Zihindeki Engeller - Elif Sabah Erkul

 

İncecik çatlak sesiyle avazı çıktığı kadar bağıran bir kedi… Sürekli bir şekilde, sanki bir acısı, ağrısı varmış gibi miyavlıyordu. Sesini duymamak mümkün değil, duyunca da bir şeyler yapmak istiyor insan.  Ben de tabi kediye hissettiğim acıma duygusuyla bir kaba ılık süt koydum. Niyetim bu karanlıkta onu bulup bir şeyler yemesini sağlamaktı. Aşağı indim ve elimdeki süt kabıyla sesin geldiği yöne doğru yürüdüm. Süs ağaçlarının altında onu gördüğümde ise şaşırdım. Çünkü umduğum kadar küçük bir yavru değildi, üstelik herhangi bir hastalığı da yoktu. Yetişkin bir kedinin yarı boyunda, suratı beyaz, kulakları siyah, sırtı alacalıydı. Tahminen iki aylık bir yavruydu ve gayet de sağlıklı görünüyordu. Herhalde kaybolmuştu veya annesi onu terk etmişti, yani tek başınaydı.  İletişim kurmak için ona elimi uzattığımdaysa bir kere daha şaşırdım. Gelen hiç kimseyi yanında istemiyor olacak ki, beklediğimin aksine bana dişlerini göstererek tısladı. O sırada orta yaşlı bir teyze, evinin balkonundan olaya müdahil oldu. “İki gecedir bizi uyutmuyor yahu, hiç susmadı”. “Ben de süt getirmiştim, karnı açtır belki” dedim. Süt kabını ağaçlıkların yakınına yerleştirirken, daha önceden oraya konmuş yemeklerin karıncalandığı da gözümden kaçmadı. O an anladım ki, bu yavrunun derdi açlık, hastalık, ya da acizlik değildi. Herhangi bir sebeple burada yalnız kalmıştı ve öylece bekliyordu. Yürümüyor, ilerlemiyor, bir şeyler yapmayı reddediyordu. Dışarıdan gelen hiçbir sevgiyi ve şefkati kabul etmiyordu. Sadece duruyordu… Sadece annesini bekliyordu. Etrafında, ona annesiymiş gibi şefkat gösterebilecek insanların varlığını göremiyordu.


Sesi o akşam kesilmedi. Bütün gece miyavladı. Ertesi sabah balkondan baktığımda aynı süs ağaçlarının yanında iki çocuk vardı. Kedinin ısrarlı bağırışını duymuşlar ve benim akşam hissettiğim duygularla onun yanına gitmişlerdi. Elleriyle kediye uzanmaya çalıştılar, onu görebilmek için uğraştılar. Ama netice aynıydı. Çocuklar kediye ulaşamadılar, ona dokunamadılar. Kendine ördüğü duvarın dışına çıkmayan kedi, yine yalnız kaldı.

O an düşündüm ki, hiç gelmeyecek olan bir şey için kendini hırpalayıp ölene kadar beklemek mi daha iyi… Yoksa zihindeki engelleri kaldırıp etraftaki iyilikleri, nimetleri ve güzellikleri görebilmek mi? Sıkıntının başladığı yere takılıp kalmıştı o kedi. Bu yüzden ona yardım etmek isteyenlere tırnaklarını çıkarıp dişlerini gösteriyordu. Bu durum, gönüllü insanların yavruya yaklaşma isteğini de azaltıyordu. Hâlbuki yanına gelen insanların kıymetini bir anlasa ve bundan mutluluk duyabilse kim vazgeçerdi ona yardım etmekten? Her şey onun zihninde bitiyordu. Zihnindeki engelleri kaldırdığı anda, kayıp ve terk edilmiş bir kedinin yerine kendine bir aile bulmuş, sevecen ve sevilen bir kedi geliverecekti. İnsanların gerçekten sevmek istediği bir kedi olacaktı… Bakış açısı, onu bir çaresizliğe hapsediyordu ve bundan kurtulmasının da tek yolu kendisiydi!

Herkes, herhangi bir zamanda hayatla baş başa kalabilir. Fakat bu gibi durumlarda insanların aklını kullanma şansı vardır, kullanmalıdırlar da. Bu sayede zihnimizdeki bütün engelleri tek tek aşabiliriz. Sıkıntıların, çaresizliklerin, terk edilmişliklerin çaresi vardır. Çare; insanın kendisidir, zihnidir. Engeller zihinlerden kalktığı an çözülemeyecek sıkıntı kalmaz.

Ben bu satırları yazarken kedinin sesini hala duyuyorum. Hâlâ avazı çıktığı kadar bağırıyor, hâlâ mutlu değil ve böyle yapmaya devam ederse mutlu olamayacak. Çünkü iyiliklerin ortasında kendini mutsuzluğa boğmayı tercih ediyor.

Yine de teşekkür ederim minik yavru. Belki bu yaptıklarının sana faydası yok ve olmayacak da. Ama bana çok şey öğrettin…

Elif Sabah Erkul

 



.


HEADER

Özge ŞEN13-09-2013 13:19#3
Gerçekten bu satırları okurken çok duygulandım ve çok beğendim.Gönüld en tebrik ederim...
Özge Şen
Alıntı
Naciye13-07-2013 09:44#2
Yüreğinden gelen o güzelliği öyle derin hissettim ve öyle duygulandım ki. Hayata bakışını gördüm ve kendimce etrafımdaki çok şeyi sorguladım. Bir başka anlamı vardı bu paylaşımın benim için. Daha dün küçücüktün ne zaman büyüdün diyecektim ama sen çoktan büyümüşsün ve ben daha yeni farkında varmışım. Bu yüzden senden özür dilerim. O kocaman sevgi dolu yüreğini tebrik ediyor ve devamını bekliyorum bu güzel paylaşımların. Duam iki cihanda yüzünün gülmesine sevgili Elif Sabah. Hep hayırlarla yaşayasın inşallah.

NACİYE
Alıntı
Hicran Seçkin22-06-2013 17:32#1
Sen de bize sevgili Elif Sabah, çok şey öğrettin...
Ellerine yüreğine sağlık:)

Hicran Seçkin
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile