Gülümseyişleri süz bana [26 Şubat 2001 Pazartesi]



Gülümseyişleri süz bana


.........
(Bu yazıdan sonra, gönüller sultanı Hz. Mevlânâ’dan bir hadise aktaracağım.
Biliyorum ki siz çarpılacaksınız!
En derininizden sarsılacaksınız.
Ama önce, hadi birkaç satır
konuşalım...)
.........
Anlamıyorum, sanki herkes tok da, bir ben açım!.. Sanki herkesin bir eli yağda bir eli balda da bir benimki acıya, zehire bulanmış...
Sanki herkesin başına bereketli yağmurlar süzülüyor da bir ben kuraktan kavrulmadayım...
.....
Nedir öyleyse bazılarının derdi?..



Şakacıktan da olsa gülümse biraz; ki şakacıktan da olsa güneş sana da uzatsın kara bulutların arasından ışığını...
Gülümse biraz; insanlara ferahlık ver azıcık...
Gülümse biraz; bir de sendeki kasvetlere ihtiyacım yok ki benim...
Gülümse biraz; gülümsemeyişlerinin alışkanlık haline gelmesinden ürkmeyeyim!..



Gülümseyişler; gülümsemeleri Yaratan’a şükür değil mi?..



Sen bir imbiksin benim için...
Sen bir süzgeçsin...
Sen eleksin!..
Çerine, çöpüne ve ayırıp süzdüğün posalarına ihtiyacım yok ki benim...
Ben senin;
Şerbetine muhtacım!..
.....
Usarenden, balından, kaymağından ver bana!..
Ve, gülümsemelerinden gönder.



Ne ilk çekilmez kişi benim, ne son dik kafalı sen!..
Benim de bir merkez noktam var, ayağımın burnunda; hani “alemin ortası” olan!.. Burdan bakınca, ben de “dünyanın benim etrafımda döndüğüne” yemin edebilirim...
Cö’!..
.....
Yoksa “sobe” mi demeliydim?..



Yalan;
Sen kiimm, bunca iş arasında bu satırları okumak kim!.. İçin; “sana yazdığımı” söylüyorsa bunları, inanma ona! Çünkü için bu harflere bakarak kendisi “yepyeni bir yazı” yazmakla meşgul. Kendi anladığı biçimde!..
O yüzden çarpışıyor bu iki benzerlik!..



Seni neden seviyorum biliyor musun?.
.....
Çünkü biliyorum ki;
Bir gün “kıracaksın” kendi burnunu!..



Sen bir “imbik”sin benim için ve İMBİK OLMAK zorundasın...
Süzgeçsin, eleksin; süzgeç ve elek olmak da zorundasın ayrıca!.
Öyleyse;
GÜLÜMSEYİŞLERİ SÜZ BANA!..



Sadece “sen”liğinle ilgili çer ve çöp sana kalsın. Ve onları toplayıp göm toprağa!..
.....
Şakacıktan da olsa gülümse biraz... Ki şakacıktan da olsa güneş uzatsın kara bulutların arasından ışığını...
Gülümse biraz; insanlara ferahlık ver azıcık...
Gülümse biraz; bir de sendeki kasvetlere ihtiyacım yok ki benim...
Gülümse biraz; gülümsemeyişlerinin alışkanlık haline gelmesinden ürkmeyeyim.



Gülümsemeler; gülümsemeleri de Yaratan’a ŞÜKÜR değil midir?..
.....
Gülümse biraz;
Ki ben de gülümseyeyim!


Hz. Mevlânâ’dan

Gönüller sultanı Mevlânâ Hazretleri, bir gün hizmetçisine;
“Evde yiyip içecek bir şey var mı?” diye soruyor.
Hizmetçinin, evde hiçbir şey bulunmadığını söylemesi üzerine, sevince garkoluyor mübarek ve büyük bir mutlulukla ellerini semaya kaldırarak;
“Allah’ım, sana şükürler olsun ki, diyor...
Şükürler olsun ki evimiz bugün Peygamber evine benziyor!..”


Bize katıl

Yakında sizinle çok eğlenceli bir oyun oynayacağız...
“Bize katıl” oyunu
Hepimiz en azından bir kişiye; “BİZE KATIL” diyebiliriz, değil mi?..
İşte hepsi bu kadar;
Haydiii; Bizee katıııl!..



Stop
Muammer Erkul
26 Şubat 2001 Pazartesi


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile