Kelebek olmayı seçmek [24 Kasım 1999 Çarşamba]



Kelebek olmayı seçmek


Yırt dışına ördüğün ve değerli “denen” ne varsa...
Yırt onları, parçala onları...
Kurtul onlardan;
Kelebeğim...



Veya, mahpus bir tırtıl olarak öl...
Paha biçilmez duvarlarının içinde!



Yırt dışına ördüğün ve değerli bildiğin ne varsa...
Çünkü, değerli olan;
İnancını gezdiren sensin.
Değerli olan;
Kendinsin...



Milyarlarca böcek bir parça ipek uğruna “kurban” edilirken, bazıları kelebek olmayı seçer!



Yırt, dışına örülmüş ve sana, değerli olduğu söylenmiş neyin varsa...
Onlar zaten senin değil!
Yık bütün duvarları;
Ve aç kanatlarını kelebeğim...



Senin olmayan “kozandaki” hiçbir şey de varsın senin olmasın.
İnancın yeter sana...
Çünkü değerli olan...
Elbette değerli olan;
İnancını gezdiren sensin.

-------------------------------------------------------

Posta kutusu

“Susamlı ekmek”
Sn. Erkul,
Köşenizi severek ve ilgi ile takip ediyorum. Bazen çocuksu, bazen olgun ve bilge bir adam üslubu ile yazdığınız satırlar bazen öyle damardan yakalıyor ki “hah” diyorum “işte aynen öyle aynen” diyorum.
“Susuzluğuma umman olasın...
Bir çeşmibülbül sürahi gibi akıtasın içime içinde ne varsa;
Benden dolup, bana dolasın...
.....
Bir mum gibi...
Sarı saçlarını derin karanlığımın ortasında savurur gibi içimde yanışını;
İki uzak kıta arasında dövünen turkuvaz rengi sular söndürür yine...
O sular söndürür ancak!”
Bu satırları bilmem kaç defa okudum. İtina ile yırtılmış, evrak çantamın gözündeki gazete kağıdını dalgaların sahilimi aştığı anda nöbeti gelmiş hastalar gibi ellerim birbirine dolaşarak buluyor, okuyor, özlüyor hem de tarifsiz ve tek dostumla paylaşıyorum; gözyağmurumla...
Sn. Erkul, size bir şiirimi gönderiyorum. Lütfeder yayımlarsanız sevindirirsiniz beni.
Rabbim gönlünüzdeki deli ateşi söndürmesin, kaleminiz sizden çok yaşasın!
Muhabbetlerimle,
“Susamlı ekmek”
(Not: Bahsettiğiniz şiir bana ulaşmadı, haberiniz olsun.)
Ben hani sizi okuyarak hayata
bakışını değiştiren, zaferin durarak değil koşarak elde edileceğini birçok sevgi ailesi üyesinin olduğu gibi yüreğine işlediniz Emrullah.
Şimdi ben bu notla zafere bir adım daha yaklaşıyorum ve size iki adet şiirimi gönderiyorum.
Bu şiirleri size gönderiyor olmam neden mi zafer?..
Zafer, çünkü siz bu şiirleri yayınlasanız da, yayınlamasanız da, okumuş olacak ve benim hislerime bir şekilde ortak olacaksınız. Bence böyle bir saadet hiç te az değil...
Sevgiler kere sevgiler sunar, başarınızın devamını dilerim...
Emrullah Yılmaz

Bir parça umut
Yeni bir güne, yine bir günaydınla merhaba;
Yazılarınızı ancak akşam babamla beraber eve gelen gazete ile okuyabiliyordum. Bugün, internetten, sabahın erken saatinde yazılarınızı taze taze okuma kolaylığını farkettim. Birçok kişi gibi ben de gazeteyi açıp ilk sizin yazınızı okuyor, daha sonra kendime okuduklarımı değerlendirme veya bir düşünce faslı ayırıyorum. Yazılarınız zaman zaman beni buna zorluyor zaten. Çirkin postacı ve bugünkü yazılarınız ve hatta eski yazılarınız bana hep bir parça umut, bir sevgi, bir heyecan tattırıyor... Ve hani o sürekli gelmesini beklediğimiz ve gelmemesinden korktuğumuz o mektupsunuz işte siz... Teşekkür ederim... Şerife Özdemir

Yeşil elbiseli kadın
Merhaba Muammer Bey
Ben uzun zamandır yazılarınızı takip ediyorum ve gerçekten tarzınızı çok beğeniyorum. Bugünkü yazınız da diğerleri gibi çok güzeldi: “Yeşil Elbiseli Kadın” özellikle de sevgi üzerine yayınladığınız yazılar çok hoş. Yazılarınızın ve de başarınızın devamını diliyorum.
Sevgiyle kalın
Esra


Şiir

Veda bile etmeden

Sen gittin denizlerin ahengi de duruldu
Hasretin içimdedir hep tomurcuk tomurcuk
Gidişinle benliğim canevinden vuruldu
Beslediğim hayaller sararıp kaybolacak
Sen gittin denizlerin ahengi de duruldu

Sen gittin siyah siyah ötüştü renkli kuşlar
Etrafımı gölgeler, karanlıklar doldurdu
Dertler böyle zamanda ardı ardına başlar
Ve renklerin cümbüşü gelip benden soruldu
Sen gittin siyah siyah ötüştü renkli kuşlar

Veda bile etmeden çekip gittin zamansız
Yollarda son süratle geçişini izledim
Aşkımıza yazdığım son mektubu vermeden
Yağmurun gözyaşımı silişini izledim
Veda bile etmeden çekip gittin zamansız
İlhan Palalı

Hakiki dost, sıkıntı zamanında imdâda yetişendir.
(Hz. Ali)

24 KASIM 1999 ÇARŞAMBA
16 Şa’ban 1420
*Rumî: 1415-Kasım: 17
*11. ay, 30 gün, 47. hafta. Yılın 328. günü-Kalan gün: 37
*Öğretmenler Günü * Varto zelzelesi. (1975)
*Soğukların şiddetini arttırma zamanı.



Stop
Muammer Erkul
24 Kasım 1999 Çarşamba


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile