Gönüllere sevda mayası

 

Ramazanın 22’nci gecesi, 29 Temmuz’un bittiği saatler.
İstanbul, Esenler’deki "Dua Meydanı"ndayız.
Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, bir güzelliğe önderlik yapmış; Ramazan-ı şerif boyunca anma geceleri tertib edilmiş.
"Anadolu’yu Mayalayanlar" başlığı altında tespit edilen bu isimler hatırlanmaya, bilmeyenlere anlatılmaya başlanmış. 
Esenler Belediye başkanı Sayın Tevfik Göksu’ya ve bu çalışmalara emeği geçenlere teşekkür ediyoruz ve her birini tebrik ediyoruz.

Bu gece özel bir gece…  


Saat gecenin 23’üne gelirken meydan daha bir kalabalıklaşıyor, taa gerilere kadar uzayan sandalyeler doluyor. Değişik açıları görüp çekebilmek üzere kameralar yerleştiriliyor.
Genç yaşlı, çocuk yetişkin herkesin gözleri ışıl ışıl… 


Bizler de gösterilen yerlere oturuyor ve programın başlamasını bekliyoruz.


Bu sırada bir yakışıklı genç adam yanıma geliyor. Babam da annem de sizin yazılarınızı severek okuyor, ben de seviyorum" diyor. Adın ne diyorum, Ahmet diyor…


İşte meydan…
Önümüzdeki kameranın önünde kalan kalabalık…


…ve arkasında kalan kalabalık, binlerce insan…
Yorgunum, uykusuzum dememiş ve meydanı doldurmuş vaziyette. Bekliyor…

Bu kalabalığın toplanma sebebi, belli…
Bu gece, Hüseyin Hilmi Işık Efendi Hazretlerini anma gecesi…
Hayatından, mübarek hocaları Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinden, çalışma şeklinden, eserlerinden bahsedilecek.


Ve bunu yapmakla, ilim dünyamızın kıymetli isimlerden Prof. Dr. Ramazan Ayvallı hoca vazifelenmiş.
 

Kameralara sığmayan kalabalıklar, bütün meydan sus pus olmuş anlatılanları dinliyor.


Uzaklardakilerin de konuşmayı rahatça izleyebilmesi için dev ekranlar kurulmuş.
 

Şarkı türkü eğlence olmayan, bir hayatı ve bir alimi öğrenmek için, hem de yaşlısıyla çocuğuyla bunca kalabalığın ve hem de gecenin yarısında böyle sus pus oturarak bir konuymacıyı dinliyor olması sıkça görülebilecek bir iş değil, evet bu büyük bir hadise…
   

İşte protokol koltukları ve ilk göze çarpanlar…


.

.


Büyük bir kalabalık; Hüseyin Hilmi Efendi hazretlerinin, kendisini bilenler tarafından neden aşk derecesinde sevildiğini öğrenmeye çalışırken, bir kısım genç adamlar ellerinde kolilerle insanların arasında dolaşıyorlar.
 

Önce protokolden, bu geceyi tertib eden belediye başkanı ve yanındakilerden başlayıp;
Hüseyin Hilmi Efendi hazretlerinin, derlemesine bir ömür verdiği… Ve titizlikle hazırladıktan sonra Hakikat Kitabevi tarafından bastırdığı bu kıymetli kitaplarından…
  

Ramazan hediyesi olarak insanlara teker teker dağıtıyorlar.
Hedef şu: Büyük küçük, bu kitaplarla buluşmayan kimse kalmasın…


Almak için uzanan şu minik avuçlara ve kıymetli kitapları tutan ellere maşallah..


İslam Ahlakı ile…  


Herkese Lazım Olan İman, ile tanışmış güzelcikler…


Kahverengi Gençlik Derneği’nin önce sponsorlar bularak, sonra kitapları temin ederek…
Sonra bu kolileri Esenler meydanına getirip insanlara ücretsiz ulaştırmakla başardığı iş elbetteki hiç de yabana atılamayacak bir hizmet ve büyük çabadır.
Şimdilik yüzelli kadar üyesi bulunan Kahverengi Derneği’ni tekrar tebrik ediyoruz.


.

.

Önde oturan, ben bildim bileli matbaanın başında olan Mustafa Kum abi, fotoğraf çeken Kahverengi Derneği’nden Cüneyd Gök… Arkada ise herkesin elinde birer kitap…
 

.

.

.

.

.

.

.

Ramazan Ayvallı hocanın konuşması biterken, Avrupu Birligi sorumlu bakanı Egemen Bağış meydana geliyor.
Kendisi için ayrılmış koltuklara yanındakilerle birlikte oturuyorlar.


.

Bu sırada bir yandan çay servisi gelirken, bir yandan da…
Herkese dağıtılmış olan (Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin hazırladığı) kitaplardan takdim ediliyor.
 

Sayın Egemen Bağış’a kitap getiren de yine Kahverengi Derneği üyelerinden Ekrem Özdemir.


İşte gecede çok kimseye dağıtılan ve hak olan ehlisünnet itikadının nasıl olması gerektiğini anlatan "Herkese Lazım Olan İman" kitabı…
Müslümanların iki göz bebeği Hazret-i Ebu Bekir ile Hazret-i Ömer efendilerimizi menkıbelerle anlatan Menâkıb-ı Çihar Yar-i Güzin kitabı…
Ve üç kıymetli eserin (İslam Ahlakı, Cennet Yolu İlmihali, Ey Oğul İlmihali) tercümesinin bir arada bulunduğu İslam Ahlakı kitapları, Egemen Bağış’ın elinde…
  

.

Egemen Bağış da sahneye çıkıyor ve gecenin kıymetini vurgulayan bir konuşma yapıyor.





Gece bizim için bitti, saat 01 olmuş… Bir yanımda Fahrettin Tacar abimiz diğer yanımda ilk Genel Yayın müdürüm İsmail Kapan abim.
Burada bir kısa not yazmak istiyorum: 1994 yılının Temmuz ayıydı, gazetemiz yeni atılımlar yapıyordu. Gazetemizin sahibi Enver Ören (abimiz) bir köşe tarif etmiş, ben de (o zamanlar var olan ve çalıştırdığım ajansımda) bir kaç maket hazırlamıştım. Ayrı bir kağıda da eğer köşemiz kabul olursa seçilebilecek isimler yazmıştım. Bunlar alt alta kelimelerdi.
Sanırım bir sonraki gündü. İsmail abi telefon edip beni çağırdı. Sultanahmet Köftecisinin arka kapısına kapısı bakan ajansımla gazete binası arası iki sokaktı. G
azeteye gittim. İsmail abi "tamam, köşen başlıyor" dedi. Sonra isim kağıdını önüme koydu. 
Bilgisayarda alt alta yazdığımız isimlerin en altına bir çizgi çizmiş ve el yazısıyla "Stop olsun" yazmıştı Enver abi…
Ve ayrıca "Elinde STOP levhası tutan bir çocuk olsun" 
demiş…
Aynen deneni yaptık, daha önce de yayımlanmış olan Çekirge Çetin’imin eline STOP’u verdim ve 1994 senesinin Temmuz ayının son haftasında köşemiz yedi gün çeyrek sayfa olarak yayına başladı…

O zamana kadar çeşitli işler yapmış, bazı gazete ve dergilerde çalışmış ve hatta iki kere de Türkiye Gazetesi’ne girip ayrılmıştım.
Allahü teala rahmet eylesin, Enver abimiz bize bir "STOP" dedi 1994’te, stop edip kaldık.
2013 yılının Temuz ayının tam da aynı günlerindeyiz, köşemizin adı hala STOP…

Ne tatlı hatıradır bu ve ne güzelliktir bu gün İsmail abimle yanyana fotoğraf çektirebiliyor olmak. 
:))) 

Ve son kare…
Gecenin yarısını geçmiş, saat 01. Yeğenim Ahmet Buğrahan Erkul. Gördüğünükz fotoğraflardan bazılarını o çekti. Onu o gece Bahçelievler Yurdumuzun yaz okulundan aldım. Tam iki hafta kaldı, büyük adam oldu:) Ödül olarak onu da geceye getirdim.
Fahrettin "dedesinin" elini öpüp uzuun uzun dualarını aldı, biz de hepimiz amin amin dedik.
Sonra İsmail amcasının elini öptü.
Ve bu kare kaldı geriye.

Güzel gecemiz böyle sona erdi.
Not: Umarım tekrarı olur ve dilerim ki darısı hepimizin başına.

 

 

____________________________

İLAVE
Aşağıda ilave olarak şunlar var:

* Bir sonraki gün (31 Temmuz 2013 Çarşamba) Türkiye Gazetesi‘nde çıkan sayfanın kupürü 
* Sözü geçen haber sayfasında bulunan yazı metinleri
* Geceden görüntüler… Prof. Dr. Ramazan Ayvallı‘nın konuşması… Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, ve AB Bakanı Egemen Bağış‘ın özel açıklamalarının bulunduğu video linki. 

 

31 Temmuz 2013 Çarşamba günkü Türkiye Gazetesi’ndeki ilgili sayfa:

Kupürdeki sayfada bulunan haber metni:

‘Dua’da kalpler O’nun için çarptı

On binler Dua Meydanı’nda son devrin İslâm âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddise sirruh) için buluştu

Esenler Belediyesi tarafından önceki gün düzenlenen, “Anadolu’yu Mayalayanlar” programı çerçevesinde son devrin büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddise sirruh) yâd edildi. Daha önce adı Dörtyol olan, Esenler ‘Dua Meydanı’nda on binlerce kişi, Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin hayatını, çalışmalarını, eserlerini Prof. Dr. Ramazan Ayvallı hocanın ağzından dinledi. Programa; Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak, Esenler Belediye Başkanı M.Tevfik Göksu, İhlas Holding çalışanları ile sevenleri iştirak etti. Kahverengi Gençlik Kültür ve Dayanışma Derneği de organizasyonda Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin 6000 eserini dağıtarak bir kültür hizmetine daha imza attı. Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin hayatını Esenler Dua Meydanı’nı dolduran binlerce insana anlattı. Ayvallı, Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile buluşmasını şu ifadelerle özetledi: “Büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık, 8 Mart 1911 tarihinde İstanbul Eyüp Sultan’da dünyaya geldi. Çeşitli din ve fen kitaplarının yazarı, son devir evliyasından olan, bazı kitaplarında Muhammed Sıddık Gümüş mahlasını kullanan Hüseyin Hilmi Işık Efendi, Eyüp Sultan’da doğmuştu. Bu mübarek zatın, yetişme tarzı, elde ettiği şana, nasıl ulaştığı daima merak edilir. 5 yaşında Eyüp Camii ile Bostan İskelesi arasındaki Mihrişah Sultan İlk Mektebi’ne başladı. Burada Kur’an-ı kerimi hatmetti. Sonra Reşadiye Numune Mektebi’ni birincilikle bitirdi. O sene Konya’dan İstanbul’a getirilmiş olan Halıcıoğlu Askeri Lisesi giriş imtihanlarını pekiyi derece ile kazandı. İkinci sınıfa birincilik ile geçti. Her sene takdirler alarak askeri liseyi birincilikle bitirdi ve Tıbbiye Mektebi’ne seçildi. Sınıflarının daima birincisi olmuş, hiç ikincilik yüzü görmemişti. Hayatında son derece mühim, çok önemli bir dönüm noktası vardı. Lisede okurken o günün şartlarında, mukaddesatına saldıranları görünce hayal kırıklığına uğramıştı. Birkaç sene önce beraber oruç tuttuğu arkadaşları maalesef iftiralara aldanarak ibadetten vazgeçmişlerdi. Büyük bildiği, saygı gösterdiği hocaları bile İslâmiyet’e, imanına, sevdiklerine saldırır hale gelmişti. Namaz kılan ve oruç tutan bir tek kendisi kalmıştı. Böyle yalnız kalmak kendisini çok üzmüştü, iman ile küfür arasında bocalıyordu. Hıçkırarak ağlamaya başladı. 1929 yılı, ramazan ayının 27. gecesi, Kadir Gecesiydi. Hüseyin Hilmi Efendi o zamanlar 18 yaşındaydı. Son sınıf talebesi iken, okulda yatmış ama uyuyamayıp dışarıya çıkmıştı. O esnada gökyüzü yıldızlarla doluydu. Haliç’e karşı, Eyüp Sultan’ın türbesine karşı Haliç’in ışıklı dalgaları sanki ona, ‘Sen üzülme haklısın’ diyorlardı. Hıçkırarak ağlamış, ‘Ya Rabbi, sana inanıyorum. Seni ve Peygamberlerini seviyorum. İslam bilgilerini öğrenmek istiyorum. Beni din düşmanlarına aldanmaktan koru’ diye yalvardı. Bu öyle bir yalvarıştı ki; “İsteyeni kavuştururum” buyuran Allahü teâlâ, mürşid-i kâmillerin önde gelenlerinden Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’ni nice zorlu hicretten sonra O’na hoca eyledi. On dört yıl, bu sonsuz pınardan kana kana içti. Peygamber Efendimizin ve eshabının yolu olan ehl-i sünnetin, ebedi saadet yolunun öğrenilmesi, hakiki imana kavuşulması için çalıştı. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından alarak, tercüme ederek, tıpkıbasımını yaparak altmış Arabî, yirmi beş Farisi ve on dört Türkçe kitabı hazırladı. Bu kitapların basılarak bütün dünyaya milyonlarca insana yayılmalarını sağladı. Hüseyin Hilmi Efendi; şimdilerde kimileri hükümetin, devletin ve özel sektörün çeşitli kademelerinde bulunan on binlerce genç yetiştirdi. Yetiştirdiği gençlerin, kanunlara, nizama uymalarını nasihat eder; ‘Müslüman dine uyar günah işlemez. Kanunlara uyar suç işlemez’ derdi.”

UNUTULMAZ GECE
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu ve AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Aşkın Bak, gecenin sonunda hatıra fotoğrafı çektirdi.

BAKAN BAĞIŞ: Hocamızın ektiği tohumlar meyvesini verdi
“Hocamız Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin yetiştirdiği gençlik, İslamiyet’e ve bu millete karşı düzenlenen oyunlara ‘dur’ dedi.”
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış yaptığı konuşmada, son devrin büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin (kuddise sirruh) hatırlandığı ve konuşulduğu bir programda olmaktan şeref duyduğunu belirterek, “Bu akşam burada büyük bir heyecanla toplandık. Şevkle ve coşkuyla hatırladığımız Hocamız Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin Anadolu’ya ektiği tohumlar meyvesini verdi. Bu topraklarda yetişmiş ecdâdın temiz çocukları ve torunları olma bilincindeki gençlik, İslamiyet’e ve bu millete karşı düzenlenen oyunlara ‘dur’ dedi. Bu millet, kendisine karşı düzenlenen hile ve tuzaklara, ‘ben bu oyunu bozarım’ diye set çekti. İşte bu büyük zatın ektiği tohumlar, memleketimizde filizlenmiştir. Hocamızı hayırla yâd ediyoruz” diye konuştu.

TEVFİK GÖKSU: ‘Bütün milletin üzerinde emeği ve yüreği vardı’
Esenler Belediye Başkanı M.Tevfik Göksu ‘Anadolu’yu Mayalayanlar’ın bu ülkeyi ayakta tutacak mayası sağlam bir nesil yetiştirdiğini söyledi. Başkan M.Tevfik Göksu programda şunları kaydetti: ”Bu toprakları mayalayan, hatta bu toprakların çocukları üzerinde, anne ve babalarından çok daha fazla bu toplumun neslinde, emeği ve yüreği olan Hüseyin Hilmi Işık Efendi’yi hayırla yâd ediyoruz. Bu toprakların mayasını ve genini bozmak isteyenlere diyoruz ki; ‘Boşuna uğraşmayın. Mayayı salanlar çok sağlam, bozamazsanız.’ İşte bugün burada hatırladığımız üstadımız, hocamız Hüseyin Hilmi Işık Efendi’yi şükranla ve minnetle anıyoruz. Bu topraklardan çok sultanlar geldi geçti. Çünkü bu topraklar gönül sultanlarının toprağıdır. Necip Fazıl Kısakürek’in, “Tam otuz yıl saatim çalışmış, ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum” diye işaret ettiği Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin bize hediyesi olan Hüseyin Hilmi Efendi’yi burada hatırlamakla şeref duyduğumuzu ifade ediyoruz” diye konuştu.

 

Gazete haberinin ve videonun linki:

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/kultursanat/59019.aspx


.