Duygu Bahçemiz (YANLIŞ SEBAHATTİN! – Süleyman Eldeniz)


Köye dönen ilk minibüse zor bela yetişmişti hacı dayı.. Biraz dalgın, biraz da saf kalpliydi..
– Sizin köyden Sebahattin Gülden’e ver bu zarfı. Yarın gelsin, karakoldan bekliyorlar.
Şoför yarı şaşkın, yarı düşünceli;
-Bizim köyde Sebahattin Gülden yok ki!? Sebahattin Gülfidan var, dedi.
Hacı dayı tutturmuştu bir kere.. Birazda, ben verdim iş bittiye getirmeye çalışıyordu durumu..
-Yanlış yazılmıştır. O zaman sen de dediğine ver zarfı. Yarın karakolda olsun, karışmam!

.   .   .

Askerden geleli henüz birkaç hafta olmuştu.Sabahın köründe eline tutuşturulan zarfa şaşkın şaşkın baktı. Niye aranıyordu ki karakoldan? Hem benim adım Sebahattin Gülden değil ki… diye düşünse de hafife almaya gelmezdi. Yarın olur olmaz karakola gitmeliydi.
Sabah erkenden yola düştü. Karakoldaki memur sordu:
-Adın, soyadın?
-Sebahattin Gülfidan.
-Yanlış yazılmıştır, Gülden olacak!
-Ama memur bey benim soyad…
-Köyün?
-Sultanköy.
-Bak onu da yanlış yazmışlar; Sarıcaali olacak!
-Bakın memur bey, ben aradığınız kişi değilim.
-Ben anlamam arkadaş, en iyisini savcı bilir. Derdini savcıya anlatırsın. Götürün arkadaşı.
İki koluna giren askerlerle beraber savcılığa giderken hala anlatmaya çalışıyordu yanlışlığı..
-Bakın arkadaşlar, bir yanlışlık oluyor. O aranan şahıs ben değilim, bırakın beni…
Ne dese fayda etmedi. Savcının önüne çıkardılar. Başından aşağıya kaynar sular dökülmüştü sanki. Sırtı terden ıpıslak olmuştu.

.    .    .

Askerden yeni gelmişti ya; savcının karşısında çakı gibi hazırolda duruyordu.
-Adın, soyadın?
-Sebahattin Gülfidan.
-Baksana sen, yanlış yazmış memur… Gülden olacak!
-Köyün?
-Sultanköy.
-Onu da yanlış yazmış, Sarıcaali olacak!
-Bakın savcı bey bir yanl…
-Ana adı!?
-Baba adı!?
-Doğum tarihin!?
-Savcı bey, o aranan ben değilim..
-Kan grubun!?
-Kütük sıra no!?
-…….!?

.     .     .

Savcı bir ara soru sormayı kesti.Her sorduğu soruya yanlış cevap alıyordu. Biraz düşündü, taşındı. En sonunda tokmağı kürsüye vurdu.
-Yav kardeşim! Motoruyla vurup adam yaralayan bu değil ki!? Yanlış adam getirmişsiniz. Bir saattir uğraştırıyorsunuz bizi…
Sebahattin Gülfidan’ın yüzüne renk geldi. Sarıya çalan yüzü allaştı.
Oh be! Yanlışlık anlaşılmıştı ya; varsın bu kadarcık ta terlesindi…

Süleyman Eldeniz

1 Yorum

  1. İlk okunduğunda tebessüm ettiriyor, ama sanırım bunlar hep oluyor…

    YILDIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir