Hayatı ayakta karşıla! [24 Eylül 2006 Pazar]

(Bazen hatırlamakta fayda var!)

…..

‘Şu an dışarı çıkın. Yola yüzükoyun yatın ve ne gördüğünüzü bana anlatın’ desem ne yapardınız?
Buna mecbur değil kimse, ama; yola çıkıp yüzükoyun yatamayanlar da en azından hayalen yapsın bu işi.
Evet, ne gördünüz?

Görülecek şeyler besbelli:
Tozlar… Ayakkabılardan dökülmüş kuru çamur kalıpları… Çakıl taşları… Üzerine basılmış çeşit çeşit sigara izmaritleri… Yanmış kibrit çöpleri… Kurumuş yapraklar…
Ve küçük bir böcek.
Başka?
O kadar. Hah, bir de buruşuk kâğıt parçası.

Yeter. Oturun şimdi dizlerinizin üzerine. Tekrar bakın, ne gördüğünüze.
Ta ileride küçük bir su birikintisi. Onun yanında biraz çamur… Tümseğe varmadan önce; kuruduğu için gövdesinden kopup düşen dal parçası.

Kalkın ayağa artık. Neler gördüğünüzü şimdi söyleyin.
Pek seçemiyorum ya, yolun kıvrıldığı yere yakın köprü var insanlar geçsin diye. Onun altından akan ırmak geniş bir ovayı suluyor. Ufuktaki dağın sivri doruğu bulutlarla pençeleşmede… Onun ardında da büyük bir ova olmalı. Ordaysa belki başka bir şehir vardır.

Sırada şimdi o dağın zirvesinden seyretmek var ufukları. Haydi koş… Ufuklar seni bekliyor, zirveler seni. Aş bütün engelleri.
-Peki.
Dur… Zirveye vardığında da şunu düşün:
Tozları, izmaritleri ve çakıl taşlarını sadece burnun yerde yatarken görebilirsin!
Ufukları yukarılardan seyret;
Ve hayatı ayakta karşıla!

…..

(Bul Beni kitabımızdandı…)

Stop
Muammer Erkul
24 Eylül 2006 Pazar


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir