Hatıralar Sokağı (AKŞAM OLMASIN - Fahriye Erdoğan)


5 Temmuz 1998. Hâlâ hatırlarım, piknik sofrası üzerinde dans eden yağmur damlalarının kıvrak raksının ritmini. Yağmur damlaları bize dünyanın en güzel bestelerini asırlık ağaçların yaprakları arasından ikram ettiler. Kuş tüyü minderlerde oturur gibi rahattık ıslak çimenler üzerindeyiz. Sohbetimiz doyumsuz, aldığımız kararlar ise ulaşılması güç ve zor idi. Ciddi olmalıydık, kararlı da. Çünkü gönüllere hizmete talip olmuştuk. Elele, gönül gönüle. Bize gönül verenlerle birlikte, gönül seferberliğine çıkmaya ant içtik. Üzülmeyin uzakta değiliz, size çok yakınız, sizin gönlünüzdeyiz. Sizin, bizim gönlümüzde olduğunuz gibi... İsterseniz, gözlerinizi yüreğinize çeviriniz. İşte biz tam ordayız. BİZ SEVGİ AİLESİYİZ.
Onlar salıncakta sallanıyorlardı. Çok mutlu ve neşeliydiler. Ben de onlarla birlikte gökyüzüne yükseldim. Sevgi sepetimi tıka basa yıldızlarla doldurdum. Üstelik hiç naz etmedi yıldızlar, çiçeklerle dolu sepete girerken. Oradan hiç ayrılmayız diye yemin ettiler. Meğer onlar da bizimle olmak için can atıyorlarmış. Öyle sevindiler ki onlara elimi uzattıkça, beni de al, beni de al derken pırıltıları da artıyordu.
Top oynayanlara da katıldım. Topun peşinden koşamıyordum ama, topla mavi göklere uçtum. İpek kanatlı kelebekle dostluğumuz ilerledi. O da 5 Temmuz 1998 gününü bekliyormuş. Önce merhaba dedi. Sonra nazlı nazlı uçtu yanağıma minik bir buse koydu, bir çınarın yeşil yaprakları arasında kayboldu. Uzaktan seyrediyordu minik serçe. Sohbetimize katılmak istediğini söyledi. Uzattım elimi konuverdi. Yüreği titriyordu, korkuyor musun dedim. Sevinçten dedi. Devam etti. Şimdiye kadar neredeydiniz? Neden geç kaldınız? Diyerek sitem etti. Bir öpücük kondurdum minik gagasına neşe ile uçmaya başladı cıvıl cıvıl, şen şakraktı. Biraz mahçup, biraz çekingendi kara karga. Uzaktan dedi size katılsam. Ben çirkinim kabul eder misiniz? Olur mu dedim kargacık. Rengin kara olsa ne olur. Yüreğin ak değil mi? Biraz uzanayım dedim ıslak çimenler üzerine. Gökyüzünü seyredeyim. Ne mümkün.
Gollllllllllllll. Diye bağırdı bizim kızlar. Kaleci Muammer Erkul.
Onları alkışladım. Hepsi ter içinde kalmış azıcık da kızdım. Ama hiç farkında bile değiller . Topraktan buhar yükseliyor. Güneş ısıtıyor. Sarı kelebek neşe içinde uçuşuyor. Minik serçe şen şarkılar söylüyor. Kara karga SEVGİ AİLESİ'ne gıpta ediyor.
SEVGİ AİLESİ coşuyor, coşuyor... GÜN BATMASIN. AKŞAM OLMASIN.
Yürekler sessiz sesiz bu duayı ediyor.

Fahriye Erdoğan



Fahriye ablaaa, neler de anlatmışsın...

Şaka maka on sene geçmiş üzerinden. "Koşamıyordum" filan diyorsun ya; o zamanlar sen de "fıstık" gibiydin; sana baktıkça İhsan amcanın yüreği hop hop ederdi :)))
Futbol takımındakiler de kendilerini bilir zaten, burada kadro açıklamaya lüzum yok.
Kalemine sağlık.

M:)


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile