Zirvede karşılaşmak dileğiyle [03 Kasım 1999 Çarşamba]



Zirvede karşılaşmak dileğiyle


Zig Ziglar, kitapları milyonun üzerinde satılan bir konuşmacı-yazar.. “Hayatım boyunca en çok duygulandığım deneyimlerimden birini yansıtıyor” dediği bir mektubunu yayınlıyorum:
“Sevgili Zig; Benim adım Scott Allen. Size bu yıl içinde Roosewelt sokağındaki kilisede rastlamıştım. Ben 12 yaşındayım. Bana bakmış, beni şöyle bir etrafımda çevirmiş ve baştan aşağı incelemiştiniz. Sonra da bana “Evet, senin başarılı biri olacağını şimdiden görebiliyorum” demiştiniz.
Annemin sizin seminerlerinize katılmasını bir fırsat bilerek size durumumun nasıl gittiğini anlatmak istiyorum. Notlarım eskisinden çok daha iyi ve öğretmenim beni şimdi daha çok seviyor. Sanıyorum ileride başarılı birisi olacağım. Şimdi bir sürü arkadaşım var. Bana göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı size teşekkür ederim.
Sizinle zirvede karşılaşmak dileğiyle... Sevgiler, Scott Allen.”



Ziglar şöyle devam ediyor:
Scott’un annesinin bana postaladığı bu mektup, Aralık ayının 15’inde Atlanta’da bir seminer verdiğim sırada elime geçmişti. Daha ileriki bir zamanda, bu annenin, vaftiz kızım Dana Jones ile yaptığı bir konuşmaya kulak misafiri oldum.
Ona, benim doğrudan Scott’un gözlerine birkaç dakika baktığımı ve onun gözlerinde gerçekten başarılı bir insan olduğunu görmüş gibi davrandığımı anlatıyordu... Bu noktada araya girdim ve gerçekten Scott’un başarılı biri olacağını gösteren “bir şey” görebildiğimi ona söyledim ve onu ikna ettim.
Tüm açık kalpliliğimle söylemeliyim ki, her çocuğun ateşlendiğinde içinde yaşayan devi ortaya çıkartacak bir kıvılcım taşıdığına tamamen inanıyorum...
Ethel Waters’in söylediği gibi; “Allah hiçbir zaman bir döküntü yaratmaz.” Scott örneğinde kıvılcımı gördüğüm için gerçekten çok mutluyum, çünkü ilerleyen günlerde onun iki yaşında iken çeşitli aşağılamalara maruz kaldığını ve gerçekten cesaretlendirilmeye ihtiyacı olduğunu öğrendim.
Eğer sizinki de dahil olmak üzere her çocuğun dünyaya başarmak için geldiğine tüm kalbinizle inanırsanız, gerekli olan bu cesaretlendirmeyi çok daha kolay verebilirsiniz.
Ben her çocuğun bir numara olabileceğine inanıyorum.
Tabii ki her çocuk en hızlı, en büyük, en güçlü, en yakışıklı olamaz. Ben, her güne, o gün içinde yapabileceğinin en iyisini yapmaya söz vererek başlamayı öğrenmiş olan her çocuğun bir numara olabileceğine inanıyorum. Eğer bir çocuk gün bitiminde kendi gözlerinin içine bakarak o gün en iyi vuruşu yaptığını söyleyebiliyorsa, o bir numaradır.
O, dürüstlüğü ve yaptıklarıyla, o gün harcadığı büyük eforu birleştirerek kendisine göre bir numara olabilir, bu yolu izleyerek ileride hayatın tüm alanlarında bir numara olmayı başaracağı kesindir.”

--------------------------------------------------------

AMERİKA’DA BİR AY-4
Zannedersem ailesi her ay kendisine 1000$ yolluyor. Bu sayede geçinip gidiyoruz. Kendisi 18 yaşında ve bilgisayar mühendisliği 1. sınıfta. Benden iki ay önce gelip burada İngilizce kursuna devam etmiş. Yeterli seviyeyi tutturunca okula burslu olarak kabul edilmiş.
İngilizcesi neredeyse benimki kadar iyi.
Buraya geldiğim ilk iki hafta boyunca tek yediğimiz pizza ve hamburgerdi ama yeni evimize yerleştikten sonra mutfak olayını düzene koyduk, şimdi makarna, çorba, sebze, salata, et yani her türlü besleniyoruz. İkimiz de acemi olmamıza rağmen yemeklerimiz de hiç fena olmuyor yani. Evimizde ocak, fırın, buzdolabı, masa zaten vardı. Burada ev kiralarken ‘mobilyasız’ dersen bunlar bulunuyor, mobilyalı evde ilaveten yatak ve koltuk takımları var. Ev, halı döşeli. Amerikalılar’ın evde ayakkabı ile dolaşmaları daha önce garip gelmişti ama, her taraf temiz ve ev temizliği de çok kolay. Türkiye’deki çamur ve çöp yığınları burada alışılmadık manzara. İnsanlara gelince, gerçekten kafaları pek basmıyor, ne de olsa bunların ataları Avrupa’da ipten kurtulmuş, buralara gelmiş haydutlar veya gözlerini para hırsı bürümüş, bir baltaya da sap olamamış insanlar. Fakat güzel bir özellikleri, her zaman güleryüzlüler ve ne zaman karşılaşsalar birbirlerine selam verirler. Üstelik Amerikan filmlerinde görüldüğü gibi ahlaksız değiller. Daha doğrusu şöyle; ahlaksızlıklarını çevreye belli etmiyorlar. Ne yapacaksa kendi evinde yapıyor. Bu yüzden üniversite içinde, kesinlikle, Türkiye’deki kampüslerde olduğu gibi sarmaş dolaş kız-erkek bulamazsınız. Ya paşa paşa oturup sohbet ederler, ya da kız ve erkekler ayrı dolaşır. Hafta içi, uslu uslu çalışırlar, gece erken yatıp sabah erkenden kalkarlar, ama hafta sonuna gelince (Cuma-Cumartesi geceleri) deliler gibi eğlenirler, parti yaparlar. Artık bu, bir hayat tarzı haline gelmiş. Kimse bundan rahatsız olmuyor.
DEVAMI YARIN

* İlim Çin’de de olsa talep edin! Öğrenin!
* Fen ve sanat müminin yitik malıdır. Nerede bulursa alsın!
(Hadis-i şerif)

E-MAİL KUTUSU

Kalpler neden tek
Subject: Bunu oku!...
Selam Muammer abicim
Seni çok seviyorum, pek çok kişi gibi ben de yazılarını kesiyorum, dosyalıyorum, onların bana bazen çok yaradığını söyleyebilirim.
Şu kalplerin neden teke indiğini çok merak ediyorum, açıklarsan çok iyi olur. Bir de sevgi hakkında bu kadar çok şeyi nasıl oluyor da biliyorsun? Yani bunu sana biri mi öğretti, yoksa hepsi senin düşüncelerin mi? Hakikaten merak ediyorum bunu.
Hoşçakal, sevgiler kere sevgiler..
S.E. İst.
Cevap: Stop Köşesi’ndeki yazıları en çok ben okuduğum için!..

Propaganda
From: Zeynep Ay
Subject: Bu mail-i okumadan çöpe atınnn...
Merhabaa
Ben Türkiye Gazetesi okuru değilim... yazılarınızı bir arkadaşım sayesinde okudum.... O arkadaşım her gün yazılarınızı keser ve okula getirirdi... maalesef şimdi raporlu...bu yüzden her gün Türkiye Gazetesi alıyorummm.
Her zaman yazılarınızın umut verici olması dileğiyle...
Kendinize iyi bakın
Cevap: O arkadaşın aslında benim adamım.. Şu anda başka okullarda “propaganda” yapabilmek için size raporlu olduğunu söyledi!.. (Yine de benden duymuş olmayın.)

Bul beni
From: Kübra Özdemir
Subject: bul beni
Sevgili Muammer Erkul,
Sana hayatımın en zor dönemlerinden birinde rastladım. Bul Beni kitabını da o dönemde okudum. İtiraf etmeliyim ki bana çok faydası oldu, mümkünse bana, sana ulaşabileceğim bir telefon numarası verirsen çok sevinirim, umarım bu isteğimi geri çevirmezsin.
Cevap: İyi, al... Buraya sadece senin okuyabileceğin bir numara yazıyorum;.....................!
Halbuki sen yazmış olsaydın numaranı belki de ben şimdiye kadar seni aramış olurdum. Yaa!..

Stoplayanlar
Zeynep Bulut-Seyhan, Barış İşbilir-İzmir, İbrahim Solak-Münih, Aycan Arslan-Ünye, Feyzullah Yıldırım-South Jersey USA, Gül-Bursa, Hatice Tilbaç-Avcılar, Zeynep Doğan-B. Halkalı, N.E. Demir-İst, Ayşegül-Rize, Ayşe Topal-Malatya

3 Kasım Salı
* Latin harflerinin kabulü (1928)
* Balık Mevsimi
* Hazret-i Ömer’in şehadeti (644)
* Tanzimat’ın ilânı (1839)



Stop
Muammer Erkul
03 Kasım 1999 Çarşamba


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile