Büyüyorsun, büyüyorum; büyüyoruz! [21 Şubat 2001 Çarşamba]



.....
Ya büyümeye uğraşmasaydık böyle kan-ter içinde... Ya konuşmaya uğraşmasaydım seninle, ya mektuplar yazmaya çalışmasaydım sana...
Ve sen; ya okumaya, dinlemeye ve anlamaya savaşmasaydın!..
Yani, ya olmasaydın...
Ya olmasaydın!
.....
Farkında mısın, bilmiyorum... Peki, ben farkında mıyım?
Onu da bilmiyorum!
.....
Ama bilmemiz gereken bir şey var ki, o da şu;
Büyüyorsun!..



Büyümen demek, “GENİŞLETMEN” de demek beni;
İçine DAHA FAZLA hazla hava dolan bir balonun büyümesi gibi yani!..
Anlıyor musun?..
.....
Anlıyorsun, biliyorum...
Her söylediğimi anladığın gibi, bunu da anlıyorsun.



Fark edelim ki artık, büyümektesin...
Ufalmış ne çok elbiseni dağıttık, senin boyuna ulaşmaya çalışan ve gözleri ışıldayan çocuklara, değil mi?..
Sen, daha büyük kıyafetlerin içine girdin ve daha da büyük kıyafetlerin içine gireceksin inşaallah.
.....
Yani, şunu bilmelisin ve benim de bilmem gerekir ki;
Büyüyorsak; kıyafetlerimizin de büyümesidir normal olan...
Ayakkabı numaramızın büyümesidir...
Haftalık harçlığımız ile aylık masrafımızın artmasıdır, salondaki koltukta kapladığımız yerin artmasıdır, tabağımıza konan yemeğin artması ve ortaya sürdüğümüz fikirlerimizin de artmasıdır...
.....
Büyümek; bir anlamda artmak, fazlalaşmak, çoğalmaktır yani...
Büyümek, bir anlamda;
Şu derin boşluğu itmek... Onun içinde kendimize bir yer açmaya çalışmak... Ve boşluk içindeki bu yeni boşluğa kendimizi doldurmaya çalışmaktır.
.....
Ama hepimizin de...
Bu büyümelere, artmalara, çoğalmalara yetecek kadar HAZIRLIKLI OLMAMIZ lazımdır!..



Ordan da, burdan da, şurdan da bakınca gördüğüm ve anladığım şu ki;
Sevgin, alışkanlığın, yardımın büyürken...
Problemlerin de büyüyecek!..
.....
Sürpriz olmaz bu elbette hiç kimseye. Benim için de sürpriz değil. Olsa olsa “bunu sürpriz kabul edişim” sürpriz olurdu!



Yani biliyorum ki, oyuncak bebeğinin süsü koptuğu için ortalığı velveleye vermek artık yetmeyecek sana!..
Veya oyuna dalıp kaza ile altını ıslatmayacaksın, arkadaşların bunu görüp seninle alay etmeyecekler, senin de bütün gün suratını asmana lüzum kalmayacak!..
Uykun geldiği için sinirlenmek yerine, uykun geldiğinde yatıp uyumayı öğreneceksin...
.....
Ama dert ettiğin sıkıntılara basıp basıp geçtikçe bileceğim ki ben; yakında daha sıkı problemlerle toslaşacaksın!..
Ve bileceğim ki...
Ve bileceksin ki, bazen de biri birimiz ile olacak bu toslaşmalar!..
Ben şaşırmayacağım, ya sen?..



Çünkü bileceğiz ki; bizler birer insanız!..
Duygularımız var ve sevgilerimiz var ve tercihlerimiz var ve öfkelerimiz var ve kendi değerlerimiz var ve kendimize ait düşüncelerimiz var...
Çünkü bileceğiz ki;
Bizler, doğrularıyla ve yanlışlarıyla “yeni birer biz” üretmek için yaşamıyoruz!..
Bizler bileceğiz ki;
Herkes özel birer kişiliktir...
.....
Ve zaten özel olan bu kişilere; (bizce doğru olan) YENİ TERCİHLER sunmaktan başka yapabileceğimiz çok fazla bir şeyler olmadığını da bileceğiz...



Senin bunları zaman içinde iyice anlayıp (yeni halleriyle) bana anlatacağını biliyorum... Ayrıca, birkaç cümle sonra sabrının azalacağını ve önündeki satırların ağırlaşmaya başlayacağnı da biliyorum...
İşte o yüzden, bildiğim birkaç şeyi daha özetleyerek noktalıyorum mektubumu.
.....
Biliyorum ki (ve iyi ki) büyümektesin ve de büyümelisin...
Biliyorum ki (ve iyi ki) sen büyüdükçe daha da çok seveceğiz biri birimizi...
Biliyorum ki (ve iyi ki) daha çok tartışacağız zaman içinde seninle...



Biliyorumki ve bil ki, bunların hepsi; büyüdüğüne...
Büyüdüğüme...
Ve BÜYÜDÜĞÜMÜZE birer delil!..



Ve bil ki;
Her zaman aynı fikirde olamasak da... Sık sık, kızsak da biri birimize, tartışsak da...
Ben...
Seni hiçbir zaman...
Dünyadaki hiçbir çocuğa...
DEĞİŞMEYECEĞİM!..



Stop
Muammer Erkul
21 Şubat 2001 Çarşamba


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile