-))
    Ve ve sözün özü; sevgi olmadan yapılan işlerin neticesi ile sevgi verilerek yapılan işlerin neticesini görüyoruz…

    HEKİZ

  7. Abimm…
    Civcivleri okurken öğrencilerimi hatırladım:-) Gerçekten bu işi insana sevgi yaptırır.
    Sevmeden yapılmaz.
    Bir öğretmen olarak o civcivler hakkında yazdığın iyi dileklerin hepsini her gün öğrencilerime bakarken ben de diliyorum.
    Öyle zor, öyle yorucu ki…
    Fakat bir o kadar da zevkli ve sevgi dolu.
    Bazen diğer arkadaşlarım bana “Off nasıl uğraşıyorsun bu kadar kişiyle üstelik hepsi de kocaman hadi küçük olsalar neyse… Oysa sen onları bebek gibi seviyorsun kolluyorsun” diyorlar da; onlara da söylüyorum:
    “Öğrencilerimin hepsi ayrı bir değer benim için. Hepsinin güzel bir yanı var, hepsinin o güzel yanını geliştirip insanlığa faydalı olmalarını sağlamak öyle zevkli ki…”

    Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim; civcivleri de çok severim. Fakat bakamam. Her defasında sadece 1 tane kalırlardı ve o bir tanesini bahçesi olan birine verip aylar sonra kocaman horoz olmuş hallerini görürdüm:-)

    NUR AKTOPRAK SUMAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir