Duygu Bahçemiz (SENSİZLİĞİN ÜÇÜNCÜ SABAHI – Muhammed Yıldız)


Ayak parmakları kadar çelimsiz tebessümler. Beceremiyorum. Çığlıkların gölgesinde serinliyor bedenim. Sessizliğin hararetine inat…

Bırak ki yaşaya-bilemeyeyim. “Sus” de ki karanlık bir savurganlığa kurban gitsin yüreğim; tıpkı ilkokuldan beri hiç tanımadığımız üçüncü tekil şahısın çoğul ağlayışı gibi.

Kaç kez affedebilir dünya beni, onca kez üzerine kuma diye getirdiğim âhiret yüzünden ve yaşam söyle! Kaç dakika durabilir ölüme karşı ringde.

Şarkılar yazıyorum. Hiç kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği şarkılar. Nakaratlarını sadece ölümün seveceği, aşkın ve mutluluğun gücüne gidecek şarkılar.

Bütün dünyayı hatırlamak istercesine haykırıyorum. Her haykırışta daha çok unutuyormuşum meğer. Kayboluşu yutkunuyorum, yere bırakıyorum bütün kontrolünü bedenimin, çamuru bulana dek yüzüm. Ne çok istekliymiş toprak öpmek için yüzümü meğer. Öğreniyorum.

Hiç kimse her zaman kaybetmez. Bir günü vardır mutlaka kaybetmeyi yendiği. Benim yengim ise bu satırlar olsa gerek. Kaybım ise kayboluşum, kaybolmuşum.

Üçüncü sabahına giriyorum sensizliğin. Her bir gecesi üç yüz yıl süren, üç yüz kartal arasında ölüme karşı üç yüz yıl uçmuş güvercin kadar yorgun, yordun.

Şimdilik her cümleyi üç nokta ile bitirenlerin diyarına gidiyorum. Mutluluğu ve sevinci ben dışında herkese pay edip… Adilce.

Hoşça- kal…

Muhammed YILDIZ


.

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir