Fare, fener, öksürük... ...ve Abbas! [30 Ocak 2002 Çarşamba]



Abbas’ı bırak şimdi de; fare fener öksürük; şu demektir ki; sonu gelmeden yazının başını unutacağımdan, “kendime” yazdığım bir nottur!.. Ama, ne desem haklıyım bugünlerde... Yahu, ben... Fener’liyim beaa’biiii!..

.........

Ortalık köhho köhhoo öksürenlerle dolu, yani içim sızlamakta. Limon sarısı Fenerliler içlerinden sökülen kan pıhtılarını tüküremiyorlar bile; (bir de) Galatasaray’lı görünmemek için!..
Lakin, ammavelâkini var bu işin, o da şu: Eskiden, geçmeyen bir kuru öksürük duydu mu insanlar, öyle bir “vahhh” çekerlermiş ki, kabarırmış bütüün hücreleri, rüzgar dolmuş bir yelken gibi... Sonra da titreyen sesleriyle sorarlarmış yanlarındakine;
“Veremli değil mi?..”
Çoğu zaman “evet” bile diyemediğinden, kaçan yaşı gözpınarında zaptedemeyen kişi başını sallarmış sadece, perişan suratıyla...
.....
Şimdi... Şimdi de gene değişen bir şey yok esasında... Geçmeyen kuru bir öksürük duydu mu insanlar, gene öyle bir “vahhh” çekiyorlar ki; sanıyorum rüzgar dolan bir yelken gibi bütün hücreleri şişiyor...
Ardından o “musîbet” soru geliyor yine, fısıltı şeklinde:
“Fenerli, değil mi?..” 



Amca’larımdan birinde (adı lazım değil) çivisi çıkmış bir kedi var!.. Yahu birader, bir kere de kı... (hadi “kuyruğunu” diyeyim de ayıp olmasın) kaldır da gönlüm ferahlasın!.. Bir kere de, “bıyıklarına sürtünerek geçen” fareler iştahını celbetsin, yok... Herif var ya, geçerken bıyıklarına fareler sürtünüyor diye, berbere gidip bıyıklarını kestirmiş; yuh yani, bu kadar olur!..
Olur ama, amcam da laf ettirmiyor hayvana, diyor ki;
“Bu kedi var ya, bu kedii, bir keresinde nah şu kadar bir fare tutmuştu!..”
Anasının gözü yani, hatırlıyorum; amcamın söylediği tarihte bu kediyi bir eldivenin içine sokup bize misafirliğe getirmişlerdi, biir... İkincisi; tarif edilen fare tam tamına yengem kadar, yani yaklaşık yetmiş kilo!.. Amcam “kendiyle” kediyi karıştırıyor olmalı!.. 



Bu şimdi bir “iğne” miydi bizim takıma?.. Evet desem bitürlü, hayır desem musakka!.. Biz ve bütüüün “veremli”ler, kupalarda nal da toplasa, ligi sonuncu da bitirse umardık ki her sene, takımımız Cimbomu devirsin de, sonra canı ne isterse onu yapsın... Yani bir Fenerlinin “olmazsa olmaz” beklentisi şudur ki; takımı, ligin birinci yarısında 3 puan, ikinci yarısında da yine 3 puan almalı... Yeter ki bu 6 puan Gayatasaray’a karşı alınmış olsun. Böyle kanaatkar taraftar hangi takımda var?..
Şimdi, eyy amcamın; fareler takılıyor diye tıraş olmuş kedisi! Bil bakalım bunca insan kuru kuru, kesik kesik soğuktan mı öksürüp durmakta, yoksa acaba bir başka sebebi mi var?..

-----------------------------------------------------

Abbas’ın yolculuğu

(Abbaaas, Abbas!.. Sen de mi gidecektin?)
Geçen gün bir mektup düştü bilgisayarıma Abbas(!)’tan... Diyordu ki; “Abbas yolcu” Cümlenin devamı ise içerdeydi: “Bağlasan durmaz!..” Durma durma. Görürsün yakında hanyayla konyayı!..
.....
Ne demeye çalışıyorum? Şunu:
Gazetemizin en sevilen elemanlarından Ömer bir “suna” bulmuş...
İhlas Koleji’nde; Kalbimizin Ömer’i, kalbinin Suna’sıyla yeni bir hayata BAŞLIYOOR!..
Allahü teala huzur, sağlık, hayır ve bereket ihsan etsin; (Aydoğan ve Söztutan ailelerine samimi tebriklerimi gönderiyorum.)



Stop
Muammer Erkul
30 Ocak 2002 Çarşamba



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile