İlk kadın... [08 Mart 2001 Perşembe]



1 Kadınlara “Özel Gün”
Hangi erkek, hangi sebeple ve niçin bu tarihi belirlemiş bilmiyorum ama, iyi etmiş. Evet, bugün KADINLAR GÜNÜ imiş...
BÜTÜN HANIMLARIN BU ÖZEL GÜNÜNÜ KUTLARIM.



Bugünkü konumuzu çok beğeneceksiniz. Çünkü size bugün ÇOK ÇOK ÖZEL BİR KADINDAN bahsedeceğim...
Sonra bir kadından daha...
Arkasından da
BUGÜN HÂLÂ DEVAM ETMEKTE OLAN... VE HEPİMİZİN GÖZÜ ÖNÜNDEKİ BİR MUCİZEDEN bahsedeceğim...
2 Yüzyıllar süren yalvarma
İlk insan, ilk erkek, ilk peygamber Hazret-i Âdem ile “İLK KADIN” Hazret-i Havva Cennet’ten çıkartılıp yeryüzüne gönderiliyorlar...
Âdem aleyhisselam “Serendib” yani Hindistan’ın güney ucunun doğu tarafında, Hint Okyanusu içindeki Seylan adasına, Havva validemiz ise Arabistan yarımadası Kızıldeniz kıyısındaki “Cidde”ye indirildikten sonra, ikisi de yollara düşüyorlar... Koca bir yeryüzü ve üzerinde biribirini arayan iki insan. Ve başka insan yok!..
Çok sıkıntı çekiyor ve tam 300 yıl dua edip yalvarıyorlar...



Âdem aleyhisselam bir Aşure günü Mekke yakınlarındaki Cebel-i Rahme dağına çıkıyor ve şöyle yalvarıyor:
“Ya Rabbi! Oğlum Muhammed hürmeti için bu babaya merhamet eyle!..”
Ve duası kabul oluyor...



Âdem babamız ile Havva anamız, Arafat Ovası’nda buluşuyorlar... Meleklerin rehberliğinde “Mekke” şehrinin kurulduğu vadiye geliyorlar. Meleklerin yaptığı temel üzerine bir “beyt” indiriliyor ve Hazret-i Âdem ilk tavafını yaptıktan sonra melekler kendisine;
“Haccın mübarek olsun!” diyorlar.
Serendib’e dönen Âdem aleyhisselam daha sonra da tam kırk defa yürüyerek hacca gidip geliyor.
.....
Akıl almaz azgınlıklara başlayanların üzerine kopan Nuh tufanında göklere geri kaldırılan Kâbe’nin temelleri kaybolmuyor ve sonradan gelen peygamberler onu bulup inşa ediyorlar.
3 “Zem! Zem!..”
İbrahim aleyhisselam, kendilerini bu vadide bırakmakla emrolunduğunu bildirdiği zaman;
“Olsun, diyor Hacer validemiz...
Rabbim bize yeter!..”



Ama yanlarında birkaç hurmayla sadece bir kırba su var ve İsmail henüz bebek...
Oğlunu orada bırakan anne, belki bir şeyler bulurum ümidiyle sıcak altında Safa tepesine çıkıyor. Ama bir kuru ot bile bulamayınca bu defa Merve tepesine gidiyor. Ama eline bir şey geçmiyor niye...
Hacer validemiz bebeğini bıraktığı yere döndüğü vakit oğlu İsmail’i bulamıyor ve büyük bir panik halinde Safa ve Merve tepeleri arasında 7 zor koşu yapıyor...
Sonunda tükendiği bir anda, kendisine Cebrail aleyhisselam görünüyor ve o sırada oğlunu farkediyor ki annesi; topuklarının değdiği yerden berrak bir su kaynamakta olduğu halde...
.....
Kaynayan bu suyu biriktirmek istiyor Hacer ana...
Bir yandan suyu perdelemeye çalışıp, bir yandan kendi su kabını yere yapıştırırken, tarifsiz bir telaş ile;
“Zem” (dur) diyor. Hatta haykırmaya başlıyor:
“Zem!.. Zem!..”
4 “Daima akar!.”
Bu sırada Cebrail aleyhisselam tebessüm ederek;
“Bırak aksın, diyor...
Bu su daima akar ve asla tükenmez!..”
.....
Zemzem, susuzları kandırdığı gibi, açları da doyurup dertlilere derman oluyor... Orda iken de onlara yetiyor.
Bu su bir süre sonra göçebe kavimlerin dikkatini çekiyor ve sonunda “keremli vadi” bir şehir olup, adına “Mekke” deniliyor.
5 “... Asla tükenmez!”
Zemzem kuyusu, malûm; Kâbe’nin hemen yanındaki (resimlerinden de görebildiğimiz kadarıyla) neticede bir kuyudur...
Kâbe’yi her tavaf ettikten sonra Zemzem kuyusunun suyundan içmek müstehabtır, sevaptır...
Bu sevaba kavuşmak isteyen hacılar, ayrıca bu su susuzluk gibi açlığı da kestiğinden devamlı bu sudan içerler...
(Suudi Arabistan’ın sıcak topraklarında bir tek ırmağın dahi olmadığını, bir tek akarsuyun akmadığını bir not olarak ilave etmekte fayda var.)
Kâbe’de yılın her vakti misafir var. Ama özellikle Hac zamanında orda sayısız insan toplanıyor. Gazete; “şu an Mekke’de 4 milyondan fazla mümin bulunduğunu” yazdı.



Zemzem kuyusu, neticede Kâbe-i Şerîf yanındaki bir küçük kuyu;
Bunca insan bu suyu içiyor...
Bunca insan bu suyla yıkanıyor...
Bunca insan bu suyu bidon bidon memleketlerine taşıyıp hastalarına içiriyor, ölüm hastalarının ağzına damlatıyor...
Bu su dünyanın her tarafındaki Müslümanların pek çoğunun evlerinde saklanıyor...
Bu su, şimdi de yıllardan beridir her gün motorlarla ve geniş hortumlarla gece gündüz hiç durmadan çekiliyor, çekiliyor, çekiliyor...
Yine de bitmek bilmiyor!..
.....
(S.E. / s. 348) Not: Devamını kendinizin araştırmasını tavsiye ederim.



Stop
Muammer Erkul
08 Mart 2001 Perşembe


Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile