Enver Abi'li hatıralar (Aydın Ellialtı - Nevşehir'den unutulmaz bir hatıra)

 

NEVŞEHİR'DEN UNUTULMAZ BİR HATIRA
Enver Ağabey'in 1989 yılında, Nevşehir'i teşriflerinden unutulmaz bir hatıra. Ayaktakiler: merhum Yalçın Özer (solda), Enver  Yazıcı, Enver Ağabey ve Murat Yeşil. Oturanlar: Gazanfer Ağabey ile Türkiye gazetesi Nevşehir Temsilcisi Aydın Ellialtı ve diğer arkadaşlar. (Aydın Ellialtı)



RESİMALTI: 
Öncelikle, ortada; bir ömür mübarek çehresinde daima taşıdığı o eşsiz ve gülleri kıskandıran gülüşüyle Güzeller Güzeli Enver Ören ağabey...
Soldan sağa, ayaktakiler: Merhum Yalçın Özer, Enver Yazıcı, merhum Habip Köylü, Murat Yeşil, Nevşehir velilerinden Demir Hoca hazretleri mahdumu merhum Hazım Demir amca. O sıralar büroda şoförlük yapan bir arkadaş. (İsmini hatırlayamadık maalesef. Ola ki rast gelirse kendisi bu sayfaya, yorum olarak ismini bildirirse seviniriz, duaya vesile olur).
Oturanlar: Gazanfer ağabey, Nevşehir Temsilcisi Aydın Ellialtı, Halil Solmaz, Ali Macit...

Soldan sağa üçüncü sırada bulunan merhum Habip Köylü amcamı da duaya vesile olmasi temennisiyle burada anmadan geçemeyeceğim. Kendisi Enver Abileri çok seven dünyalar tatlısı bir insandı. Son zamanlarında bakıma muhtaç duruma gelen hanımına (evlatlarının yanlarında olamadığı zamanlarda) çok güzel şekilde bakmıştı... Sonrasında, yine bakıma muhtaç durumda olan ihtiyar anneciğini yanına alarak bakmaya başlamıştı. Daha sonra kendisinin yapmadığı, fakat bildiğimiz kadarıyla prosedür gereği üzerine kalan bir suçtan dolayı hapse mahkum edilmişti. Çok sevdiği anacığı üzülmesin diye ona oğlunun yurt dışına
gittiğini söylemişlerdi... Kadıncağız, "niye bir telefon da etmiyor" diye aramadığına sızlanırken, bir de vefat haberi verilmişti kendisine mecburen... Daha sonra o da vefat etti...
Hafızlığı vardı Habip amcanın. İsmi Hafız olarak da anılırdı çevresinde. Hapishanede yanındaki mahkumlara imam olup cemaatle teravih namazı kıldırdığını söylemişlerdi. Haliyle üzgündü ve sarsılmıştı... Daha pek çok güzelliklere vesile olduğunu tahmin ettiğim mahkumiyeti sırasında rahatsızlanarak (galiba kalp krizi geçirmişti) vefat etti. Fenalaşıp hastahaneye götürüldüğü sırada ihmal edilmeyip(!) ellerine kelepçe de takılmış ve ellerindeki o kelepçeyle vefat ettiğini söylemişlerdi... Cenazesinin güzelliğini anlatmışlardı... Mekanı cennet olsun. İnşallah Enver Abilerle buluşmuşlardır o alemde...)


HATIRA: 
Yıl 1989... Fotoğraftaki grup heyecan içinde bir güzel karşılamanın hazırlığındalar. İçlerinden, o sıralar camiada çalışmayan arkadaşlar işlerini güçlerini bir "Güzeller Güzeli sebep" için o gün bırakmışlar...
Ve vakit geldiğinde bir Güzeller Güzelini karşılamak 
için Nevşehir'den topluca yola çıkıyorlar. Yol yaklaştıkça artan heyecanları Aksaray'a ulaştıklarında doruğuna ulaşıyor. Ve nihayet...
Aksaray Ervah Kabristanı'nda medfun bulunan Aksaray'ın tahtı eskimez sultânı Somuncu Baba Hazretlerinin türbesinde yollar buluşuyor... Beklenen Güzeller Güzeli orada... Dışarıdan bakanlar için belki sadece
bir kabir ziyareti gibi görünen, ama aslında iki Gönüller Sultanı'nın eşsiz bir buluşması olan ve kimbilir akılların almayacağı ve anlayamayacağı nelerin yaşanıp, nice feyz sağanaklarının aktığı ziyaretini tamamlamış...
Güzeller Güzeli'ni, öncesindeki Konya ziyaretinin ardından oraya kadar ulaştırmış olan; o sıralar Konya Temsilciliği vazifesini icra eden merhum Abdurrahman Özaydın'ın mihmandarlığı burada son buluyor. Ve bayrağı, halen görevini başarıyla sürdürmekte olan hoş mizaçlı, güzel insan, sevgili ağabeyimiz Nevşehir Temsilcisi Aydın Ellialtı alıyor. Ve Nevşehir'e doğru yola çıkılıyor. Nevşehir bürosundaki sohbet esnasında Aydın Ellialtı abimiz, bir başka abimizin daha önce kendisine bildirdiği bir mevzuyu Enver Abilere arz
ediyorlar:
"Efendim, bir abimizin eşi hanımefendi rüyasında sizi evinde misafir ederek yemek ikram etmiş..."
Enver abiler derhal:
"O halde oraya gidiyoruz!" buyuruyorlar... Yine grup halinde eve vardıklarında bir an bocalıyorlar gruptakiler. Çünkü ev sadece altmış metrekarelik küçücük bir ev... Ama rahatça sığıyorlar o nasipli eve.
Salon olarak düzenlenmiş olan odanın ortasındaki yemek masasına çevrilip oturuyorlar. Sofrada yemeklerle beraber yöremizde su ve bol tuz ile hazırlanan domates turşusu bulunuyor.

Enver abiler turşuya bakıp, yanlarında oturan merhum Yalçın Özer abiye:
"Doktor! Turşu yasak mıydı?" diye soruyorlar.
Yalçın Özer:
"Bugün serbest efendim" diye cevap veriyor.
Çok hoşlarına giderek yiyorlar o gün o turşudan. Daha sonra Aydın abi diğer abilere turşu gönderebileceklerini söylüyor. Başka hazırlayanlar da olmuş muydu bilemiyorum ama bizim evden hazırlanan bir kap turşu İstanbul'a, mübarek hânelerine gönderilmişti.

Not: Bu ziyaret sırasında Enver Abilerin yanında ve sohbetinde 
bulunmakla şereflenen abi ve arkadaşlarımızdan bir de ricam olacak. O gün yapılan sohbetlerde buyurdukları sözlerden ve yaşanan güzel
anlardan hatırlayanlar varsa eğer, yorum olarak buraya eklemelerini rica ediyorum. Muammer abimizin de belirttiği gibi yazılan şeyler yarınlara kalacak. Ve belki birilerinin kalbine dokunacak, ibret almalarına sebep olacak. Yazılmadığında ise unutulup gidecek... Enver Ağabey hepimizin sevgilisi. Ve gelecekte daha kimlerin sevgilisi olacak (inşallah) kimbilir... Lütfen bu fedakarlığı yapalım... Ben üzerime düşeni elimden geldiğince yapmaya çalıştım. O gün olanları an be an yazmak isterdim ama bildiklerim bu kadar yazmama elverdi...

Ertuğrul Macit



.

 

 


HEADER

alperen13-03-2013 17:03#1
Eline sağlık Ertuğrul kardeş ne iyi etmişsin yazmakla. Bildiklerini kendine saklamayıp paylaşmışsın. Allahü teala senden razı olsun. Sen bizi şu yazdıklarından mahrum etmemişsin Allah da seni ahirette en büyük nimet olan Cemalullahtan mahrum etmesin. Amin. Enver Ağabey birimizin ikimizin ağabeyi değil, hepimizin. İmam-ı Rabbani hazretlerinin talebeleri o zaman kendilerine yazılan mektupları yoo bunlar bana özel yazıldı yayınlatmam deselerdi bugün elimizde Mektubat gibi bir eser olur muydu? Büyük insanların sözleri işleri bütün insanlara ve zamanlaradır, böyle öğrendik biz. İnsan aynı insan çünkü. Böyle güzellikleri kendine saklamak cimrilik degil de nedir? Sağolasın varolasın. Bütün hatıra yazanlardan Allahü teala razı olsun.

Alperen
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile