Belki sırası değil ama, meraklısı için bir adet “KARA” MİZAH!.. [23 Kasım 1999 Salı]



Belki sırası değil ama, meraklısı için bir adet “KARA” MİZAH!..


Adama böyle çark ettirirler, Adapazarı’ndaki Çark Caddesi’ne çevirirler işte...
Oh olsun sana “işi kara!..”



İstanbul’a depremi, İstanbulluya yıkımı-ölümü yakıştırmak?..
Adamın işte böyle anasından emdiğini burnundan getirirler de, televizyon ekranlarında; “Ben manyak mıyım” diye bağarttırırlar!..



Profesör, profesööör;
Çek şu fay hattını 25-30 kilometre daha uzağa... Konuş bakiym.
“-Daha önce gösterilen, fayın Adalar’a çok yakın olmasıydı. Bu sonuç, (17 Kasım Çarşamba) fayın Adalar’ın güneyinden değil, haylice uzağından geçtiğidir. Bunun anlamı, bu fay bir deprem üretecekse İstanbul daha az etkilenecektir...”



Pek iyi sayılmasa da gene idare eder... Bak biz de senin yüzünden evlerde seccadelerle tespihleri bile bulup çıkarmıştık gözüm çıksın!..
Yaptığın bir açıklamada da İstanbul’un değil Tekirdağ’ın rizikolu olduğunu açıklamıştın ya, hehh hee, ne biçim tutuşmuştur şimdi adamlar dimii, anadın mı?..



Neyse canım, onlar da bir yaygara koparırsa, toplar çekersin “kırığını” Şarköy’e-Mürefte’ye doğru, olur biter!..
Onların sesi bizimki kadar hayatta çıkamaz, merak etme... Bidaha da bizimle “uğraşıp” delilik etme!..
Tamam mı hocam?

-------------------------------------------------------

Sadece yoktun veya Can kırıkları

Bu sabah seni çok özlemiştim...
.....
...sadece yoktun!



Sadece “yok”tun;
Yok!
Yok olmanın cinnetini bir tek kişi bilemez;
Sen!
Sen, yoktun...



Bu sabah seni ne çok özlemiştim...
Oysa sen, sadece “yok”tun!



Bir bardak çay bile vardı sigaranın yanında.
Sen... Çay kokulum;
Sen yoktun!



Odam, kızarmış ekmeğe kokmuyordu tenin gibi...
Vallahi bir tek tel bile yoktu yastığımda saçından.
Ve kör olayım görmedim kapıdan süzülüşünü,
Rüzgârını koklamadım.
Ahh!
Canımda cam kırıkları.
Ahh!
Sevmiyorum ayrılıkları...



Sen...
Bu sabah yoktun.
Sen, bana “kızsaydın bile” olsaydın yanımda.
Yorganımı çalsaydın veya sırtımda buz gezdirseydin...
Sen, pencerenin ulaşamadığım kanadını açsaydın, uykularım uçsun diye...
Ama yine de olsaydın!



Canlar mı buz tuttu camlar gibi?
Yoksa camlara yapışanlar mı can kırıkları?..



Duymanı istemiyordum aslında
Ama sen; “sadece yok”tun bu sabah!
Bu sabah seni çok özlemiştim...
Seni çok özlemiştim...
Çok özlemiştim.

--------------------------------------------------------

Heey, bir ses versene!..
Dostlarınızı, sevdiklerinizi sevindirmek mi istiyorsunuz? Veya gönüllerde silinmez izler mi bırakmak istiyorsunuz?
Çok kolay!..
Bir telefon açın, hal ve hatırlarını sorun onlara... Sonra, sır verirmişçesine, iyi olduğunuzu cümlenizin sonuna ekleyin ve gülümseyin... Bütün cümleleriniz gülücüklerle dolu olsun...
Ve havalara mı uçurmak istiyorsunuz karşınızdakini?
Konuşmanın en sonuna “seni seviyorum” diye ekleyin



Sır değil, herkes biliyor karşısındakini nasıl mutlu edeceğini...
Aynı zamanda sır... Saklıyoruz en ulaşılmaz yerlere sevgi sözcüklerini... Gülümsemeleri, ayaklarına taş bağlayıp, denizlere atıyoruz...
Sen biliyorsun... O da biliyor...
Neyi saklıyoruz ki birbirimizden?
Neyi esirgiyoruz?
Ben mutluysam, siz de mutlu olun...
Beni sevin veya sevmeyin...
Hey! Hepinizi çok seviyorum.
Süleyman Eldeniz-Kıbrıs

Sevgili Peygamberimizden...
“Birbirinizi kıskanmayınız! Alış verişte birbirinizi aldatmayınız! Birbirinize dargın durmayınız! Birbirinizden yüz çevirmeyiniz!..

23 KASIM 1999 SALI
* 15 Şa’ban 1420
* Rumi: 1415-Kasım: 16
* 11. ay, 30 gün, 47. hafta. Yılın 327. günü-Kalan gün: 38
* Tarihçi Hammer’in ölümü. (1865)
* Midilli Adası’nın fethi. (1462)
* T ürkiye’de ilk kalp nakli ameliyatı. (1968)
* İstanbul’un müttefikler tarafından işgal edilmesi. (1918)

Varken yoktun aslında
Bir anlamsızlığı adımlamaktı senle yaşanan,
Bam telinde hüznün.
Bir acıyı yorumlamak,
Bir yalnızlığı yudumlamaktı.
Ben sevdanın resmini çizdim sana,
Yani hayatın, yani acının, yani sevincin
Yavru güvercin.
Sana varlığının yansımasını çizdim.
Dilim lâl, kalemsizdim.
Senin sevdan,
Bir acıya eşlik etmek,
Hüznü bulamak umuda,
Çok sesli bir yalnızlık demekti.
Ad koymaktı arayışa,
Direnmekti,
Dönmemekti.
Dönersen sonun olur,
Yokker varsın aslında..
Ömer Karayılan



Stop
Muammer Erkul
23 Kasım 1999 Salı


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile