Sevgi yetmez!.. [05 Şubat 2001 Pazartesi]



Hani, yeni açan çiçekler renkli yapraklarını büyük bir heyecan ve beğenilme duygusuyla serer ya gözler önüne...
İşte öyleydiler!..
.....
Üç beş gün öncesine kadar "helal" bile değildiler biribirlerine...
Ama şimdi... Hiç kimsenin farketmediğini sandıkları farklı bir "şey" vardı bakışlarında... Bir süre sonra kendilerinin de (diğerlerinde) görebilmeyi, koklayabilmeyi öğrenecekleri bir şey!..



Bense;
Belirmeye başlamış yıldızlara bakarak yürüyen birinin, yoldaki çukura düşmesi gibi;
BOYLUBOYUMCA YUVARLANIVERMİŞTİM, ONLARIN GELECEĞİ'NE!..



Yeni açan bir çiçek gibiydiler; titriyorlardı bakışlar karşısında...
Titriyorlardı gördüklerinde biribirlerini ve titriyorlardı yalnız kaldıklarında!..
Ama, açılmaya da devam etmeleri gerekiyordu.



(Henüz açılmaya başlamış o kadar çok çiçeği seyrettim ki ben...)
Sımsıkı kundağından çıkan bir bebek gibi, tomurcuğu patlayınca hemen hemen hepsinde "kendi rengini gösterme" arzusu belirdi...
"Günyüzünün en güzeli niye biz olmayalım" dürtüsüyle; güneşin altına serip çeyizlerini, eteklerini düzeltmeye...
Ardından dört bir yana kokularını salmaya başladılar...
.....
Renklerini görmüştü herkes.
Çünkü yapraklar, açılabileceği kadar açılmış, bekleme süresi başlamıştı...
Kokularını da duymuştu herkes...
Şimdi, yaymış oldukları renk ve kokularıyla "nasıl" bilindiklerine gelmişti sıra!..



İşte böyle bir durumda... Kendi geleceklerini bina etmeye niyetlenmiş iki kişiyle karşı karşıya gelince insan...
Sanki bir gülü (dalında avuçlayıp) koklamış gibi, mutlu oluyor.
....
Ama, mutlaka bir soru okunuyor bakışlarından...
Gözlerimin aynı noktasına (hem de tam aynı noktadan) bakabilerek heyecanla soruyorlar:
"BU SEVGİ BİZE SONSUZA KADAR YETER, DEĞİL Mİ?.."
"?!.."
Şimdi... İşte şimdi; avuçlamış olduğum ve burnuma götürdüğüm gülün dikenleri yakıyor canımı!..
Aslında; bu dikenler, onların kanını akıtacağı için yanıyor canım!..
"BU SEVGİ SİZE YETMEZ!.." Diyemiyorum.
Ama yetmeyecek, biliyorum!..
.....
"Dağı deldin mi Ferhat? Afferim sana!.. Ama dur!.. Duur, toz içindesin, ııyyy!.. Çık dışarı salondan çık, çabuk!.. Üstünü başını temizlemeden kömür de çıkar bari yukarı... Bir de ayakkabılarımı parlat... Sonra da bir köşede zıbarmadan, girer banyoya yıkanırsın!.."



Sevgi ve saygı kesinlikle AYRI şeyler biribirinden...
Ayrı, ama bitişik; makas gibi...
Ayrı, ama beraber; kanat gibi!..
....
Saygı; uçan kuşun, ikinci kanadı...
Saygı; makasın, onu kesebilir kılan ikinci parçası...
Saygı; bir beraberliği "yürüyebilir" tutan bacağı!..
....
Saygı yoksa, inan; sevgi topaldır...
....
Tek kanadı olan kuşlar uçamaz! Ve;
Birbiriyle ses çıkartır avuçlar!..



Sevgi yetmez...
Sevgi yetmeez, sevgi yeetmeeez!..
Bu konu burda bitmez...
....
Sevgi bir el, saygı diğeri!.. Sevgi bir bacak, saygı diğeri!..
Başınızı kaldırıp kuşlara baktınız mi hiç, ve uçaklara?
Yürüyen askerlere baktınız mı hiç ve dinlediniz mi ayak seslerini:
"Rrrap... Rrrap.. Rap, rap, rap!.."
Durun... Karakorsan'ın adımlarını ise size ben dinleteyim;
"Rapp... TIK... Rap, TIK, rap!.."



Sevenlere sözüm var;
Saygı duyun... Daha fazla saygı duyun sevdiğinize... Daha da fazla saygı dumaya gayret edin.
Seviyorsunuz... Çünkü zaten seviyorsunuz..
Desem de, demesem de... İsteseniz de istemeseniz de, seviyorsunuz zaten. Değil mi?..
Ama işte saygı "birazcık farklı" bundan...
Ve sizin gayretlerinizle paralel.
....
Sevdiğini daha çok sevmek istiyorsan bilmen gereken şu ki;
GÖSTERDİĞİN SAYGI NİSPETİNDE HİSSETTİĞİN SEVGİ ARTACAK!..
....
Hadi bakalım;
Ligler başladı... Bundan sonra "top" sizde!..



Stop
Muammer Erkul
05 Şubat 2001 Pazartesi  


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile