Dilinden tutuşmak(!) [13 Şubat 2002 Çarşamba]



Sıyrıldım derinlerinden yalanların; yılanların derilerinden sıyrıldığı gibi!..
.....
Geride kaldı herşey, dün gibi!.. Ama gün gibi, aşikârdı; seni sevdiğim!..
Eyy, sevdiğim... 



Ve, boyanmak ister gibi kanından, kınından çekilmişim; sana doğru!..
Ama;
“Kendimle” savaşım!..
.....
Kendim ile savaşım...
Benim, beennn; yenen de, yenilen de... Yerde yatan da paramparça, ve başımda dikilen de!..
Benim, bennn; hem yaralarımı saran hekim, ve hem ağaçta yutkunan akbaba!.. 



Bir gün “zaman” kurtulacak benden; öksürerek veya aksırarak... Artık, nefesine engel, ciğerine çengel olamayacağım!.. Çıkıvereceğim içinden sadece, sadece savrulacağım;
İçimde, senin de kalmanı umarak!.. 



Dedim ya, sıyrıldım derinlerinden yalanların; yılanların derilerinden sıyrıldığı gibi!..
Ama, “senden önce” sarıldım boynuma; cellatımın elindeki yağlı ip gibi!..
Dedim ya; sen isen... Sen iken bile fetihlerin adresi;
Kavgalarım kendimle!..
.....
Hadi, söyle bana biliyorsan; hem kaçıp hem kovalamak nasıl şey?..
Biliyorsan söyle hadi; perişanlık ne demek kendi zaferlerinde?.. Veya, bir vahşi hayvan gibi; yakalamak ne demek kaçmaktaki kendini?.. 



Ve “mekânlar” çatladı ayağımın altında; düşürmek için beni, zamanın karanlığına!..
Dilimi tutuşturdum...
Dilimden yanıyorum... Dilimden... Aahhh, dilimden;
İçimde, sen!.. 



Eyy, sevdiğim; “feda” mı bunun adı?..
.....
Yani, bu karanlık tuzaklardan... Ve fırlatıldığımız uzaklardan... Senden ve benden geriye “ne kalacaksa” taşıyabilmek için... Yani, görebilmek için önümü; yakmışsam kendimi, dilimden; lambaların fitili gibi...
.....
Seninle yanıp karanlıklarda usuul usul; vazgeçmiyorsam yürümekten, görüyorsam geçeceğim yolları...
Yanmak mı, yakmak mı, nedir; yoksa feda mı bunun adı?

......

SORU:

Emin misiniz?.. Siz, şimdi, gerçekten, günün “sevenlerin günü” olması için, tarihin; Şubatın 14’ü olmasını bekleyecek misiniz?..



Stop
Muammer Erkul
13 Şubat 2002 Çarşamba



Yorum ekle

Yorumlarla ilgili bilgilendirmeyi göster


Güvenlik kodu


Yenile