Mircem'le Mircam [5 Ocak 2000 Çarşamba]

 

  
Mircem’le Mircam 
 

Bugün size bir “DEYİM”den bahsedeceğim. Hem de YEPYENİ bir deyimden...
Üstelik, binyılın şu ilk günlerinden itibaren de edebiyatımızda, dilimizde ve dünya lisanlarında yerini alacağına inandığım bir deyimden.
Deyim, küçük sözlüklerde şöyle izah ediliyor: “En az iki kelimeden meydana  gelme, bir hikayeye veya bir ünlü söze dayanan ve asıl anlamlarından başkaca  yeni bir anlamı olan söz.”

Mircem’le Mircam’ın zaten kendileri birer hikaye...
Binli yıllar Mircem ile bitti, ikibinli yıllar ise Mircam ile başladı!..
Enteresan;
Çünkü aralarında sadece beş dakika var!

Almanya... Berlin şehrinde bir hastane... Emine hanım anne olurken, Hayri  Doğrusöz de babalık duygusunu tadıyor...
Bu çift, işte ikisi de erkek olan bu ikiz bebekleriyle tarihe geçiyorlar. Çünkü  herkes sokaklarda ve eğlence yerlerinde çılgınlar gibi eğlenmeye çalışırken, bu  genç kadın doğum sancılarıyla kıvranmakta...
Vakit, binyılın son saati,
Zaman, bir çağı daha eskitmiş...
İşte bu “yırtılırcasına” çekilen acının orta yerinde bir küçük ciğer ilk defa  oksijenle yanıyor, bir acı çığlık kopuyor...
Emine’nin anlında boncuk boncuk ter, Hayri’nin kalbi çırpıntılı.
Vakit, binyılın son dakikaları...
Saat, 23.56...
Koca bir binyıl son nefesini verirken, küçük bir bebek ilk nefesini alıyor.
Mircam, “abi” olarak doğuyor.

Dışarda sanki “kıyamet” kopmakta;
Gökyüzünde kuşlara yer kalmamış havai fişeklerden...
Yerde, insanlar arasında “hava bile” kalmamış!
Ve Mircam, binyılın “son dört dakikasıyla” tanışmış oluyor.

Vakit, binyılın ilk saati...
Zaman, bir çağa daha başlamış.
Saat, 00.01...
Bir çığlık daha kopuyor yeni bir on asra “merhaba” dercesine.
Ve Mircem geliyor...

Mircem; Almanya’nın 2000 yılı itibarıyle yürürlüğe girmiş olan yeni vatandaşlık  yasalarından yararlanarak, doğar doğmaz; “Almanyalı Türk veya Türk asıllı  Alman vatandaşı” olmaya hak kazanırken, Mircam’ın önüne formaliteler çıkıyor!..
İki kardeş. Aralarında sadece beş dakika var;
Ama onlar, iki ayrı binyılın insanları!..

Ve aramızda binlerce “Mircam’la Mircem” var ki;
Beş tane 60 saniyecik yakınlıktalar biribirlerine, ama bin yıllık uzaklıktalar!..
Yazık değil mi?
Hangisine bakmalı, hangisini görmeli, hangisine odaklanmalıyız;
Aramızdaki “yok kadar az” beş dakikalık mesafeleri mi, yoksa iki bin yılı ayıran  kalın çizgileri mi?..

İşte deyim tam burda yerine oturuyor;
“Mircem’le Mircam” ifadesi farklı bir anlam kazanıyor...
Mircem’le Mircam’ın kaderi ile “kendilerini biçimlendirmiş” olanlar aramızda  yaşadığı sürece de, “Mircem’le Mircam” deyimi nice dilleri eskitmeye aday  oluyor!..

Keşke farkedebilsek bunu;
Keşke ikiz kardeşler kadar yakın olduğumuza baksak, aramızdaki çizgilere değil...
Ve bilsek ki; her Mircem’le Mircam arasındaki kalın çizgi “insan eliyle”  çizilmiştir, yine bir “insan eliyle” silinebileceği gibi!..

-------------------------------------------------------- 

Mesajlar

*Yeni BİNyılda BİNYILDAN bereketli bir gece; KADİR GECESİ... Ümitsizliğimize  “YOL”, umutlarımıza “IŞIK”, yaralarımıza “MERHEM” olması dileğiyle.
Ferhat Uslu

*Hep sahteye özenir gönlümüz. Oysa gerçekler öyle yakınımızdadır ki farkına  varamayız. P.S.

*Dışarda rüzgar var rahmet yağıyor. Bize de mağfiret olur mu bu gece bilmem.  Gözlerimiz ağlamaklı olsa da yüreklerimize düşürmeliyiz gözyaşlarımızı,  sağlıcakla kalın... Pakize

*Huzur ve sevgi kokan duanız için sağolun. Allah kalbimize ve kabrimize nur  olacak iman versin. İyi, mutlu ve bol gülücüklü günler yaşayın.
Leyla

*Geceyi gündüze katıp hayatla savaşmak yerine, aydınlığa dönelim yüzümüzü,  dua edelim. Hadi yeter artık üşüyen güneşi ısıtalım hep birlikte.
Zeynep-İskenderun

*Kadir Gecesi nur dolu, gördüm rüyamda, Muammer Abim sır dolu, Allah’ım  Leyle-i Kadr hürmetine, Muammer Abimi ve hepimizi koru. Kadir gecenizi tebrik  ederim. Kıvanç*M-E bir rastlantı olmasa gerek. M... Muhammed. E...Emin. Ben o iki harfte bunu  görüyor ve... M-E’yi onun için seviyorum.
Salih Suruç

*Bırakırken kendimi, tüm ihtişamınla belirirsin. Feri kalmamış gözlerimi  ateşlendirirsin. Bir gülücük uçuverir dudaklarımdan. Konar yüreğinin dallarından  birine...
2000’in ilk “Seni Seviyorum”u. Seni seviyorum.. (01-Ocak-00 00:22:42) N.T. 
 


Şiir hediye etmek
Bu kitabı sen tavsiye ettin, içindeki bütün şiirleri okumuş olabilirsin. Ama yine de  ben sana ordan bir şiir yazacağım. Şiir hediye etmeyi seviyorum çünkü...

Ben seni her sabah bu gül bahçede
Çiçekler içinde bekleyeceğim.
Yalnızlık çoğalırken sisli gecede
Umuttan sabır dileneceğim.
Ö.Ünlü

Şiirlerle dolu olsun hep kalbin... Sevgiler kere sevgiler
Pembe Zarflı ASLIHAN
 

Bir kaç mısra
Sizin bende ayrı bir yeriniz var. Bu keşmekeşte güzel beraberliklerin de  olabileceğini öğrendim. Arkadaşlarıma onları ne kadar çok sevdiğimi  haykırabiliyorum artık.
Bundan daha güzel bir duygu var mı?
Dünyayı güzellikler kurtaracak ve sevmekle başlayacak herşey...
Arkadaşımın evinde kitabınızı buldum. Ve bir gecede sahura kadar oturup hemen  hepsini okudum...
Ben de (sanırım sizin gibi) Necip Fazıl hayranıyım. O yüzden bir kaç mısraını size  aktarıyorum:

“Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse,
Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse.”
“Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet, senden habersiz aldığım her nefesten.”
Şimdilik Allah’a ısmarladık. Kendinize iyi bakın, çünkü bütün okuyucularınızla  birlikte size ihtiyacımız var bu sevgi çemberinin ortasında...

Doğuş Bektaş-Yenibosna  

Merhaba,
Sayfanızı sürekli okuyorum. Baktım ki sizin sayenizde insanlarda bir hareketlilik  var, birileri birşeyler yazıyor ve sizinle paylaşıyor, ben boş durur muyum,  yazdığım ilk şiirimi sizinle paylaşmak istedim:

tanem
gözlerimdeki umut siliniyor tanem
akıttığım yaşlarla beraber umut,
ıslanan gözlerimi yasa boğuyor
ve bu yüzden gözlerim yaşlarıma,
ilk defa düşman oluyor
özlemler birikiyor tanem,
bir annenin çocuğunun sesini,
ve bir şeytanın günahı
özlemesi gibi düne ait herşey
özleniyor
tanem,
sözler bitti ve dudaklar sustu ya,
ey ruhumun en güzel sesi!
sen de sustun.
ve seni söyleyen sazımın en sağlam teli!
sen de koptun.
sen de benim gibi yokluğa mı garkoldun...
çekilemeyecek çile yoktur derdin ya,
ne olursa olsun gül derdin hani
ve ben herşeye rağmen
hayata rağmen gülerdim ya
hani o gülen yüz resmi
çoook yakışırdı ya adımın yanına
işte tanem
ben burada bitiyorum
herşey bu kadar diyorum
hayat bu işte
ve aslinda ölüm de bu
birşeyleri anlamanın huzuruyla
sana son kez gülümsüyorum
adımın yanındaki gülen yüz
daha bir manalı bakıyor
ve bu resim adıma,
daha çok yakışıyor
(Tuba Güneş )     

 

 

Stop
Muammer Erkul
05 Ocak 2000 Çarşamba

 

 


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile