Süleymaniye Camii’ndeki devekuşu yumurtaları [10 Aralık 1999 Cuma]



Süleymaniye Camii’ndeki devekuşu yumurtaları


Mübarek Ramazan, insan farklı ve hoş yazılar okumak istiyor değil mi? Peki, bugün sizi yormayacak birkaç satır geliyor İbrahim Refik’in “Tarih Şuuruna Doğru” isimli kitabından. (Ayrıca üç ciltlik bu derleme-araştırma kitaplarını tavsiye de ederim. Gökkuşağı: 0212 653 89 16)



Osmanlı mimarisinin en zarif örneklerinin sergilendiği büyük selâtin (sultanlar) camilerinde örümceğe neden rastlanmadığını hiç düşündünüz mü?
Evlerimizin köşelerinde, tavanlarda ve daha birçok yerde görülen bu ağ ustası hayvancıklar, acaba niçin büyük camilerde görülmüyorlar?



1550’de başlanıp 1557 yılında tamamlanan ve bânisi Muhteşem Süleyman Kanunî’nin adıyla anılan ve Mimar Sinan’ın “kalfalık eseri” olan bu mehabetli (heybet, büyüklük) yapı Süleymaniye Camii’nin restorasyon çalışmalarını yapan bir yetkili, bu konunun şahidi olarak hayretini gizleyemeyerek; “Koskoca camide bir tane örümceğe rastlamadık” diyor.



Süleymaniye Camii’nin avizelerine bakınız. Hem de dikkatlice bakınız. Kandil çanaklarının aralarında rengi kahverengiye dönüşmüş yumrular göreceksiniz.
Bu yumruların birer devekuşu yumurtası olduğunu biliyor muydunuz?
İşte örümceği camilerden uzaklaştıran dahiyane buluş bu yumurtalardır. Birtakım araştırmalar neticesinde örümceğin bu devekuşu yumurtalarının neşrettiği kokudan rahatsız olduğunu keşfeden ecdadımız, bundan tam 400 yıl önce, uzak diyarlardan devekuşu yumurtaları getirterek, camilerimizi koruma altına almışlardır.



Caminin müezzinliğini yapan sayın Hasan Yetim, bu yumurtalardan daha çok bulunduğunu ancak, restorasyon çalışmaları sırasında bir kısmının kırılıp, bir kısmının da çalındığını ve şimdi ise sadece 30-35 adet kaldığını ifade ediyor.
Hasan Yetim, yumurtaların bir diğer öneminin de, Afrika’dan o tarihlerde Osmanlı padişahı olan Kanunî Sultan Süleyman tarafından getirtilmeleri olduğunu söylüyor.



Süleymaniye Kütüphanesi müdürlerinden Muammer Ülker ise, bu konuda hiçbir yazılı belgenin bulunmadığını ancak, sözlü belge olarak bu meselenin günümüze kadar geldiğini belirtiyor.
Bu konunun uzmanlarından, Türkiye’de bir devekuşu çiftliği sahibi Kemal Morgül de, devekuşu yumurtasının kabuğunun koku salgıladığını ve bu kokunun da örümceklerin ağ bağlamasını engellediğini söylemektedir.
(Tercüman Gazetesi, 10.5.1988 ve Sabah Gazetesi, 2.12.1996.)

--------------------------------------------------------

Selimiye’nin söyledikleri

İkinci Selim (veya Sarı Selim) 1566-1574 yılları arasında Osmanlı tahtında oturmuş olan...
Ve büyük usta Mimar Sinan’ın, “ustalık eserim” dediği Edirne Selimiye Camii’ni ona yaptıran padişah.



Bu eser, elbette iftihar edildiği kadar var...
Ve Selimiye’nin bir “lisanı” var.
Caminin emsali görülmemiş tek bir büyük kubbesi var ki;
Allah’ın birliğini anlatıyor...



Pencerelerin beş kademeli olması; İslam’ın şartlarının beş olduğunu gösteriyor...
Bütün pencerelerin 99 tane oluşu; Allah-ü teâlâ’nın 99 ismini söylüyor...
Vaaz verilen kürsülerin dört olması; dört hak mezhep olduğuna işaret ediyor...



Mabedin bütün külliyesinde 32 kapının bulunması; 32 farzı dile getiriyor...
Ve arka minarelerindeki 6 yol; “imanın şartı altı” diyor.



Ayrıca minarelerdeki şerefe sayısı da bu eseri kimin yaptırdığına işaret ediyor.

--------------------------------------------------------

Ş’den...
Kundak, bir gün öleceklerin sarıldığı kefen; kefen, bir gün doğacakların sarıldığı kundaktır.
Karla kaplı yollar bahara gider...



Göklere giden yolu bulmak isteyenler,
Allah’ın Elçisi’nin yerdeki ayak izlerini takip etsin...



Felâketler ayak seslerini duymayanlara geliyorum demez.

10 ARALIK 1999 CUMA
2 Ramazan 1420

Rûmî: 1415-Kasım: 33
* 12. ay, 31 gün, 49. hafta. Yılın 344. günü-Kalan gün: 21
* Gazi Osman Paşa’nın Plevne’de huruç harekatı. (1877)
* Dünya İnsan Hakları günü.

Ramazan
Ramazan mübarek ay, müminlerin balayı;
Hatırla der, suyu bal kaybedilmiş sılayı..
N.F.K.



Stop
Muammer Erkul
10 Aralık 1999 Cuma


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile