Duygu Bahçemiz (VASİYETLER [2]- Hicran Seçkin)


2)


Epeyce bir büyümüştün gözümde. Meğer "irilikten" ibaretmiş büyüklüğün!
Ve küçüldün...
Bir kapı açmıştık "kapı"; sana ve sana ve sana!
Titriyordunuz, bir zamanlar benim de titrediğim sokakta...
Kapı açtık, girin de ısının diye... Gördüğün sıcağıma meyletmekten menedemiyordun kendini, hatırla...
Şaşıyordun; bu zemheri ocağında nerden almıştım bu sıcağı?
Vardı da bu ocakta bu sıcak, "sen" niye görmemiştin bana gelene dek...
Olsaydı bir sıcak, sen görürdün zaten(!) Olsaydı da sen görür müydün zaten, orasını bilemem...
Ama haklıydın, o ocakta o sıcak yoktu...
Olası da yoktu...
Ama ortada bir sıcak vardı; varlığının inkarı sadece inkar edeni inkarcı kılan...

Bir kapı açtık ısının diye, "ısındığım ocağın kapısını" açtık...
İyi niyetliydik, emin ol...
Kafanızda dönen ve birinin kuyruğu öbürüne değmeyen bin tilkinin biri bile yoktu niyetimizde.
Çünkü bizim tilkiyle ve tilkilikle işimiz yoktu.
İnanmadın...
.....

Yediremedin kendine o kapıdan girmeyi... Titremeyi tercih ettin...
Tercih kişiye ait, kim ne diyebilir?
Ve kim ne yapabilir başka, tercihini yapmış olana?

Ama şunu iyi bil ki, bundan sonraki titremen evvelkine hiç benzemeyecek. O
kapı açıldı bir kez sana, davet yapıldı...
O kapı açılmazdan önceki titremeni mumla arayacaksın artık!

Hicran Seçkin

 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile