Hey gidi Hüsnü Dayı…


Herkes, kendi insanlarının birer birer kaybolmasıyla beraber idrak etmeye başlar ölümü ya…
Geçen ay, geçen hafta, geçen gün tekrar tekrar geçmişti içimden…
İşte bu sabah tekrar geçti içimden;
Herkes ölüyor yahu.
Ölüyoruz!..

Ha babamız ölmüş, ha annemiz… Ha dayımız ölmüş, ha da; biz ölecekmişiz.
Vakit yakın. Bazen de; ”vakit tamam.”
Durun!
İnecek var!
Kabre inecek var!..

Hey gidi Hüsnü Dayı.
Hey gidi koca dayı.
Hey gidi…

Bayramlarda elini öpmeye giderdik ailecek.
Üç hanenin birlikte bulunduğu koca avluda, hane başına boz renkli iri birer kasap köpeği düşerdi yerde sere serpe uyuyan.
“Yabancıya bir şey der mi bunlar?”
“Demez demez, gelin bu yandan!”

Evceğizinin kapısından girdiğimizde ise, ya abdest almak için kolları sıvalı olur yahut kolları sıvalıdır halen; abdestten sonra kurulamak için...
Sobalı odaya geçerdik el öpmeye. Kendisinin oturduğu divan karşısındaki divana sıralanırdık yan yana. Hangimizi daha çok canı çeker de kıyısına oturtmak isterse, hemen yan tarafını işaret eder:
“Sen gel bakayım şöyle şöför mahalline!” Derdi.

Yıllar öncesinin bir bayramıydı.
El öpmeye gitmiştik yine ailecek. Bayramlarda küçük ol, büyük ol fark etmez; şeker, çikolata ya da harçlık aldığında dünyanın en mutlu insanısındır. Sıralandık karşısındaki divana. Kardeşimle bana seslendi:
“Gelin bakayım şöyle şöför mahalline!”
Gidip iliştik yanına usulca. Hüsnü Dayının her hareketi usul usul ve akılda kalıcıdır. Gömleğinin cebinden sanki ütülenip de istiflenmiş gibi bir grup 20 lira çıkardı. Birini kardeşime, diğerini bana uzattı. Sevindik içimizden. Yine içimizden kıkırdadık hatta. Bayram harçlığının tadı başkadır çünkü.
Hemen akabinde dedi ki:
“Bunları faydalı yere harcayasınız diye veriyorum, ona göre!..”

Kimi insanların söylediği sözler bir “elmas ışığı” gibi kalır ya insanın içinde bir yerde…
Hani ışığı hiç kaybolmaz, ne kadar vakit aksa da üzerinden; zihninde açtığı yol hep aydınlık kalır.
Hah işte, tam da öyle…
O bayram, Hüsnü Dayı’nın verdiği o 20 lira harçlığı, tembihinin ışığı altında, faydalı bir yere harç etmeye karar vermiştim.
Dinimi, Ehl-i sünnet itikadını doğru anlatan kitaplardan satın alacaktım o para ile…

Ne güzel bir bayramdı… Ne güzel bir tembih idi…
Hey gidi Hüsnü Dayı…
Mekanın cennet olsun; bayram yeri gibi sevinçli ve ferah olsun inşallah…
Dua ile…

RayetSu Erkul


HEADER

Hicran Seçkin30-03-2013 08:39#1
Gerçekten de herkes ölüyor sanki! Ben de bunu düşünüyorum sevgili RayetSu... İlkbahar değil de sonbahar sanki, dalından düşen düşene... Yakın zamanda kaybettiğimiz o yeri dolmaz büyüğümüzün ardından, sanki bir baraj yatağının bendi açılmış gibi, harıl gürül gidiyor güzel insanlar...
Ama ardında böyle izler bırakabilmek, önemli olan da bu işte... Başınız sağolsun, mekanı cennet olsun ismi gibi güzel dayınızın...
Senin de ellerine, yüreğine sağlık, çok güzel bir yazı olmuş canım benim...
Hicran Seçkin
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile