Mektuplar / Üçüncü Yeni akımı



Son zamanlarda bazı sitelerde falan gördüğümüz "Üçüncü Yeni Hareketi" diye bir akım var. Sizin de bu konuda bir yazınız vardı sanırım. Sizce bu hareket ciddi bir hareket mi? Hareketi kuranlar bu işe dirayeti olan kişiler mi? Ve bu hareketten ciddi anlamda birşey çıkar mı gerçekten?


Serbest şiir yazan bir arkadaşım vardı. Bir defasında "heceyle yazmıyor musun?" diye sormuştum. "Ona mı uğraşacağım? Heceyle bir şiir yazana kadar, on tane serbest şiir yazarım ben." demişti. Şimdi şiirle uğraşan çoğu kişi böyle düşünüyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir acaba?

A.Demir



CEVAP: 


Bir zamanlar şunu yazmıştık bu konuyla ilgili olarak:


Üçüncü Yeni
 
Tarihî bir yazı yazacağım, iyi dinleyin!
Hatice, benim “adamım”dır, gece aradı. “Biliyorsun, Sefa Beyle kafalarımız uydu, sitede yazıp duruyoruz” dedi. Biliyordum haliyle. “Yeni bir fikrimiz var, dedi. Üçüncü Yeni şiir akımı...”

Şiir’in “şiyir” olmadığını dahi bilmeyen bazı mahlûkatın, şiir konusunda “özellikle” söz sahibi sayılmaları, sanatın bileğine atılmış jiletlerden biri!
Hiçbir iş yapamayan adamların, kendilerini ve biri birlerini tatmin için; alt alta dizdikleri yazılara şiir demeleri hangi vicdana sığar?..
Kızınca sırtım terler benim... Ve ben heyecanla konuşurken Hatice hiç sesini çıkarmaz, inceliğinden. Sadece dinler...

***

Sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum şiir hakkında. Fakat şiir o hale geldi ki; siteler dolusu laf!.. Ben köşe yazarıyım. Çoğunda hece sayarım yazdıklarımın, kafiye ararım kelimeler arasında; bu ise gizli bir lezzet verir yazıya... Nesir okur insan, ama damağında şiirin tadı kalır...
Peki bunlar şiir midir? Değil. Değil ama, birileri şiir sitelerine bizim köşe yazılarını doldurmuş... Yüzlercesini hem de... Neden?.. Çünkü şiir yok etrafta! Doldurmuş da iyi mi olmuş, kötü mü?.. Öyle anlamsız kelimeler var ki şiir adına; iyi olmuş denebilir.
Ama benim şiir demediğim yazılarıma başkaları şiir derse, ve hele “Muammer Erkul işte böyle şiirler yazar”, derse iyi olmamış!..
Ben şair miyim, değil miyim?
Ben şair değilsem; neden yazdıklarımda hece var, kafiye var?
Yok, eğer şair değilsem; neden nesirlerim bile kondukları şiir sitelerindeki binlerce “şiir”den daha güzel, anlamlı?..
Şiir, şiire benzemezse nasıl şiir olur?..
Kafiyesi olmayan ve hecesi olmayan ve kendi iç dalgaları olmayan ve rüzgârı olmayan “şey”lere şiir demeye utanır insan...
Yazacaksan şiir yaz birader.
Yazamıyorsan, zırvalarına “şiir” demekten utan!

***

Sustum.
Hatice konuştu sonra. Dedi ki:
“İşte biz de aynen böyle diyoruz!”
Yani ‘Üçüncü Yeni’nin üçüncü adamı ben mi oldum şimdi?..

Üçüncü Yeni şiir akımı çok karşınıza çıkacak. Çünkü şiir nedir bilenlerin her biri; ardında geçici parlaklık bırakan salyangoz izlerinden muztarib... Bundan, şiirin kendisi de ıstırâb çekiyor!..
Herkes yazsın, elbette.
Ama şiir yazamayanlar, her yazdıklarını; yeni isimler uydurup şiir gemisine yüklemeye kalkarsa, odun gemileri boş kalır!

“Üçüncü Yeni” demek, aslında “Yeniden Şiir” demek...
Akımların sahibi olmaz! Yeniden şiir, diyen herkes; şiir gibi yazmaya karar verirse, belki bizi de saygı ile anarlar gelecek zamanlarda...
NOT: Sefa Koyuncu ve Hatice Bayramoğlu’nun konu ile ilgili yazdıklarını http://www.mavizaman.com ile http://www.habernews.com adreslerinden izleyebilirsiniz.

Stop
Muammer Erkul
18 Şubat 2007 Pazar

.........

Sanat anlamında bu akım nereye varır elbette bilmem mümkün değil. Ama elbette iyi niyetle başlanmıştır ve Türk sanatı için atılmış bir adımdır...
Ayrıca Sefa beyi tanırım, iyi niyetinden eminim...

Muammer Erkul


HEADER

Guest04-05-2010 21:50#7
Ben böyle bir hareketi başından beri bekliyordum ama denilemez ki üçüncü yeniden önce kafiyeli ölçülü şiir yazanlar yoktur... Elbette vardır. Yüzakı diye bir edebiyat ve kültür dergisi var merkezi Üsküdar'da. Bilakis onlar da serbest vezne karşı çıkmış yılların tozunu yutmuş kudretli şairler. Akım olarak ortaya çıkmadılar zaten bizde de esasen akım yoktur sonradan böyle şeyler girmeye başlamıştır. Tabi ki divan edebiyatı içinde bile akım olduğunu savunanlar ama bu da öyle hemen tespit edilecek bir hüküm değil. Üçüncü yeni sesimizi daha fazla mecralara duyurmak için bir hareketti bilakis. Sefa beyle ekibini can-u gönülden tebrik ediyorum taşın altına ellerin koydular herkes buna cesaret edemez hele hele de bu kültür mevzubahsi olunca...
Alıntı
Guest15-03-2010 09:51#6
(6)
Biz bu meseleyi hallettiğimiz zaman yine tartışacağız; ama şiir nedir ne değildir değil; hangi şiir daha güzel, daha derin, daha kalitelidir'i tartışacağız. Biz şiirin şekli üzerinde anlaşamıyoruz; kaldı ki içi çok daha girifttir; onda hiç anlaşamayız.
Üçüncü Yeni'nin zihniyetine katılıyorum; ancak uygulamalarda bir takım endişelerim var. Mesela onları fazla keskin buluyorum. Biraz daha müsamahakâr olmaları lazım gelir düşüncesindeyim .
Sevgiler...

Remzi Çinko
Alıntı
Guest15-03-2010 09:50#5
(5)
Eski tabirli bu herc ü merc içinde edebi eser vücuda getirmek kolay mıdır? Her kafadan bir sesin çıktığı, kimsenin kimseyi beğenmediği; hatta düşmanca bir takım tavırların içine girildiği bir söz piyasasından elle tutulur, herkesin takdirini toplayacak, herkesin zevkine hitap edecek bir eser meydana getirmek mümkün değildir; çünkü anlayışlarımız, kültürümüz, zevklerimiz... hasılı her şeyimiz param parça...
Bence sanat eserlerinin hem içi hem de dışı (şekli, yapısı) toplumların içinde bulundukları tarihi şartların sonucudur. Şiirin içinde bulunduğu bu hal-i pür-melal bir sonuçtur, sebep değil.
Bence başka ve daha ciddi şeyler yapmak lazım bunun için. İnsanları bu kadar cahil bırakan, onları bu kadar kafa ve gönül bakımından parçalayan sebeplere inmek ve onları halletmek lazım. Bu da tek bir yolla olur: Eğitim...
Alıntı
Guest15-03-2010 09:49#4
(4)
Ben Ahmet Hamdi Tanpınar'ı, Cahit Sıtkı'yı, Nazım Hikmet'i ve günümüzde de birkaç ismi Serbest tarzda beğeniyorum ve (yazdıkları her şeyi değil) yazdıklarını şiir addediyorum.
Üçüncü Yeni'nin ne kadar 'Yeni' olduğunu tartışabiliriz. Bence bu isim bile bunun bir ömrü olacağını, gelip geçici olduğunu ve daha önceki akımlar gibi bir müddet sonra tükeneceğini ima ediyor. Divan Edebiyatı'nda akım var mı? Tabii ki bu hususta birkaç şey söylenebilir; ancak Divan Şiiri'nin baştan sona bir anlayış bütünlüğü içinde olduğunu, yıkılışına kadar bunlardan asla taviz vermediğini inkar edemeyiz. Kaç yüzyıl sürmüş bu edebiyat? Yuvarlak hesapla beş yüz yıl. 1860 Yeni edebiyatın başlangıcı kabul ediliyor. Size o günden bu yana (topu topu yüz elli yıl) sektirmeden 15-20 akım veya dönem sayabilir edebiyat tarihçisi erbabı...
Alıntı
Guest15-03-2010 09:48#3
(3)
Zamanla anlayışlar (her şey gibi) değişiyor. Bunun tabii olduğunu düşünüyorum. Tabii olmayan şeyse bu değişime müdahale etmek, onu şuurlu olarak tabiiliğinin dışında kullanmaktır. 'Serbest Şiir' kavramı da yanlış anlaşıldığı veya hesaplarına öyle geldiği için istismar edilen bir kavram olmuştur. Bu kavram iyi anlaşılmadığı veya yanlış anlaşıldığı için kendini şair hisseden herkes işe serbest yazmakla başlıyor. Bu, binayı çatısından inşaya başlamak gibi garip bir durumdur. Tabii ki ortaya 'eser' diye konan şey de yer ile yeksan bir şey oluyor.
Serbest Şiir diye bir tarz vardır. Bunu yazanlar güzel yazdı; ancak onlardan sonra gelenler işi cıvıttı ve ne yazarlarsa yazsınlar yazdıklarını şiir olarak değerlendirdile r. Bu, yanıldıkları noktaydı. Kim bilir belki de işlerine gelen noktaydı!..
Alıntı
Guest15-03-2010 09:48#2
(2)
Edebiyatımızda duygusal metin olma imtiyazı sadece şiire ait değildir. Pek çok türde duygu yoğunluğu vardır: Romanlarda, Hikayelerde, Tiyatroda, Mektupta vs. Şiir bütün bunların dışında başka bir alem olması itibariyle farklı bir yer tutar edebiyatımızda. Bu yer de sıradan, sonradan edinilmiş bir yer değil; bilakis sözün tarih sahnesine çıkışından itibaren hep başköşe olmuştur. Yazının olmadığı veya yazmanın teknik olarak zor olduğu dönemlerde insanoğlu sözünü kalıcı kılmak için ölüçlü ve kafiyeli (mukaffa söz) söylemek zorunda kalmıştır. Sanat dediğimiz şey de hep zorluklardan, bu zorlukları aşmanın yollarını aramaktan doğmuştur.
Alıntı
Guest15-03-2010 09:47#1
Edebiyat öğretmeni Remzi Çinko'nun Mavizaman sitesindeki Üçüncü Yeni Şiir anketine yorumu:

(1)
DÜŞÜNÜYORUM
Yazan Remzi ÇİNKO, Mart 06, 2010

Aslında Üçüncü Yeni ilk ortaya çıktığında görüşlerimi uzun uzun paylaşmıştım Sefa beyle; ancak bu vesileyle bazı şeyleri yeniden söylemenin faydalı olacağı kanaatindeyim.

Üçüncü Yeni'nin parolası 'Kurallı Nesir, Ölçülü Şiir'dir. Bu parolayla 'Serbest Şiir'e karşıyız mesajını veriyorlar. Ben temelde Serbest Şiir'e karşı değilim; ancak günümüzde radyolarda, televizyonlarda şiir diye okunan metinlerin şiir olmadığı kanaatindeyim. Hele hele sitelerde yayınlanan çoğu şiir bilgisinden, dil şuurundan, milli kültürden mahrum şeylerin Serbest Şiir olarak isimlendirilmes ini, şiir gözüyle bakılıp ciddiye alınmasını ciddiyetsizlik olarak görüyor ve gülünç buluyorum.
Alıntı

Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile