Hatıralar Sokağı (23 Nisan bandosu - Hicran Seçkin)



Bir 23 Nisan öncesiydi, ilkokuldaydım. 
Bando takımına girmeyi çok istiyordum. Öğretmenimize söyledim bu isteğimi.
Öğretmenimiz önce çok ciddiye almamıştı sanırım. Sonradan benim isteğimde ısrarlı olduğumu anladı, fakat bu defa da zaman daralmıştı.
Öğrenmem için vaktin yetmeyeceğini, üstelik takımın kurulup tamamlandığını söyledi.
Bir sürü başka görevler verdi vazgeçmem için; gönlüm de olsun, üzülmeyeyim diye uğraştı.
'Ben de 23 Nisan'a gelmeyeceğim o zaman' deyip, kestirdim attım.
 
Bandoya girersem diğer görevlerimin hepsini alacağını söyledi, kabul ettim.

Gitti bando takımını çalıştıran hocayla görüştü, rica etti, beni de takıma aldırdı.
Fakat daha önce verdiği bütün görevlerimi de aldı bu arada tabi ki...
Ama ben yine de memnun oldum, mutlu oldum; yeni görevim onlardan çok daha fazla istediğimdi, onlardan daha çok kıymetli olan idi çünkü gözümde, o zamanlar...
 
Şimdi aklıma geldikçe bu hatıra, öğretmenimi üzdüğüm için üzülürüm...
Ama tercihimi kullanış şeklim hoşuma gider yine de.
Elbette BİR şey, BİN şeye tercih edilebilir bazen. 
Daha kıymetli olan "bir" şey için, ondan daha az kıymetli olan veya kıymetsiz olan "bin" şeyi neden feda edemesin ki insan?.. Normal olanı da bu değil midir?

Hele hele bir de maddi veya manevi makamlar ise söz konusu olan;
Üst basamağa ait bir şey, alt basamaktaki bin şeyle kıyasa bile gelmeyecek kadar kıymetli değil midir?..


Hicran Seçkin




Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile