Sözün kısası(!) [25 Ocak 2002 Cuma]



(Her zaman “edebiyat” yapmak gerekmez, değil mi?..
Bazen, eve yeni gelmiş de anlatıyor gibi, veya tanıdık bir dükkana girmiş de ısmarlanan çayı yudumlarken laflıyor gibi konuşabiliriz sizlerle. Şunun şurasında “dün” değil ya tanışmamız!..)

.........

Geçenlerde uğradığım hastanenin kapısında bir kalabalık... Sürtünerek geçtim aralarından. Koridorun sonundaki “ahbabımın” kapısını tıklatıp girdim yanına. Yalnızdı, ama yalnız da kalmak ister gibiydi... Meraklı gözlerimi daha fazla bekletemeyip; “Bi ex’im var da” dedi...
“Burası hastane, dedim. Sen de doktorsun... Normal değil mi bu, yani henüz alışamadın mı bu gibi kayıplara?..”
“Bu hasta, sanki boşu boşuna öldü, gibime geliyor!.. Bak, evi şu işte... Hastanenin dibinde... Camı açıp seslense duyacağız, ama kabul etmiyordu!.. Komaya girdikçe getiriyorlar, normale dönüp gidiyor, ama bize inanmıyordu, ilaçlara inanmıyordu, tedaviye inanmıyordu...
Millet, sıradan bir hastanede muayene için sıra alabilse dünyaları almış gibi olur, ama biz buna yalvarıyorduk, ama o inanmıyordu. Yani, hastanenin sana yakın olması, doktorun ilacın yakın olması hiçbir şey değiştirmiyor; sen, elindeki imkânları kullanmadığın sürece...
Öldü, gitti işte!..” 



Buranın tadı yoktu. Çıktım, ama aklım takılı kaldı...
Sonra, kendisinden çok şeyler öğrendiğim bir başka “öğretmen” geldi hatırıma. Kitap konusu açıldığı zaman, o diyordu ki hep;
“Okumayı bilmeyen biriyle, okumayan kişi arasında bir fark var mıdır?..”
.....
Ben bunu çok düşünür, örnek olarak da çok söylerdim... Ama şu an bambaşka bir ifadeyle çakıldı beynime;
“Hastaneyi ve reçeteleri kullanmazsan, hastaneye yakın bir yerde yaşamanın sana ne yararı olabilir ki?.. 



Hemen arkasından da bir başka nasihat hatırladım; dedemden, veya bir başka büyüğümden...
Cümle nasıldı, biliyor musunuz?..
Aynen demin okuduğunuz örneklerdeki gibiydi... Zaten bunlar hatırlatmıştı bana, şimdi net olarak zihnimde beliren o tembihi;
“Ahiret gününe inanmayan kişi ile, ahirette hesap göreceğine inanmıyormuş gibi davranan kişi arasında ne kadarcık fark var ki?..” 



Lafı uzatmaya gerek yok; mesaj cümlelerin kendi içinde işte. Benim ayrıca bir yorum yapmam da lüzumsuz...
Ha okuma bilmiyorsun, ha okumuyorsun!.. Var mı bir fark aralarında?.. Ve var ise ne kadarcık?..
Ha hastane olmayan bir memlekette yaşıyorsun, ha burdaki doktorların tavsiyelerini yapmıyor verdikleri ilaçları kullanmıyorsun!.. Var mı bir farkı?. Var ise ne kadar?..
Ha ahirete inanmıyorsun, ha ölümünün ardından hesaba çekilmeyecekmiş gibi davranıyorsun!.. Var mı ikisi arasında bir fark?.. Var ise ne kadar?..

.....
(İyi ki, geçen gün hastaneye uğramışım, değil mi?..
Tam da Cuma gününe denk gelen yazı, böylece, kendiliğinden çıkıverdi işte... Değil mi?)



Stop
Muammer Erkul
25 Ocak 2002 Cuma



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile