Çıngıllı avize [20 Şubat 2001 Salı]



Çıngıllı avize


Bir evin çatısını tutar gibi; mutlu ve başarılı bir evliliği ayakta tutan ana direkleri saymaya çalışır mısınız?..
Yo, bu sınav sorusu falan değil... Bu sorunun “sizce” cevabı nedir?.. Evlilikten beklenen, evlilikte olması gereken, evlilikte olmasını arzuladığınız şeyler nelerdir?..
Kitapların ne yazdığı önemli değil; “SİZCE” nedir bunlar?..
Yani evlilikte ne olsaydı daha mutlu olurdunuz?.. Eşinizden ayrıca ne beklerdiniz?.. Sizce evlilik nedir?..
Hadi yazalım alt alta:



Evlilik; sevgi ve şefkat alışverişidir...
Başka?..
Evlilik; hayata karşı güç birliği... Dışarıdan gelebilecek zorluklara karşı ortak mücadele edebilmektir... Yalnız kalmamaktır yani...
Başka?..
Aile içinde biribirine zaman ayırmak, karşılıklı öğrenmektir...
Neslini devam ettirme arzusudur...
Çocukların iyi ve başarılı bir insan olabilmesi için eğitilmesidir...



Bunları birkaç kalem daha uzatmak mümkün.
İstiyorsanız dilediğiniz kadar da uzatın zaten... Bu hayatı sizin ve karşınızdakinin daha rahat, daha mutlu ve başarılı bir şekilde devam ettirebilmesi için lüzumlu maddeleri yazın alt alta...
(Yazdınız mı?)
... Ve şimdi, şunu sorun kendinize:
Hayatınızın ne kadarını bu listedeki maddelerin peşinde geçirmektesiniz?
Gerçekten, hayatınızın kaçta kaçını bu listedeki lüzumlular ile takas etmekte ve ne kadarını da maddi-manevi hiçbir değeri olmayan takıntılarla ziyan etmektesiniz?..



Şimdi şunu lütfen sorun ki kendinize;
Kızınız elini kardeşinin havlusuna silmiş ise, ne olmuş yani?..
Salondaki sehpa, televizyona tam dört karış mesafedeki “aslî” yerinden on santim yana kaymışsa, ne olmuş yani?..
Eğer evde tifo, kolera, veba gibi tehlikeli ve bulaşıcı bir mikrop taşıyan kimse yaşamıyorsa... Ve eller yemekten evvel yıkanmışsa, sofranızdaki biri bir diğerinin tabağına, bardağına hatta ekmeğine dokunmuşsa, ne olmuş yani?..



Anlıyorsunuz beni, değil mi?..
Bunları, “birileri bana da sinir olsun” diye değil;
Biraz daha rahatlayasınız, hayata biraz daha mutlu gözlerle bakasınız diye...
Dolayısıyla doktor kuyruklarında biraz daha az bekleyesiniz, biraz daha az muayene ve ilaç parası ödeyesiniz diye...
İnsanlar ile daha köklü (iyi görünen değil) ilişkiler kurabilesiniz diye yazdığımın farkındasınız, değil mi?..



Bana söylemeyin, kendinize sorun.
Kendi listenizde yazılan “MÜHİM”lere ne kadar zaman veriyorsunuz?.. Ama diğer yandan (sizinki dahil hiçbir listeye giremeyecek olan) LÜZUMSUZ DETAY’lara ne kadarını feda ediyorsunuz hayatınızın, tüketiyorsunuz, tükeniyorsunuz!..



Hep; “kaskatı hafakanlara esir olmamayı, birazcık rahat olmayı” tavsiye ettim insanlara...
.....
Rahat ol birazcık;
Çıngıllı avizen olsa da oluur, olmasa da...
Öyle değil mi?
Üstelik, benim çıngıllı avizemin “olmadığını” gören kişi dostum da değildir!..



Bırak işte!..
Tülün altındaki perdenin önündeki güneşliğin püskülünü gören ve bunu başkasına anlatan dilleri eşşek arıları soksun... Sen git, oğulcuğunu okula gönderirken onun kâküllerini okşa!..
.....
Bırak işte!..
Ne olur pembe sabunla mavi sabun yapışmışsa biri birine ve bir sabuna dönüşmüşlerse... Nasılsa erimeyecekler mi biraz sonra, bırak beraber erisinler... Sen git, bu hayatta birlikte eriyeceğin kişiyi bul ve ona sımsıkı sarıl!..



Bana kızma, kendine de kızma...
İllâki kızacaksan, (senden, hayatının üçte ikisini çalan) lüzumsuz uğraşlarına kız!..
Daha doğrusu iki gözünden birini, iki kulağından birini... Aklının ve kalbinin yarısını...
Ama iki gününden birini; yani kendi ellerinle kendi ömrünün yarısını verdiğin, feda ettiğin, ziyan ettiğin, yok ettiğin, mahvettiğin; hakikatten değersiz, gereksiz, lüzumsuz, boş, fuzuli takıntılarına öfkelen...
.....
Bin sene değil ömrün; yarısını ziyan etsen bile 500 senen kalsın!..
Ki bin senen bile olsa, yine de yapılacak bunlardan daha faydalı işler var!..
Öyle değil mi?



Hatta, eğer bana soracak olursan, şunu diyeyim:
Evinin içindekilere zamanını ayır.
Ama bunlar;
Evinin içindeki “İNSANLAR” olsun!

---------------------------------------------------------

Bir şiir...

13.
Seni sevmekten yorulmamak gibi birşey bu / Sesinin teline dokunmak istiyorum / Sonsuz mutluluklara bırakıp bedenimi / Seni sevdiğimi söylemek istiyorum
Her sana gelişimde ufuk olmaktasın / Bakıp eritmektesin sensizliğimi.
Özcan Ünlü

Güzel söz
Adil olmak
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır!
Victor Hugo


Stop
Muammer Erkul
20 Şubat 2001 Salı


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile