Akıl, boza ve saire... [22 Şubat 2001 Perşembe]



Akıl, boza ve saire...


Biliyor musunuz, ben eskiden de akıllıydım.



Eski deyince “şimdi”den söz açmak gerekti değil mi?..
Şimdi, evet şimdi bu yaşıma rağmen yüzde yüz orijinalim!..
İnanın dişlerim bile porselen değil. Hatta sona kalan şu 4 tane dişim de çıkabilse (birkaç dolguyu saymazsanız) 32’si birden “tamam” olacak...



(Yedi yıla yaklaştı bu köşe başlayalı; pek de övünmedim size değil mi?.. İyi işte, azıcık sıkın dişinizi. Bugün tam sırası!..)
.....
Hem ne var ki bunda?..
Düşündüklerimizi yazmayacak mıyız yani?.. Biz yıllardan beridir “düşündüklerimizi yazdığımız için” alıyoruz herhalde maaşımızı, değil mi?..
Aklımızı zorlayacağız, yeni bir şeyler üreteceğiz, bunları kağıda aktaracağız ve sizler de tahammül lütfederek okuyacaksınız...
Anlaştık mı?..



(Ne diyorduk?.. Hah, hatırladım.)
.....
Biliyor musunuz, ben eskiden de akıllıydım;
Şöyle bir bakıyordum ki etrafıma, üff yani; “emsal” diye bir şey (BİLE) yoktu nerdeyse benim için!..
Bazı konuları iyi bilmediğimin farkındaydım ama, onları da hiç kimseye belli etmemeyi başarıyordum...
.....
Evet eskiden akıllıydım sadece,
Şimdi ÇOK akıllıyım!..
Bu kadar akıllı olduğumu da aslında SONRADAN farkettim, biliyor musunuz?
(İnşaallah siz de farkedersiniz bir gün)
Bağırdım hatta bir gece, karanlıktı...
“Burası” karanlıktı sadece, görür gibi oldum ki; arkası aydınlık!..
“BEENN, MUHTEŞEMİİİM, dedim...
BEN HERKESTEN AKILLIYIM; çünkü hiçbir şey bilmiyorum!..



Bilmemek bana neler neler getirdi, biliyor musunuz?..
(BİLİYOR musunuz?!..)
Bilmemek bana; dinlemeye başlamayı, anlamaya başlamayı, öğrenmeye başlamayı getirdi en başta...
.....
Şimdilik bunlar yeterdi bana zaten...



(Bu idrakin... Yani “en azından bazı şeyleri” bilmediğini anlamanın verdiği rahatlığı, ferahlığı, iç huzurunu düşünebiliyor musunuz?..
Anlayınca bunu, kuş gibi oluyorsunuz!..)
.....
Bilmekten açılınca aklıma geldi;
Kızım dört yaşını bitirmek üzere... Ve inanır mısınız; HER ŞEYİ BİLİYOR!.. (Ben herhangi birinin her şeyi bilebiliyor olmasına çok hayret ederim de, onun için yazdım...)
Söylüyor da, bunu, iyi mi;
“BEN HER ŞEYİ BİLİRİM!” diyor. Bilmediğini söylediği hiçbir konuya rastlamadım şimdiye kadar...
.....
Örnek mi;
Bakın, şimdi dışarıdan bozacı geliyor.
Kış gecelerinin kestaneleri rengindeki sesiyle bağırıyor derin derin;
“Bbooooo zıee!..”
Hiç düşünmemişim şimdiye kadar ve bilmiyorum bozayı niye kışın ve niye geceleri satar bu bozacılar... Ve üstelik niçin “boza” değil de;
“Bbooo zıee” diye bağırırlar...
Sorsam, hemen, şimdi, şıppadanak biliverir, söyleyiverir kızım (her konuyu bildiği gibi); eğer bozacıyı “öcü” zannetmezse!..



“Her şeyi bilen” kızım var ya, o inanılmaz bir çocuk!.. Bildikleri konusunda bana posta koymadığı hiçbir gün hatırlamıyorum...
Babasının, kendi hayatının yedi-sekiz misli kadar bu dünyada yaşamış olması hiçbir şey ifade etmiyor onun için...
Kızım; “BİLDİĞİ HER ŞEYİ BİLDİĞİNİ BİLİYOR” sadece!..
Ben ise, hiçbir şeyi bilmediğimi...
Kızım elbette çok akıllı, ve benden çok daha fazla güveniyor kendine...



Ha, unuttum mu söylemeyi;
Her şeyi bilen kızım “DÖRT YAŞINI” bitirmek üzere!

----------------------------------------------------------

Akıl

* “Akıllı adam hem kitapları, hem de doğrudan doğruya hayatı okur.”
Lin Yutang
* “Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.”
Beydeba
* “Akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerinden yanılmayacaklarını ileri sürmezler.”
Thomas Jefferson
* “Akıllı olmak da bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır.”
Descartes
* “Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım.”
Sokrat
* “Akıllı bir insan kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatin ise birçoğunu bir yana koyar.”
Harry Carns



Stop
Muammer Erkul
22 Şubat 2001 Perşembe


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile