Mektuplar / Nükseden sevme krizleri...



ONDAN GELEN: -----------------


Seni çok seviyoruummm...
Seni deli gibi seviyoruummm...
Bazen "guzuuum" falan da diyoruummm!
:)))





CEVAP: ----------------------------

Durup dururken nükseden
bu sevme krizlerinin sebebini de söyle ara sıra...
 
Sana bir de soru:
Sen, senin tarafından sevilmek için "senin eline düşmüş" bir kimse olmak ister miydin?
Hani bana öyle geliyor ki;
Haşarı bir çocuğun elinde sevilirken can veren bir civcivden farkın kalır mıydı acaba, kendi eline düşsen?
;)))





ONDAN GELEN: -----------------

:))))))
Hiii' kıyamam ben sanaaa... Daha sevme krizlerimin hepsini yansıtsam civcivin akıbetine uğrarsın demek ki!..
Ne bileyim, sen ihtisasını "sevgi" üzerine yapmış, nâm-ı diğer "Sevgi Yazarı" falan da olunca, fazlası zarar vermez diye düşünüyorum ;)))

Beni seven, benim de gerçekten çok sevdiğim kişiler, benzer şekilde severler zaten beni :) Başkalarının çocukları bile tepeme çıkar, (bizimkiler haydi haydi çıkar da :)), en yakınlarına yaptıkları abuk subuk sevme hareketlerini yaparlar mesela!.. Çok hoşuma gidenleri, sende tatbik ettiğim de oluyor bazen :)))

Ara sıra da kaçıyorum tabii ki, çok bunalttıkları zaman!

Yani evet; sevildiğim zaman öyle sevilmek isterim... Ama nefes almam güçleşmişse, kaçarım tabi ki! :)))

Sevgi krizlerimin nüksetme sebeplerinden bir demet toparlayayım da, gönderirim. :)
..........

Geçen gün, bir gün öncesinin etkisiyle sinirlerim gergindi. Öğleden sonra dinginleşmiştim ama dünyam da karalara kesmişti. Sevgiye, güzelliğe, sana dair birşey kalmamıştı sanki... Dinmiştim, ama bitmiştim... Tam o ara aşure günü okunacak duayı o gün tekrar okumamla ilgili gönderdiğin mesajını gördüm telefonda. O anda... İşte o anda... Tam bir deniz feneriydin sislerin, karaların arasından sımsıcak, ışıl ışıl parlayan... İçime yeniden ümit ve aydınlık akıtan...

Sonrasında, bir ara otururken dizlerimin üstünde başını görünce dedim, "kuzuuum" diye! Tabi "sana kullandığım lügatım"a da girmiş bulundu bu ifade! :))

***

Sen'i olmayanların dünyalarını gördüğümde... Veya öyle karanlık dünyalara girip, sonra geri döndüğümde... Hem şükrediyorum, hem de sevgi sel oluyor içimde...
(Bir defasında, başkalarıyla karmakarışık geçmiş bir günün akşamında, uzanmıştım. Aklıma aniden sen gelmiştin. Zihnimde bir "anne" ve civcivi belirmişti. Civciv hırpalanmış ve buz kesmiş bir halde dışardan gelmişti. Anne altına girsin diye kanadını kaldırmış ve, "Gündüz gez-toz, ama yine buraya dön..." demişti... Civciv oraya girip, kanadını hafif bastırınca kanadının o sert kısmını, şu sağ omzumda hissetmiştim... :)


***

Bazen, seni yakınımda, çok yakınımda hissetmek hoşuma gidiyor...

***

Bazen de yazılarındaki çocukça veya çocuk yanıma dokunan satırlarınla en yakası açılmadık ifadeler dökülüveriyor içimden! :)))

***

Bir de, Sen İstanbul Olsaydın'ın 101. sayfasındaki "Sükûnet"i okuyup, sonundaki
"Bu yazıyı yavaş oku demiştim... Bitmesin diye. Keşke daha da yavaş okuyabilseydin..."
notunu okuyunca... Çünkü, ne kadar yavaş okumaya çalışsam da, söylediğinden hızlı olduğunu biliyorum. :)

***

Bi de böyle... "Sevgi"li yazılarını... Yani her yazın sevgi'li de... "Dıştan bakıldığında da görülen sevgi'li" yazılarını okuyunca... :)


........

Neticede hepsinin özeti, seni (çeşitli sebeplerle) kaybedip tekrar bulduğumda, sevgi krizlerim nüksediyooooor... :)


Ama sana sıkıntı veriyorsam, daha da seyrek yazabilirim öyle "kriz ürünü" sözleri. Gerçekten...
Ya da öyle yazdıklarımın başına değişik bir işaret koyayım, sen ister başka zaman oku, ister hiç okuma.

Hıı?
:)


(A.D. / 28 - 29 Aralık 2009)



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile