Duygu Bahçemiz (Adını İhtiyarlatmayan Tarsus’um – Gürsel Çopur)



pul kanatlarınla haz gemisini yürüten
kırk kaşık şifa dileyene bir kepçe visalinle
tarih hamurunu gıda yapar koyarsın önümüze
ey şehir! harabe kirpiklere komşu balkonların var
biz de varız dersin yaldız tebessümünde
okyanuslara meltem giydirirsin seyyal dalgalarınla

akıttığı terini yudumlayan karınca şevkine
hayrandır tâvus gönüller süzülen kalpleriyle
bir bedesten serinliğinde içeriye giren
misal-i cennet yamaçların vardı
tuyur akşamında sesini dinlettiğin kalabalıklara
pervaz güneşinde elmas güvercinlerin vardı

yüzüğünü kaybetmiş ninemin eğilmesiydi sabah
bastonuyla sokak lambalarının şavkını ezendi akşam
gün olur gezegenlerin başını döndürür
çekilmiş deniz suyumun kapıda bıraktığı hicran
zamanı bana küstürtemezdi yosunlar çözülürken
ey şehir! köpüğünü usulce döküyorsun içime

kement bağlatır pelikan misafirlere, sokakları
sokaklar ki cumbasında huzur gülleri bitmiş
heybesine yılların yükünü bırakmış bir ihtiyar
yerli tebessümüyle siliyor alnını
melek kanatlı bir yardım beklemeden
yürüyor “selahaddinlerin yurdu”nda kıvamınca

bu şehirde göçmen kuşlar beklenmez
başaklar kışın da mavidir deniz gözlerde
elleri kapanmayan dualar imbat estirdikçe
gümrah kalabalıklar sadık rüya ister
ashab-ı kehf’in misafirliğinde fincana girerken
ey şehir! yalancı telveyi döküşüne hayranım

zindan çamurunda turunç alın terin,
sinsi pençeler terzi dükkanlarına uğrasa da
“nusrat” perdende örtersin mumya nakışları
sarmaşıklar boğazına kadar sarılsa da
gülendam gelinliğini serpersin “makam” gölgeliğine
topraktaki kahraman pamuk beyazlığı
söyle bana, sen misin ey Tarsus?

merhem tabutuyla hayat çığlığında bir yudum
kuyudaki nefesinde bahar var
peygamber gömleğini asmışsın ruhunun neftesine
kadavra gözler tadamaz bu utku mermerini
gözyaşı kurdelesini şerham şerham keserken
çıkartıyorum kalbimi neşide’n okunurken

Gürsel ÇOPUR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir